Burada konuşan Çiftçi, devletin, kurum ve kuruluşlardan müteşekkil bir yapı olduğu kadar aynı zamanda devletin, adaletin, güvenliğin, özgürlüğün ve kamu düzeninin birlikte yaşatıldığı büyük bir medeniyet terkibi olduğunu belirtti.
Tarihi serencam içerisinde güçlü devletlerin, güç ile adaleti hukuka dayandırarak meşruiyet sağladığını, vatandaşlarıyla aralarındaki güven duygusunu tahkim ederek ayakta kaldığını ifade eden Çiftçi, "Bizim devlet geleneğimizde de 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı hakimdir. Nizamülmülk'ün Siyasetnamesi'nden Ahmet Cevdet Paşa'nın hukuk anlayışına, Selçuklu ve Osmanlı'nın kerim devlet tecrübesinden Cumhuriyetimizin hukuk düzenine kadar uzanan çizgi, adalet ile güvenliğin birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu göstermektedir." dedi.
Çiftçi, İçişleri Bakanlığının yürüttüğü faaliyet ve çalışmaların her birinin, hukukun sahadaki tezahürü olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Asayişten terörle mücadeleye, göç yönetiminden afet yönetimine, siber güvenlikten trafik güvenliğine, afetlerle mücadeleden nüfus hizmetlerine kadar üstlendiğimiz her bir görev, doğrudan hukuk düzeninin korunmasına ve vatandaşlarımızın temel haklarının güvence altına alınmasına hizmet etmektedir. Bu nedenle hukuk politikaları ile iç güvenlik politikalarının birbirinden bağımsız düşünülmesi de mümkün değildir."
"Hukuka dayanmayan güvenlik, kalıcı ve sürdürülebilir değil"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde inşa edilen Türkiye Yüzyılı'nın, ekonomiden kalkınmaya, sağlıktan turizme, savunma sanayisinden eğitime, hukuktan güvenlik politikalarına varıncaya kadar her alanda atılımlar gerçekleştirdikleri bir dönem ve tarihi zaman dilimi olduğunu belirten Çiftçi, güvenliğin sağlandığı bir ortamda özgürlüklerin de güvence altında olduğunu dile getirdi.
Bakan Çiftçi, güvenliğin olmadığı yerde özgürlüklerin korunmasının mümkün olmayacağına dikkati çekerek, "Hukuka dayanmayan bir güvenlik ise kalıcı ve sürdürülebilir değildir. Bu sebeple yeni dönemde güvenlik politikalarımızı hak ve özgürlükleri koruyan, önleyici yaklaşımı esas alan, vatandaş odaklı ve hukuk temelli bir anlayışı esas alarak geliştirmeye devam ediyoruz." diye konuştu.
"Kardeşliğin pekiştirilmesi için daima göreve hazır olduğunu biliyoruz"
Uçum, 1 Ekim 2024'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış konuşmasıyla başlayan "Terörsüz Türkiye'ye geçiş" sürecinin, Türkiye için tarihi bir dönem olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:
"Bu süreç, Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun konuya ilişkin adeta bir yol haritası niteliğinde olan raporu dikkate alınarak, kararlılıkla bir devlet politikası olarak yürütülmeye devam ediyor. Bu bağlamda, bugüne kadar olduğu gibi ilerleyen süreçlerde de bilhassa toplumla bütünleşme aşamasında İçişleri Bakanlığımızın huzurun güçlenmesi ve kardeşliğin pekiştirilmesi için daima göreve hazır olduğunu biliyoruz."