Müsavat Dervişoğlu: "Türkiye Olarak Değişen Konjonktüre Uygun Hareket Etmek Mecburiyetindeyiz"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye olarak değişen bu konjonktüre uygun hareket etmek mecburiyetindeyiz. Reelpolitik anlayışın yeniden yükseldiği bu dünyada duygusallığa, ideolojik takıntılara, hayalperestliğe, kimlikçiliğe, hamasete, romantik heveslere, değerli yalnızlıklara, derinlikli fantezilere yer yoktur. "

SİYASET - 29-03-2026 14:30

"İktidardan beklenen fayda-maliyet analizini doğru yapmaları ve kendi dar eğilimlerinin rasyonel karar alma süreçlerini etkilemesine izin vermemeleridir” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlenen Siyaset Akademisi açılış programına katıldı. Dervişoğlu, konuşmasında şunları kaydetti:

“Bu çatı altında, sekiz hafta boyunca birbirinden kıymetli akademisyenlerin, siyasetçilerin ve uzmanların eşliğinde, Türk milleti için, Türkiye Cumhuriyeti için, bugünümüz ve yarınımız için düşünecek, anlayacak, kavrayacak ve konuşacağız. Kalkınan Türkiye için, konuşan Türkiye için, adil ve müreffeh bir Türkiye için elimizi taşın altına koyacağız. Akademimizin müspet neticelerinden emin olduğumu ve onları dört gözle beklediğimi de şimdiden söylemek isterim. 

Bugün Ukrayna’da, Gazze’de ve İran’da gördüklerimiz ve yaşadıklarımız malumdur. Ancak karamsarlık çare değildir. Biz de karamsar değiliz. Buna, ‘Değişimler hız kazandı’ da diyebiliriz, öyle de tanımlayabiliriz. Ama gel gelelim, ne bu hızlı değişimlere arkasından bakmak yeterlidir ne de bu tespit bize kafi gelecektir. Bir dönem evrensel norm olarak kabul görmüş birçok ilke, göz göre göre itibarsız hale getirilmektedir. Uluslararası hukuk kolayca göz ardı edilmektedir. Küresel ticaret koruma duvarlarıyla sınırlandırılmaktadır.

“Kitleler kendilerini korumak için çareyi milli egemenlik zemininde arıyor”

Başta terör olmak üzere kitlesel göç, dijital manipülasyon, çevre ve iklim sorunları, artık yalnızca belli bölgeleri değil, bütün coğrafyaları etkilemektedir. Tehditlerin kimi, ne zaman, hangi tesiri altına alacağı belirsizdir. Tehlikenin kimin kapısını ne zaman çalacağını öngörmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Ve haliyle sosyal ve ekonomik güvencelerden yoksun kalan kitleler, kendilerini bu tehditlere karşı korumak için çareyi yeniden devlet kapasitesinde, toplumsal dayanışmada ve milli egemenlik zemininde aramaktadırlar.

Bugün ABD’de Trump’ın iktidara gelmesiyle yaşanan budur. İtalya’da, Macaristan’da yaşanan budur. İngiltere ve Almanya’da alternatif sağ partilerin yükselişi bununla ilgilidir. Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise yükselen milliyetçi ve muhafazakar partiler iktidara gelemeseler bile hükümetleri ulus devlet çizgisinde siyaset izlemeye mecbur kalmışlardır.

Örnek verdiğim şey, elbette bu iktidarların mevcut ve olası düşmanca politikaları değildir. Milletlerin ve fertlerin ortak taleplerinden bahsediyorum. Biz de Türkiye olarak değişen bu konjonktüre uygun hareket etmek mecburiyetindeyiz. Reelpolitik anlayışın yeniden yükseldiği bu dünyada duygusallığa, ideolojik takıntılara, hayalperestliğe, kimlikçiliğe, hamasete, romantik heveslere, değerli yalnızlıklara, derinlikli fantezilere yer yoktur. İktidardan beklenen fayda-maliyet analizini doğru yapmaları ve kendi dar eğilimlerinin rasyonel karar alma süreçlerini etkilemesine izin vermemeleridir.

Kurucu teknolojilerin üreticisi değil, kullanıcısı olduk”

Artık yapay zeka ve insansı robotlar çağındayız. Çiplerin, en stratejik ürün haline geldiği bir gerçeklikteyiz. Nadir metallerse yeni yüzyılımızın mevcut ve müstakbel çatışma sebepleri. Yaşanan ve yaşanacak olan gelişmeler bu üç cümle etrafında dahi, çok boyutlu ilişkileri bir arada düşünmeyi zorunlu kılıyor. Uzun asırlardır dünyayı değiştiren ve dönüştüren kurucu teknolojilerin üreticisi değil, kullanıcısı olduk. Dileğim ve Türk milleti adına temennim, bunun bir nihayete ermesidir.”

Günün Diğer Haberleri