İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Ankara Pursaklar’da güvenlik kontrolü yaparken saldırıya uğrayak şehit olan polis memuru Ali Türkoğlu'na başsağlığı diledi.
Yeni yasama yılının açıldığını, bu yılın sıradan bir yasama yılı olmadığını belirten Dervişoğlu, "Artık seçimlerin arifesindeyiz. Sandık yüzünü göstermiştir. Bu Meclis’te kim ne söylerse, hangi düğmeye basarsa, hangi haksızlığın karşısında durur, hangisinin önünden başını eğip geçerse, millet sandığa giderken hepsini hatırlayacaktır. Biz de söyleyeceğimiz her sözü, vereceğimiz her oyu, takınacağımız her tavrı milletimizin hafızasına emanet edeceğiz" diye konuştu.
Meclis kapanırken, "Meclis tatile girer, İYİ Parti tatile girmez" dediklerini ve sözlerini tuttuklarını söyleyen Dervişoğlu, "Tandoğan’da açtığımız bayrağı, Balıkesir’de Kuvayımilliye'nin meydanına taşıdık. Aksaray’da gazilerimizle, şehit ailelerimizle, milletimizle buluştuk. Sokaklarda, kahvelerde, tarlalarda, camilerde, pazar yerlerinde her yerde milletimizi dinledik. Şimdi meydanlardan aldığımız sesi, sözü ve emaneti yeniden milletin kürsüsüne taşıyoruz" ifadelerini kullandı.
"BU İKTİDAR GÖZETİMİNDE HIRSIZLIKTIR”
Müsavat Dervişoğlu, sermaye piyasalarındaki fon krizinin, münferit bir olay olmadığını belirterek, şunları söyledi:
"Bu bir magazin olayı değildir. Üç beş zenginin yatını, katını, arabasını, servetini sayma meselesi, hiç değildir. Bu, iktidar gözetiminde hırsızlıktır. Tam bir sene önce bu kürsüden borsada, fonlarda küçük yatırımcının sırtından dönen işleri anlattık, uyardık. İlgili kurumlara seslendik. Ardından 2 Aralık 2025 tarihinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi toplandı. Fonlar konuşuldu. Riskler konuşuldu. SPK’nın alabileceği tedbirler konuşuldu. Demek ki bugün kimse çıkıp; 'Devlet bilmiyordu' diyemez. Devlet biliyordu, kurumlar biliyordu, uyarılar yapılıyordu ve aylar boşa geçti. Hepimiz biliyoruz ki bu çapta bir vurgun, siyasetten onay almadan, yargıdan zırh kuşanmadan, bürokrasiden yol bulmadan yapılamaz. Bu devlet yıllardır bize bir şirket gibi yönetiliyor diye anlatıldı.
"SORUMLULUĞU ALMIYORSUNUZ"
Sayın Erdoğan, siyasi hayatınız boyunca milletten yetki istediniz, 'Yapacağız' dediniz. Millet yetkiyi verdi. Bir daha istediniz. Millet yine 'tamam' dedi. Başbakan oldunuz. Cumhurbaşkanı oldunuz. Parlamenter sistemi kaldırdınız. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini kurdunuz. Bakanı siz atıyorsunuz. Valiyi siz atıyorsunuz. Kurulları siz belirliyorsunuz. Üst düzey bürokrasiyi siz tayin ediyorsunuz. Şimdi de çevrenizden; 'Reis her şeye yetişemez', 'Bu kadar iş bir kişiye fazla' sesleri geliyor. Allah aşkına, siz ne istiyorsunuz? Millet yetki verince daha fazla yetki istiyorsunuz ama sorumluluğu üzerinize almıyorsunuz. Olmaz! Her gücün bir sorumluluğu vardır. Mutlak gücünse mutlaka sorumluluğu vardır."
"BİZ KELLE İSTEMİYORUZ HESAP İSTİYORUZ"
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, bu kirli düzenin, bir de kirli çarkının, borsasının blunduğunu ifade ederek, "
"15 Temmuz ihanetinden sonra FETÖ borsasının nasıl kurulduğunu bu millet gördü. Suçlunun parayla aklandığı; suçsuzun siyasi husumetle suçlu ilan edildiği; aracıların, simsarların türediği; adaletin işportaya düşürülmeye çalışıldığı günleri gördük. Şimdiden uyarıyorum, aynı şey bu büyük soygunda da yaşanmasın. Fon borsası yetmedi, bir de aklanma borsası kurulmasın. Üç beş kurban verilip, bu çarkın asıl sahipleri aklanmasın. Biz iktidardan kelle istemiyoruz. Önümüze birinin kellesini atıyorlar hep... Hesap istiyoruz! Hesap yurttaş olarak hesap verilsin istiyoruz. 'Haksız kazançların iadesi' diyerek hırsızın aldığını sözde geri getirip masaya bırakmasını da adalet diye kabul etmiyoruz. Haksız kazançların iadesi yetmez. Haksız ve hukuksuz kullanılan yetkilerin de iadesi gerekir. Milletin yalnızca parası pulu değil, itibarının, haysiyetinin de iadesi gerekir. Herkes çaldıklarını geri verecek. Geri vermekle kalmayacak, hesabını da verecek.