Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişi ile ilgili bizim tavrımız çok nettir. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışına katıldı. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada Kahramanmaraş'ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırıya değinerek, "Öncelikle, çarşamba günü Kahramanmaraş ilimizde yaşanan müessif olaydan sonra telefonla aramak veya mesaj göndermek suretiyle üzüntümüzü paylaşan herkese milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hiç kimseye, hiçbir aileye ve topluma böyle acılar yaşatmasın diyorum" dedi.
"Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir"
Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz, evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir.
"Anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların almasına izin verilmemeli"
Bizim 'Dünya beşten büyüktür' şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, çok net söylüyorum, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir.
"Suriye'nin katettiği mesafeden memnuniyet duyuyoruz"
Komşumuz Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara'nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.
"Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit ediyoruz"
Avrupa-Atlantik bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO'nun önde gelen ülkelerinden biri olarak, bu yıl 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesi'ne Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit ediyor, bunun altyapısını şimdiden oluşturuyoruz. Bu vesileyle şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye, Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar Avrupa ile ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. AB'ye tam üyelik hedefimizi korurken, Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz.
Önümüzdeki Kasım ayında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP 31) yine burada, Antalya'da ev sahipliği yapacağız. COP 31 başkanlığımız süresince Sıfır Atık hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız."