Yapay zeka altyapısında 31,6 trilyon dolarlık yatırım yarışının rotasını "elektrik" belirleyecek

Küresel veri merkezi yatırımlarının, yapay zekaya yönelik talebin etkisiyle 2026-2050 döneminde 31,6 trilyon dolara ulaşması beklenirken, yatırımların yönünde yeterli, güvenilir ve uygun maliyetli elektriğe erişimin belirleyici olması öngörülüyor.

TEKNOLOJİ - 03-09-2026 12:04

PricewaterhouseCoopers'ın (PwC) "Küresel Veri Merkezi Görünümü 2026-2050" raporundan derlediği bilgilere göre, veri merkezi binaları ile sunucu, depolama, ağ ve gelişmiş işlemci ekipmanlarını içeren yatırımların bu yıl yaklaşık 800 milyar dolar seviyesinden 2030'da 1,1 trilyon dolara, 2050'de ise yıllık 1,8 trilyon dolara yükselmesi bekleniyor.

Böylece, yatırımların 2026-2050 döneminde toplam 31,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Yapay zeka talebinin mevcut elektrik şebekeleri üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilirken, planlanan yatırımların hayata geçirilmesinin elektriğin veri merkezlerine ne kadar hızlı ve güvenilir ulaştırılabileceğine giderek daha fazla bağlı olacağı değerlendiriliyor.

Üretim kadar şebeke altyapısı da kritik

PwC, veri merkezi yatırımlarının hangi ülke ve bölgelere yöneleceğini belirleyecek başlıca faktörler arasında elektriği ilk sıraya koyuyor.

Rapora göre, büyük ölçekli veri merkezleri için uygun maliyetli, güvenilir ve düşük karbonlu elektriğin yeterli miktarda sağlanması birçok pazar açısından karşılanması en zor koşullardan biri haline geliyor.

Özellikle iletim kapasitesi, trafo merkezlerine erişim ve transformatörlerde yıllara ulaşabilen tedarik süreleri, yeni projelerin nerede ve ne zaman devreye alınabileceğini belirleyen darboğazlar arasında yer alıyor. Bu nedenle ülkelerin yalnızca yeni elektrik üretim kapasitesi oluşturması değil, üretilen elektriği veri merkezlerinin bulunduğu noktalara taşıyabilecek şebeke altyapısını da aynı hızda geliştirmesi önem kazanıyor.

Bazı veri merkezi işletmecilerinin tesislerinin bulunduğu alanlarda kendi elektrik üretim kapasitelerini geliştirmeye başladığına işaret edilen raporda, bunun tekil projelerin ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabileceği ancak sektörün geniş ölçekli büyümesi için gerekli şebeke yatırımlarının yerini alamayacağı belirtiliyor.

Yapay zeka iş yüklerinin daha enerji yoğun işlemcilere dayanması da elektrik altyapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Raporda, geleneksel bulut altyapısının ağırlıklı olarak merkezi işlem birimlerine (CPU) dayanmasına karşılık, yapay zeka iş yüklerinde kullanılan grafik işlem birimleri (GPU) ve hızlandırıcıların daha fazla enerji tükettiği ve daha hızlı bir teknolojik yenilenme döngüsüne sahip olduğu ifade ediliyor.

Sunucu ve GPU'ların genellikle 4-6 yılda bir yenilenmesi gerektiği belirtilirken, bilgi ve iletişim teknolojileri ekipmanlarının toplam veri merkezi yatırımlarındaki payının bu yıl yüzde 70'ten 2050'de yüzde 93'e yükselmesi bekleniyor.

PwC, her 1 dolarlık veri merkezi inşaat yatırımının ilerleyen dönemde yaklaşık 12 dolarlık bilgi ve iletişim teknolojileri ekipmanı yatırım ihtiyacını beraberinde getirebileceğini hesaplıyor.

Yenilenebilir enerji, yatırım rekabetinde avantaj sağlıyor

Elektriğin kaynağı ve maliyeti de veri merkezi yatırımlarının coğrafi dağılımında giderek daha fazla önem kazanıyor.

PwC analizinde, rekabetçi fiyatlarla yenilenebilir elektrik sağlayabilen ülkelerin veri merkezi yatırımlarını çekme açısından avantaj kazanabileceğine işaret ediliyor.

Bu kapsamda Şili, güçlü güneş enerjisi kaynaklarına dayalı rekabetçi elektrik fiyatlarıyla, Kanada ise istikrarlı şebekesi ve yenilenebilir enerji altyapısıyla öne çıkan pazarlar arasında gösteriliyor.

Avrupa'da ise yenilenebilir enerji ağırlıklı elektrik sistemleri ve veri merkezlerinin soğutma ihtiyacını azaltan iklim koşulları İskandinav ülkelerine avantaj sağlıyor.

Bu çerçevede yapay zeka yatırımlarındaki rekabetin yalnızca veri merkezi binaları, gelişmiş işlemciler ve sermaye üzerinden değil, bu altyapıyı uzun yıllar boyunca çalıştırabilecek elektrik üretimi ve şebeke kapasitesi üzerinden de şekillenmesi bekleniyor.

Küresel yatırımların bölgesel dağılımında Amerika kıtasının 2050'ye kadar 16,5 trilyon dolarla ilk sırada yer alması beklenirken, bunun 15,1 trilyon dolarının ABD'de gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Böylece ABD'nin küresel yatırımların yaklaşık yüzde 48'ini tek başına çekmesi öngörülüyor.

Asya-Pasifik'te ise aynı dönemde 8,2 trilyon dolarlık veri merkezi yatırımı bekleniyor.

Veri egemenliği Türkiye'ye yatırım fırsatı oluşturabilir

Raporda, ülkelerin veri egemenliğine yönelik politikalarının da yatırımların küresel dağılımını değiştirebileceğine işaret ediliyor.

Güçlü iç talebe sahip ancak mevcut veri merkezi kapasitesi daha sınırlı ülkelerin daha fazla yatırım çekebileceği değerlendiriliyor.

Hükümetler ile finans, sağlık ve kamu hizmetleri gibi düzenlemeye tabi sektörlerin kritik verileri ve yapay zeka iş yüklerini yabancı ülkelerdeki altyapılar yerine kendi sınırları içinde barındırmaya daha fazla yönelmesi halinde, yatırımların ülkeler arasındaki dağılımında değişiklik yaşanabileceği öngörülüyor.

Avrupa'nın toplam yatırım görünümünün ana senaryoya yakın kalması beklenirken, yatırımların ülkeler arasında yeniden dağılabileceği öngörülüyor.

Raporda, İngiltere'nin kamu ve finans sektörlerinin büyüklüğüyle öne çıkabileceği belirtilirken, kritik veri ve yapay zeka iş yüklerinin ülke içinde barındırılmasına yönelik ihtiyacın artması halinde Türkiye ve Polonya'nın bu senaryoda daha fazla veri merkezi yatırımı çekebileceği değerlendiriliyor.

Günün Diğer Haberleri