YENİ Parti Genel Merkezi, Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlık ettiği PM toplantısıyla bugün başladı. Özel, saat 15.00 itibarıyla başlayan toplantıda, şunları kaydetti:
"YENİ Parti’de siyaset bir meslek, bir kariyer olarak sürdürülmeyecek. Kimse bulunduğu koltuğa kök salmayacak. Tüm yönetici makamlarında en fazla üç dönem kuralı uygulanacak. Kimse, ‘Ben olmazsam olmaz’ demeyecek ‘Benden sonrası tufan’ demeyecek. Görevler, kadrolar değişecek, yeniler siyasete girecek, görevini bırakanların tecrübesine bir başka görevde, yerde mutlaka ihtiyaç duyulacak ama değişmekten ve dinamizmden güç alan yeni bir yönetim anlayışı olacak. Türkiye’nin gençleri siyaseti artık tribünden seyretmeyecek. Kadınlar siyasette vitrinde durmayacak; mutfakta, sahada, masada olacak, karar verilecek yer neresiyse oranın tam başında ve eşit olarak olacak. Bu milletin yetişmiş insanları kapılarda bekletilmeyecek. Siyasetin kapıları milletimize ardına kadar açılacak.
"PARTİYİ İKTİDAR YAPMAZSAM GÖREVİ DERHAL DEVREDECEĞİM"
YENİ Parti, eski siyasetin eskimiş kurallarını kökten değiştirecek, eski siyasetin yerleşmiş algılarını yerle bir edecek. Elbette dönem kuralı genel başkan için de olacak. Ancak ben kendi adıma şu kuralı koyuyorum: Siyaset bir iddia işidir. Genel Başkan olarak sizlerle birlikte girdiğimiz bir seçimde şükürler olsun ki partimizi birinci parti yaptık ve görevimize YENİ Partimizde devam ediyoruz. Benim için dönem kuralı şudur: Gireceğim ilk seçimde partiyi birinci parti yapmazsam, partiyi iktidar partisi yapmazsam derhal kurultaya gideceğim ve görevimi benden sonraki genel başkanımıza devredeceğim. Benim için dönem kuralı budur. Çünkü biz kaderini milletin kaderine bağlayan kadrolarız. Kaderini, milletin kaderinden önde tutmayan kadrolarız. Biz milletin kederini ortadan kaldırmıyorsa kendi kariyerini düşünemeyecek olan kadrolarız ve bundan sonra böyle davranmaya devam edeceğiz.
ÖZEL, ÖN SEÇİM TARİHLERİNİ AÇIKLADI
Hep beraber kurultaya ilerliyoruz. ‘İlçe başkanlığı ön seçimleri’ bu terimi elbette ilçe başkanlığı seçimlerinin bir resmi tarihi var. Usulüne uygun seçilmiş delegeler resmi tarihte resmi kongreyi yapacak. Ancak o kongreden önce, ön seçim yapacağız ve arzu eden ve gerekli şartları sağlayan adaylar, tüm üyelerimizin katılımıyla ilçe başkanı seçecek, il başkanı seçecek ve genel başkan seçecek. İşte ilçe başkanlığı aday belirleme ön seçimleri, 26 Eylül Cumartesi günü yapılacak. İl başkanlığı ön seçimleri ise 17 ve 18 Ekim Cumartesi ve Pazar günü yapılacak. İlçe başkanlığı seçimi tüm üyelerin katılabileceği bir toplantıdan sonra, tüm üyelerin oy verebileceği yeterince sandıkla yapılırken il başkanlığı seçimi cumartesi günü, arzu eden tüm üyelerin gelip katılacağı bir toplantıda, şartları sağlayan adayların propaganda konuşmalarını dinledikleri, bu konuşmaların medya aracılığıyla canlı yayınlandığı konuşmalar olacak. Oy verme işlemi ise ertesi gün pazar günü o ilin tüm ilçelerinde, o ilçelerin varsa temsilciliklerinde, yani sandığı mümkün olduğu kadar en yakına götürebildiğimiz yerde, en yüksek katılımla yapılacak. Ulaşımı zor köyler için mobil sandık uygulamasından engellilerimizin, hastalarımızın iradelerini de dışlamayacak şekilde tüm hazırlıkların yönetmeliklerle çalışıldığı her türlü ikincil -üçüncül mevzuat çalışmalarını parti içinde kararlılıkla sürdürüyoruz.
