İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dervişoğlu'nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:
"Bu akıl ve ajandayla saray dehlizlerinde kazılan şey siper değil, cumhuriyet’in mezarıdır"
"106 yıl önce Türk milleti olarak, bir varlık-yokluk savaşı ile karşı karşıya kaldık. Bu direnişi yalnızca silahla, savaşla, öfkeyle yapmadık. Millet olarak ruhumuzu saran özgürlüğün; kardeşçe sevgiden, birlik ve beraberlikten türediğini her zaman bildik. Biz direnişimize başlarken unutulmasın ki önce Meclisimizi kurduk. Anadolu’da yürekler, siperde bilekler birleşebilsin diye Meclis'te akılları birleştirdik. Türk milletinin varoluş mücadelesi, kurtuluş ve kuruluş felsefesi Meclis'te somutlaşmıştır. Türk milleti gururludur, vatan tehlikedeyse kenetlenmeyi bunun yolunun ise istişare ve müzakereden geçtiğini bilir. Bağımsızlığa ve refaha ulaşmak için, ortak aklı arar, bulur ve merkeze koyar. Hürriyet anlayışımızın temelinde her zaman meşveret vardır. Müdafaa-i hukuk düşüncemiz nasıl bir dava güttüğümüzün somut delili ve belgesidir. Temsil ve meşruiyet ise askerî mücadelemizin önkoşulu olmuştur. Bugün güya bir iç cephe tasavvurunu bini bir paraya boş sözcüklerle satmaya kalkışan, iktidar veya muhalefet bunu çok iyi bilmeli ve anlamalıdır. Bu akıl ve ajandayla saray dehlizlerinde kazılan şey siper değil, Cumhuriyet’in mezarıdır. Bunlara Cumhuriyet'in mezarını kazdırmayacağız.
"Ya Süleyman olacaksın ya da Nemrud diye yazılacaksın"
Son günlerde dikkatimizi çeken bir başka husus, bizzat iktidar medyasının Mehmet Şimşek’i hedef tahtasına koymasıdır. Bu nedir biliyor musunuz? Bu, ekonomik felaketin asıl sorumlusunu gizlemek gayretidir. Vitrindeki isim zaten bellidir. Kendisinin, Londra’da fon yöneticisi olması dışında bir önemi de yoktur. Milletin altında ezildiği hayat pahalılığının gerçek sorumlusu bellidir. O da Beştepe’de ikamet etmektedir. Türkiye’yi bu noktaya getiren ekonomi politikası, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı ve isteğiyle hayata geçirilmektedir. Kabinedeki isimler değişse de iktisat politikasına yön veren, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bilimsel temelden yoksun bu ekonomik deneylerin ağır faturası milyonlarca hanenin mutfağından ve rızkından tahsil edilmektedir. Sorumluluğu bürokratik kadrolara veya vitrindeki isimlere yükleme gayreti hakikatin üzerini örtemez. Ekonomide yaşanan ağır tahribat, tüm yetkiyi kendisinde toplayan Erdoğan’ın şahsi eseri olarak tescillenmiştir.
Süleyman olmak, mühür sahipliğinden ileri gelmez. Mühürse Nemrud’un da mührü vardı. Mesele onu nasıl kullandığınızdır. Ey Erdoğan; bugün mühür sende ya tarihin sayfalarına nasıl geçeceğine de sen kendin karar vereceksin. Ya Süleyman olacaksın ya da Nemrut diye yazılacaksın! Bak, dostane bir uyarı daha yapayım; bu kararı vermek için vaktin de yok. Gel, Nemrutlaşmadan millet iradesine teslim ol. Seçim sandığını milletin önüne koy. Bil ki çare, BlackRock CEO’ları değil, çare, dostun Trump da değil. Sana çare diye sunulan ihanet reçeteleri seni kurtarmaz. Tek bir çıkışın var; parlamenter sisteme geri dönmek, milletin şaşmaz iradesine teslim olmak.
"Tek adam yönetimi, en büyük milli güvenlik sorunudur"
Tek adam yönetimi, devlet egemenliğinin tek bir kişiye ve onun maiyetine bırakılması tüm milletlerin en büyük milli güvenlik sorunudur. Bizim için de milletimizin hürriyetçi özünün yıpratılması, Meclisimizin itibar kaybetmesi en büyük güvenlik sorunudur. Unutulmasın; Sevr’i imzalayarak vatana tecavüzü kabul eden hainler de saltanat şurasının üyeleridir. Türk egemenliğine kasteden işgalciler, milletle ve onun temsilcisi meclisle müzakere edemeyeceklerini biliyorlardı. Bu yüzden tek adamı tercih ettiler. Bugün yeni işgalci zihinler, bizlere yalan bir geçmiş dayatmakta, ruh kökümüze yabancı bir fikri aşılamaya çalışmaktadır. İşte mağlup edeceğimiz şey budur. 106 yıl önce bu millet egemenliği saraydan aldı, Meclis’e verdi. Teslimiyetten aldı, hürriyete verdi. Korkudan aldı, mücadeleye verdi. Bugün o egemenliği yeniden saraylara, ailelere, yabancı akıllara, masa altı pazarlıklara, atanmış monarşi sevdalılarına ve tek adamın maiyetine teslim etmeyeceğiz. Biz, 106 yıl önce reddettiğimiz teslimiyeti bugün yeni adlarla kabul etmeyeceğiz."















