Özgür Özel: "Nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçmişte verdiği kararlardan örnekler vererek, "Halen daha da nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var. Bu karara rağmen yükselmeye oradan oraya gezdirilmeye devam etti" ifadesini kullandı.

SİYASET - 18-03-2026 13:45

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptığı "mal varlığını açıkla" çağrısının cevapsız kalmasının ardından CHP Genel Merkezi'nde "Turpun Küçüğü" başlıklı basın toplantısı düzenledi. Özel, şunları kaydetti:

"Bu operasyonların yürütücüsü başsavcı, 2005 Marmara Hukuk’tan mezun olmuş. Önce İzmir, sonra Edirne'de aday hakimlik yapmış. 2011'de yükselmeye layık görülüp Kayseri'ye hakim olmuş. 2014'te Burdur’a, sonra Tekirdağ’a atanmış. 2016'da İstanbul'da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek tesadüflerin değil, kuklaların ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin, bir görevlendirilmişliğin ve görevi yerine getirmenin kişisidir. Tekirdağ'da görev yaptığı dönemde, o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği, on yıl sonra duyacağımız bir bilirkişiyle çok samimi olmuş. Adı Satılmış Büyükcanayakın. O dönemde DSP'li ve DYP'li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler işinin bilirkişisi meğersem oralarda pilot uygulama yapıyormuş. Akın Bey'le birlikte antrenman yapıyormuş. Biri boş koşu yapıyor, öbürü onun önüne top atıyor. Birlikte çalışıyorlarmış. Yolları bir daha Akın Gürlek İstanbul'a gelince kesişmiş. Tekirdağlı bilirkişi, bilirkişileri mahkemelerden, sivil toplumlardan, meslek örgütlerinden ve kamu kurumlarından talep eder, isimler verilir, sırayla ya da kurayla belirlenir. Satılmış Büyükcanayakın İstanbul'a yerleşmiş. 8 bin bilirkişi arasında yerini almış. Akın Gürlek ne zaman bilirkişiyi istese, kuradan Satılmış Büyükcanayakın çıkmış. 8 binde 1 ihtimal, 15 kez üst üste hayata geçti mesela. 15 kez bir bilirkişi kurası çekilmiş ve Satılmış Büyükcanayakın çıktı. Bu kişi, başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği, itiraz edilen bilirkişinin ‘herhangi bir kamu zararı yoktur, suç yoktur’ dediği yerde, örneğin Ahmet Özer’e ‘doğrudan ilişkisi olmamakla birlikte Belediye Başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir’ deyip, kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir. Üç kere başka bilirkişilerin ‘yok’ dediği dosyalarda, Akın Bey’in kurasıyla geldiğinde uygun ifadeler verebilmiş ve belgeler düzenleyebilmiş kişidir.

"Adalet, hukuk, milletin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi"

Adalet Bakan Yardımcılığı geçici bir dinlenme bir ödüllendirme daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Sayın Erdoğan ‘AK Parti Yargı Kollarına’ ihtiyaç duyunca kanuna aykırı olarak çünkü kanunumuz diyor ki, ‘bir hakim savcı siyasete girerse oraya geri dönemez.’ Görevden ayrılış kararı yok, göreve kabul kararı yok, bilmem ne yok. Bir imzayla alıyorlar, bir imzayla koyuyorlar gerisini geriye. 2 Ekim 2024 günü bu şartlar altında İstanbul'a başsavcı olarak atandı. Tek beklenti Ekrem İmamoğlu'nun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Adalet, hukuk, milletin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi. Kurulan paralel yargıya da tek vaadi ödüllendirileceksiniz.

"Havuz yapmışlardır, Binali Bey misali"

Havuz yapmışlardır, Binali Bey misali. Arkadaşlar, bilmeyen mi var ya? Bu salonda bilmeyen mi var? Ne demek havuz medyası? TMSF satarken, Sabah'ı ve benzer elindeki basın yayın organlarını Binali Bey, kamu ihalelerinden para kazanan herkesten bir havuz yaptı; buraları almadı mı? Almadıysa Allah benim belamı versin. İnkar edenin belasını versin. Havuz medyasının ne olduğunu, o kurumlarda çalışan muhabirinden kameramanına, en tepesindekine kadar bütün Türkiye herkes bilmiyor. Bir havuz vardır.

"Mehmet Yıldırım'ın ev hapsi kaldırıldı"

Yener Toruner adlı İBB davasından tutuklu, daha önce İBB’den ihale almış bir şirketin mali işlerini yapan bankadan parasını çeken kişi tutuklu. Bu kişinin oğluna bir avukat gidiyor. Avukat diyor ki: ‘Baban bu iddianameyi, bu itirafnameyi imzalayacak.’ Çünkü para bulamıyorlar ya. Paralar verdim. Şu kadar da para vereceksiniz. Baban hafta ve perşembe serbest kalacak. Çocuk kendi bu laflara inanamıyor. Ailesiyle birlikte bunları dinliyor. O sırada inansın diye savcıyla da telefonda konuşturuluyor. Ben de savcının telefonda dediklerini kayda alıyorum; kuydu, carttı, curtu, hepsini topluyorum. HSK’ya götürüyorum. Ve diyorum ki: ‘Bir tutuklunun ailesine iftira artı para karşılığı serbestlik teklif etti bu avukat.’ Bakın hangi tutuklu olduğunu söylemiyorum. O gece yapılan operasyon. O avukatın konuştuğu kişiyle ben ilgilenmiyorum. Konuştuğu kişiyi Artvin’de yayla evinde jandarma arıyor. Çocuk ertesi gün Artvin’de teslim oluyor. İstanbul’a getiriliyor. Bu sırada adını verdiğim avukat, yani bakın ben Mehmet Yıldırım diyorum, savcı Mehmet Yıldırım’ın konuştuğu kişiyi kendi biliyor.

Günün Diğer Haberleri