KURULTAYDA OY KULLANMAK İÇİN ÜYELİK ŞARTI SÜRESİ UZATILDI
MYK’ya kendi önerim olarak götürüyorum ve genel olarak arkadaşlarımız olumlu buluyorlar. Kurucularımızın ve PM’nin fikirlerini aldıktan sonra, ümit ediyorum yarın tüm Türkiye’ye şunu müjdeleyeceğiz: Tarih tam olarak ilan edilir, ama en azından tüm eylül ayı boyunca partimize kaydolacak yeni üyeler, il başkanlığı seçiminde oy kullanabilecekler, eylül ve ekim ayı boyunca kaydolan bütün üyeler genel başkan seçiminde oy kullanabilecekler. Yani 26’sında sona eren ve uzatılması istenen tarihi, il başkanları seçimleri için eylül ayının sonuna kadar, genel başkanlık seçimleri için ekim ayının sonuna kadar uzatacağız. Buradan milletimize, geçmiş zaman dediğimiz çağrımızı tekrarlayarak; ‘Gelin, seçin, tarihe geçin. Bize katılın, partinin ve ülkenin geleceğiniz siz belirleyin’ diyeceğiz.
YEDEK PARTİ HATIRLATMASI
Örgütlenmesini tamamlamış olan, ilk kurultayını yapmış olan YENİ Parti Mayıs 2027’den itibaren şu anki kanunlara, mevzuata göre seçime girme yeterliliğini kazanmış olacak ve yapılacak seçimlere YENİ Partimiz gidecek. Buna karşı bir erken seçim, bir baskın seçim ihtimallerine karşı daha önce söylediğimiz gibi hazırlıklarımızın, o ihtimaller karşısında var olduğunu sizlerin huzurunuzda milletimize teyit etmek isterim.
EYLÜL AYI SAHA ÇALIŞMASI TAKVİMİ
Biz YENİ Parti’yi 91 kurucuyla kurduk ki 11 yıldır olmayan bir şey oldu ve dilekçemizi verdikten birkaç saat içinde ki o konudaki İçişleri Bakanlığı’nda Sayın Bakan Yardımcısının ve bürokrasinin misafirperverliğini ve emeklerini yok sayamayız. Bir-bir buçuk saat içinde gerekli belgelerimizi alıp, 22 saat içinde tüm toplantılarımızı yapıp, Yargıtay’daki, Meclis’teki işlemleri tamamlayıp 22 saat içinde 91 kişi yeniden bir parti kurdu ve ana muhalefet partisi olarak grup kurdu, Meclis’teki yerini, görevini aldı. Bu, hepimizin üstlendiği teknik bir kurulum süreciydi. Oysa ki siyasi kurulumu, kurultayımıza kadar ve kurultayımızla birlikte milletimizle birlikte yapıyoruz. Ve bunun için ben illeri gezmeye devam ediyorum, il ziyaretleri yapmaya devam ediyorum. Grup Başkanvekillerimizin yapacağı bilgilendirmeyle eylül ayında iki ayrı grup; yani 10-20 Eylül ve 20-30 Eylül arası her milletvekilimiz en az iki ile giderek ve gittikleri illerde en az iki-dört gün kalarak YENİ Parti’nin siyasi kuruluşunun 81 ilde ve tüm ilçelerde milletimiz tarafından yapılmasına tanıklık edecekler. Çünkü YENİ Parti’yi partimiz olsun diye kurmadık. YENİ Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir muhalefet partisi kurmadık, biz gelecek seçimlerden sonraki iktidar partisini kurduk.
