DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bir gazeteye verdiği röportajda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarında büyük üzüntü duyduklarını dile getiren Babacan, şunları söyledi:
"Olayların niteliğine baktığımızda, yarınlara dair kaygılarımız bugünkü üzüntümüzden daha da büyük. Ülkemizde üretilen siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerginlik, hayatın her alanında güvenliğimizi tehdit edecek boyutlara ulaştı. Bireysel silahlanma kontrolsüz şekilde yaygınlaşıyor. Trafikteki pek çok insan, küçük bir kıvılcımla patlamaya hazır şekilde aracını kullanıyor. Gençler için eğitimde ve iş gücünde fırsat eşitliği kalmadı artık. 15-34 yaş arası 24 milyon gencimizin 6,5 milyonu ne eğitimde ne de işte. Küçük yaştaki çocuklar uyuşturucu, sanal kumar, çeteleşme gibi suçlara sürükleniyor. Türkiye'nin acilen bir 'kültür politikası'na ihtiyacı var. Ama en başta da siyasetin dilinin yumuşamasına ihtiyaç var. Başarı üretemeyince sürekli düşman üreten; toplumu gererek, kutuplaştırarak iktidarda kalmaya çalışan bu yönetim zihniyetinin değişmesi gerekiyor."
"Seçimin ne zaman olacağı Erdoğan'ın işine ne zaman geleceğiyle alakalı"
Kamuoyunda giderek daha fazla konuşulan erken seçim ihtimalinin aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan için anayasal bir zorunluluk olduğunu aktaran Babacan, "Şu anda seçim kararını ya Erdoğan tek başına alabiliyor ya da Meclis erken seçim kararı alabiliyor. Ancak Erdoğan'ın tekrar aday olması, Meclis'in 360 oyla erken seçim kararı almasına bağlı. Tekrar aday olmak istediğini rahatlıkla varsayabiliriz. Dolayısıyla bir şekilde bu seçimin Meclis kararıyla ve bir miktar erken olması teknik olarak gerekiyor. Bu erken derken illa altı ay gerekmiyor; seçimi bir hafta bile öne çekseler bunun adı erken seçim oluyor. Fakat asıl seçimin ne zaman olacağı, Erdoğan'ın işine ne zaman geleceğiyle alakalı. Eğer ülkedeki genel şartları uygun görürse, daha erken bir zamanda da yapabilir. Asıl hesap şu olur; beş yıl kazanmak için mevcut sürenin kaç yılını ya da kaç ayını yakmaya razı olacak?" ifadelerini kullandı.
“Yüksek faizin asıl sebebi dışarıdan dövizi cezbetmektir”
Ekonomideki gidişata ve döviz kuruna ilişkin Babacan, "Kuru çok yüksek faiz vererek tutuyorlar. Dünyanın en yüksek faizini vererek dışarıdan Türkiye'ye döviz çekiliyor ve Merkez Bankası'nın döviz rezervi de kuru baskılamakta kullanılıyor. Yüksek faizin asıl sebebi Türkiye'de enflasyonu düşürmek değil, dışarıdan dövizi cezbetmektir. Türkiye'ye dolar veya euro getirenler, dünyanın hiçbir yerinde kazanamayacakları kadar büyük paralar kazanıp gidiyorlar. Peki, burada kâr eden kim? Dışarıdan dövizini getirip faiz alanlar. Zarar eden kim? Kendi alın teriyle, bileğinin gücüyle üretip ihracat yapmaya çalışan KOBİ'lerimiz ve sanayicilerimizdir” ifadelerini kullandı.