Dünya
Giriş Tarihi : 08-06-2022 12:12   Güncelleme : 08-06-2022 12:13

Avrupa'da ortak savunma hayali zorluklara rağmen sürüyor

Danimarka'nın son hamlesi gibi, Avrupa ülkeleri kıtaya yönelen güncel tehditler karşısında savunmada bir araya gelme refleksi gösterirken Avrupa Birliği'nin (AB) bu alandaki politikası sınırlı araçlar sunuyor ve işlevsellik arayışı sürüyor.

Avrupa'da ortak savunma hayali zorluklara rağmen sürüyor

Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası'nın (CSDP) temelleri, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da "birlik" kurma arayışı sırasında Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa ve İngiltere'nin Brüksel Paktı altında kolektif savunma için bir araya gelmesiyle atıldı. Pakt, ABD, Kanada, İzlanda, İtalya, Portekiz ve Danimarka'nın da katılmasıyla yerini NATO'ya bıraktı.

Avrupa'da "birlik", ekonomi temelinde ilerlerken yıllar içinde kendini dünyadaki en büyük ekonomik blok olarak konumlayan AB, savunma ve güvenlik alanlarında NATO ve ABD'den bağımsız hareket edemeyen bir yapıya büründü. Ancak "Avrupa'nın Avrupalılarca savunulması", şu ana kadar süren ve özellikle kriz zamanlarında masaya tekrar tekrar getirilen bir fikir oldu.
Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası'nın oluşumu ve kapsamı

Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından iki Almanya'nın birleşmesini takip eden süreçte üye ülkeler, o dönem Avrupa Toplulukları adı altında anılan Birliği derinleştirmeye karar vererek, 1992'de imzalanan Maastricht Antlaşması'nı imzaladılar. Bunun gereği olarak, yıllar içinde parasal birlik tamamlanıp, AB vatandaşlığı oluşturulurken ortak dış, iç, adalet politikalarının yanı sıra güvenlik ve savunma politikaları da belirlendi.

Aynı yıl üye devletler, ortak güvenlik ve savunma kapsamına girecek görevleri "Petersberg Görevleri" adı altında belirledi ve bunların insani yardım ve tahliye görevleri, "barışı koruma" (peace keeping) görevleri ve kriz yönetimi de dahil olmak üzere muharip unsurların "barış yapma" (peace making) görevleri olması kararlaştırıldı.

Ancak AB'nin 1990'lı yılların ortalarından itibaren Balkanlar'da yaşanan etnik çatışmalara müdahale edememesi bu hedeflerin işlevsizliğini gözler önüne serdi.

AB'nin ilk saha operasyonları, 1 Ocak 2003'te Bosna-Hersek'te AB Polis Misyonu ile başladı. Bunlar, daha sonra yine Bosna Hersek, Makedonya, Kongo'da barışı koruma operasyonu gibi çoğunlukla küçük çaplı ve kısa süreli, NATO imkanlarının kullanıldığı ya da daha önce Birleşmiş Milletler veya NATO tarafından yürütülen operasyonların devralınması şeklinde gelişen türde oldu.

CSDP'yi şimdiki zeminine oturtan ve 2009'da yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması'nda politika kapsamında silahsızlandırma, insani yardım ve kurtarma, askeri danışma ve yardım, çatışma önleme, savaş sonrası istikrarı ve barışı koruma görevleri tanımlandı.

Bugüne kadar 37 operasyon düzenleyen AB, halihazırda 11 sivil, 7 askeri olmak üzere 18 operasyon yürütüyor.

Güvenlik boyutuyla ilgili yaşanan bir diğer gelişme de 2004'te Avrupa Savunma Ajansı'nın kurulması oldu. Ajans, kriz yönetimi için savunma alanındaki yeteneklerin geliştirilmesi, üye devletlerin savunma sanayilerinin güçlendirilmesi konularında faaliyet gösteriyor.

AB'nin 2018'de ortaya çıkan, katılımın gönüllülük esasına dayandığı Yapılandırılmış Daimi İş Birliği (PESCO) adı altında güvenlik ve savunma alanında birlikte hareket etmeyi amaçlayan projeleri de mevcut.

Bu kapsamdaki son örnek mart ayında kabul edilen Stratejik Pusula oldu. AB'nin kriz yönetimindeki rolünü güçlendirmek, savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesi, krizlere mukavemet göstermesinin sağlanması ve üçüncü ülkelerle ortaklıklar kurulması hedeflerini belirleyen belge, 5 bin kişiye kadar çıkabilecek "hızlı intikal kuvveti" oluşturulmasında anlaştı. Kara, hava ve deniz birimlerinden oluşacak, düzenli tatbikatlar yapacak kuvvetin konuşlandırılması için karar 27 üyenin oy birliği ile alınacak ve her üye ülkenin personel göndermesi gerekmeyecek.