Yılmaz, algıların bazen gerçeklerden daha etkili olduğu bir dünyada yaşanıldığını belirterek, medya ve iletişim boyutunun bu konuda önemli olduğunu, AA'nın da bu perspektife katkı sunacağına inandığını söyledi.
Küresel ölçekte spekülasyonların ve kırılganlıkların arttığı mevcut finansal tabloyla karşı karşıya olduklarını vurgulayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Daha adil bir dünya mümkün" sözünü hatırlatan Yılmaz, "Daha adaletli bir dünya finans sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Finansal kapsayıcılığın olmadığı, finansal imkanların belli kesimler tarafından kullanılabildiği bir dünya adaletli bir dünya değildir. 'Daha adaletli dünya' derken, 'Dünya 5'ten büyüktür' derken sadece Birleşmiş Milletler'deki bir reformu kastetmiyoruz. Güvenlik Konseyi'nin yapısının daha demokratik, daha kapsayıcı hale gelmesi elbette önemli ama daha adaletli bir dünya derken daha geniş bir kavramdan bahsediyoruz." ifadesini kullandı.
Cevdet Yılmaz, dünyadaki ekonomik dağılımın daha adaletli hale gelmesinin, dünyadaki kalkınma süreçlerinin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı hale gelmesinin daha adaletli bir dünyanın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, şunları paylaştı:
"Finansın önemli bir payı var, bunu 2008'deki finansal krizde de gördük. O tarihlerden bugüne finans piyasaları bir daha eski günlerine tam olarak dönemedi. Burada da katılım finansın o günden bugüne iyi bir gelişim süreci sergilediğini de söylememiz lazım. İşin özü olarak da şunu görüyorum, gerçeklikten uzaklaşan bir finansal sistem, eninde sonunda balonlar oluşturmaya, patlamaya ve büyük yıkımlar meydana getirmeye müsait bir sistem. Dolayısıyla katılım finans dediğimiz, faizsiz finans dediğimiz sistemler, varlığa dayalı finansal sistemler karşısında giderek güç kazandı. Yeterli mi? Elbette değil, bir gelişim ama tam arzu ettiğimiz noktada da değiliz. Daha istikrarlı bir finansal mimari istiyorsak, varlığa dayalı finansı çok daha güçlü bir şekilde dünyanın gündemine getirmemiz gerekiyor."
Finans sektörü ve reel sektörün aynı resmi tamamlayan iki unsur olarak görülmesi gerektiğini aktaran Yılmaz, "Reel sektörün sağlıklı bir şekilde gelişmediği bir ortamda finansal kesimin de gidebileceği yerlerin sınırları var. Tersi de geçerli, finansal piyasaların derinleşmediği, finansal araçların çeşitlenmediği bir ortamda reel sektörün sağlıklı şekilde büyümesi mümkün değil. Bu iki kesim arasında daha çok diyalog olması gerektiğine inanıyorum. Kısa vadeli fırsatçılıkların ötesinde orta vadeli bir perspektifle, sağlıklı bir büyüme perspektifiyle reel sektörün ve finans sektörünün birbirini tamamlaması, birbirine güç vermesi ve bütün olarak ekonomiyi geleceğe taşıması çok kıymetli." diye konuştu.