CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"Maalesef bayramların bayram gibi kutlandığı bir ülkeyi özledik. Ben Manisa’daydım. Bayramda yüzlerin gülmediğini, savaşın ürküttüğünü ama yoksulluğun bel büktüğünü; eski bayramlar, eski alım güçleri, emekli ikramiyesiyle bir evin alınabildiği, iki memur çalışınca beş yıl sonunda bir aracın alınabildiği günlerden; babadan, dededen miras değilse artık ev almanın, araba almanın memurlara, ücretlilere, beyaz yakalılara hayal olduğu; asgari ücretlilerin ve üstünde biraz alanların açlık ve sefalet çektikleri, emeklilerin de tarihin en büyük, en acımasız, en dayanılmaz yoksulluğuna terk edildiği bir süreçte tarihin en büyük vefasızlığını gördüklerini konuştukları bir bayramı geçirdik.
Eski bayramlarla ne karşılaştırılsa hep gerisindeydi. Ama herhalde bu bayramda en çok kulağımda kalan şu cümleydi: Herkesin çocuğu kendinden uzun. Herkesin kızı kendinden güzel ama herkesin evladı kendinden yoksul. Bizim işimiz vardı. Bizim maaşlarımız vardı. İyi kötü geçinebilen bir gelirimiz vardı. Ama çocuklarımız güvencesiz; herkesin evladı kendinden yoksul. Bu düzeni değiştirmeliyiz. Vatandaşların çoğu bayramı şeker tadında geçiremedi. Eskiden kalabalık ailelerin bereketli sofraları kurulurken, kriz ve geçim sıkıntısı bayramın ana gündemiydi. Her alanda sorunlar var. Çünkü karşımızda dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidar var."
"Sadece 2 ayda ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor"
Şubat ayı bütçe rakamlarının açıklandığını söyleyen Özel, 2026 yılının ilk iki ayında bütçeden tarıma 2 milyar destek verildiğini ancak faize 640 milyar lira ayrıldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Ocak ve şubat ayında tarıma ayırdığımız paranın 320 katını faiz ödemesine ayırıyoruz. Yani sadece 2 ayda ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor. Çiftçimiz toprağa küstü. Üretip sattığıyla maliyetlerini karşılayamıyor. Hakkı olan desteklemeyi alamıyor. Vatandaş ucuz ve sağlıklı gıdaya erişemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında yeni bir aşamaya daha geldik. Bu aşama Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne çıkmasıdır. Türkiye’den gıda enflasyonunun yüksek olduğu iki ülke var dünyada. Bunlardan biri İran savaşta, bir diğeri Güney Sudan büyük bir iç savaşın içinde. Güney Sudan ve İran’dan sonra gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeyiz. Arkamızda Arjantin var. Onun arkasında Burundi geliyor. Burundi’nin arkasında sıralanan ülkelerin haritada yerini gösterebilecek sayısı çok az. Ve bu ülkelerde bile Türkiye’den daha az bir gıda enflasyonu var.
Eğer çiftçinin durumu düzelmezse, hayat pahalılığının yanı sıra yeni bir gıda krizi çıkacak. O yüzden acilen dünyada belli ülkeler hızla başladı: Mazot ve gübre desteği vermek gerekiyor. Çünkü Hürmüz Boğazı’nda yaşanmakta olan sıkıntı hem akaryakıt fiyatlarını çok yükseltti hem de gübre üretiminde çok büyük bir kriz var. Türkiye’nin tam da bahar ayları gelip de ekim zamanı gelirken çiftçisine mazot ve gübre desteğini bir an önce hayata geçirmesi gerekiyor. Çiftçilerin geçen seneden kalan borçları, borçlarının faizleri bitmedi. Ziraat Bankası günde üç çiftçiye zirai kredi veriyor. Başvuruların yüzde 98’inin geri dönüp ya başka bankalara ya bankanın yüksek faizli kredilerine yönlendirildiği bir süreçteyiz.