Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Artık bölgemizin savaşlara, işgallere, teröre ve iç savaşlara tahammülü kalmamıştır. Bizler bölge ülkeleri olarak bölgesel barış ve istikrarı güçlü bir bölgesel sahiplenme vizyonuyla hayata geçirmek zorundayız. Bu vizyonumuzu ana hatlarıyla ortak çıkar alanlarında daimi ve sonuç odaklı bir diyalogla, bölge ülkelerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygıyla, etnik, kültürel ve mezhepsel çeşitliliğin birleştirici bir unsur olarak görülmesiyle, bölgesel aktörlerin savunma kapasitelerini birbirlerine karşı değil, birbirlerinin güvenliği için bir araya getirmesiyle, bölgemizde devlet dışı aktörlerin kullanılması arayışlarından bütünüyle vazgeçilmesiyle, neredeyse bölgemizdeki tüm sorunların temel kaynağı olan Filistin meselesinde iki devletli çözüm yönündeki meşru beklentiyi behemehal hayata geçirebiliriz" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışına katıldı. Fidan yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
"Belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru, geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir. Tam da bu amaçla küresel ve bölgesel meseleler Antalya'da tüm yönleriyle masaya yatırılacak, çözümler ortak akıl ve hikmetle burada şekillenecektir. Her gün şahit olduğumuz gibi birbirini tetikleyen eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıyayız. Burada söz konusu olan yalnızca krizlerin ve jeopolitik sınırlamaların çoğalması değil. Asıl mesele, belirsizlik ve krizin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp bizzat çağımızın baskın bir karakteri haline gelmesi.
Geçtiğimiz yıl forumumuzun gündemine, devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkileri oturmuştu. Bu yıl ise yine bölgemize küresel etki üreten İran savaş eklendi. Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma bölgemizi, yakın tarihinin en ciddi sınanmalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte insanlık, savaşın kazananının olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir. Şüphesiz bu savaştan başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır. Ancak böylesi dönemlerde ilk ve acil görev ateşi söndürmektir.
"Ateşkesin tam olarak uygulanması samimi temennimiz"
Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir. Başta Sayın Pakistan Başbakanı olmak üzere bütün emeği geçen kardeşlerimize en içten teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz. Fakat sağlanan bu sükunet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Özellikle son üç yılda Gazze'deki soykırımla başlayan, ardından Lübnan ve Suriye'ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı, küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa, tüm dünyada istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun 'Dur' demesi gerekmektedir.
"Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez"
İnsanlık ödediği ağır bedellerin ardından şu hakikati yeniden hatırlamaktadır. Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez. Onları sadece erteler, derinleştirir ve daha da yıkıcı hale getirir. Uluslararası toplumun önünde artık ertelenemez bir vicdani muhasebe bulunmaktadır. Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar, almamız gereken tutumlar var. Barış süreçleri düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır. Uluslararası toplum tarafından güçlü bir irade ile sahiplenilmeli, süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemelidir.
"Sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen ender ülkelerden biri Türkiye"
Bu kriz haritasının neredeyse tamamında sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, arabuluculuk rolü üstlenebilen ender ülkelerden biri Türkiye'dir. Burada mesele teknik anlamda arabuluculuk rolü üstlenmenin çok ötesindedir. Bölgemizin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreğimizde hissediyor, her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavrıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşı altına koyduk, koymaya da devam edeceğiz. Bu yolda Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonu istikametimizi belirlemeye devam edecektir.