“BUGÜN TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK MESELESİ, GEÇİM OLMADIĞI İÇİN SEÇİM”
Bugün Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Vatandaşın en büyük meselesi seçim ama geçim olmadığı için seçim. Bu iktidardan umut kalmadığı için, geçinebilmek için bir seçim ve bir iktidar değişikliği istiyor. Pazara giden, markete giden, kira ödeyen, çocuğunu okutan biliyor. Gelip geçici olmayan, kalıcı olan, çok yönü olan, bitmek bilmeyen ve anlayış değişmezse bitmeyeceği çok belli olan bir krizi yaşıyor vatandaşlarımız. Emekli ayın ortasını görmeden parasını tüketiyor. Asgari ücretli maaşı kiraya, faturaya, borca paylaştırıyor, bazen hiçbirine yetmiyor. Ücretliler, maaşını cebine koymadan üç maaşlık gelir vergisini bir yılda ödüyor. Borçla ayakta kalan vatandaş, bir kredi kartını diğeriyle kapatmaya, nakit avansla eski borcunu çevirmeye çalışırken yüzde 90’larda faiz ödemesiyle karşı karşıya kalıyor. Borç, borcu doğuruyor, kartopu gibi büyüyor. Bir tarafta iş arayan genç, öbür tarafta maliyet yüzünden yeni işçi alamayan, almak istese de işini görecek gibi bir elemanı bulamayan bir işletme var. Çiftçi, mazotu düşünüyor, gübreyi düşünüyor, yemi düşünüyor. Kiracı, yeni ayın kirasını düşünüyor. Milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: ‘Ben çalışıyorum, üretiyorum, vergimi ödüyorum ama neden kazanamıyorum? Neden hep geri geri gidiyorum?’
“ATEŞ NEREYE DÜŞTÜYSE ORADAYIZ”
İşte bizim siyaset anlayışımız tam da burada başlıyor. Sofrada, pazarda, fabrikada, tarlada, okul önünde, adliye kapısında ateş düştüğü yeri yakar ya biz tam da o ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyoruz. O ateş nereye düşmüşse oradayız. Dert kiminse ortak derdimiz, paylaşıyoruz. Kimin hakkı yenmişse onun yanında duruyoruz. Ateşin düştüğü yerde siyaset yapıyor, o ateşi söndürmek için iktidara aday oluyoruz. YENİ Parti bundan sonra güçlü ekonomi takımıyla, her birisi vatandaşın sorunlarını çok yakından bilen güçlü grubuyla, kurultayında yetkilenecek olan güçlü bir Parti Meclisi ile, hem eskiyi bünyesinde bulunduran, kapsayan, aşan, kapıları açan anlayışıyla vatandaşın dertlerini en iyi bilen kadrolar; kavgayla, tartışmayla, polemikle değil, bundan sonra sorunların nasıl çözüleceğini ve iktidarımızın Türkiye’ye neler yaşatacağını, vatandaşın önce bir rahat nefesi nasıl alacağını, sonra huzura nasıl ereceğini, sonra nasıl birikim yapacağını ve bu ülkenin vatandaşlarının artık çalışıp da sadece borç ödeyen değil; biriktirebilen, ev alabilen, araba alabilen, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayan, geleceğe güvenle bakabilen insanlar olmasına, herkesin kendinden boyu uzun, kendinden daha yakışıklı, daha güzel çocuklara sahipken herkesin çocuğunu kendinden daha fakir olduğu bir düzenin nasıl değişeceğini, güçlü kadrolarımızla birlikte, hep birlikte Türkiye’ye anlatacağız.
İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASI
Bir tarafta bu kadar ekonomik sıkıntı varken diğer yandan hukukla, adaletle ilgili sorunları konuşmayacak değiliz. Zaten bu salonda bulunanlar, geride kimseyi bırakmayı kabul etmedikleri için bu salondalar. Dün ‘iyi’ dediklerine, bugün ‘kötü’ demedikleri için bu salondalar. İftira atılan arkadaşlarını, onların ailelerini yalnız bırakmadıkları için bu salondalar. Her türlü hukuksuzluğa karşı yine tarihin doğru yerinde, doğru tarafında, doğru şekilde durmaya devam edeceğiz. Çünkü karşımızdakiler durmak bilmeden kötülük yapmaya, zulmetmeye devam ediyorlar. İşte bu geçtiğimiz hafta yaşadıklarımız: 15 buçuk milyon insanın sandığa gidip, oy verip, cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu hiçbir delil sunulmadan, hiçbir kanıt gösterilmeden, önce sadece gizli tanık isimleriyle, sonra gizli tanıkların ismi değişti, vazgeçince yerine başkasını getirip ‘Gözümle gördüm’ dediğini bir başkası ‘O görmemiş ama ben oradaydım, ben gördüm’ diyerek, adeta gizli tanıklara oyuncu değişikliği yaptırılarak, birtakım iftiracıların beyanlarıyla 17 aydır tutuklu. Onu hapse atmak için ‘terörist’ dediler, ‘casus’ dediler, ‘seçimlerde oy çaldı’ dediler, ‘diploması sahte’ dediler, ‘yolsuzluk yaptı’ dediler; yetmedi. Duvardaki resmini indirdiler, metrodaki sesini yasakladılar; yetmedi. Bu hukuksuzlukları anlatan gencecik avukatı Mehmet Pehlivan vardı, onu dinleyen ‘Olmaz öyle şey’ diyordu. Mehmet Pehlivan’ı aldılar, içeriye attılar. Yani avukatsız bıraktılar; yetmedi.
KÖŞE YAZARLARINA SESLENDİ
Buradan iktidara yakın köşe yazarlarına ya da merkez medyada durup da bugünlerde Silivri duruşmaları yeni başlamış gibi köşe yazanlara hatırlatıyorum: 10 ay dünya kadar atılan iftira, iddianamede çıkmadı. Siz ‘Hani ya’ demediniz. İçinizden bazıları ‘Yalan attım’ dedi. Öbürü ‘Ben de duymuştum, yanılmışım’ dedi. Öbürü ‘Vallahi Başsavcılığın bilgilendirmesi böyleydi WhatsApp’tan’ dedi. Ama siz demediniz ‘Hani ya nerede bu iddianamede’ diye. Sonra gizli tanık değiştirdiler, ‘Akla, mantığa aykırı demediniz.’ Gizli tanık nasıl değişir? Oyuncu mu bu? Aynı teksti okuyacak iki gizli tanık olabilir mi? ‘Adı üstünde gizli tanık. Biri vazgeçince diğeri nasıl bulunur’ demediniz. Sonra insanları içeri koydular, çoluğunu çocuğunu koydular. Hatta sorgu sırasında, ‘Eşini aldık, istediğimiz gibi konuşmazsan onu tutuklayacağız’ dediler. Kapalı yer korkusu olan 26 yaşında evlatlar, bir yıl hapis tutuldu. Kadınlara, çocuklarının yaşı, kimle kaldığı soruldu, ‘Hadi oraya git’ dendi, önlerine kağıtlar konuldu. İş adamlarının bütün mal varlıklarına el konuldu. Sonra dediler ki ‘Malını isteyen imza atar. Evladına kavuşmak isteyenler iftira atar.’ Bazıları bunları yazdılar. Bunları iddianameye koydular. Bunların önemli bir kısmı ifadesini değiştirdi, helallik istediler, bir kere köşenize yazmadınız. Demediniz ki ya ‘Bizim geçmişte köpürttüğümüz iftiracı, iftiralarından vazgeçti.’ Ne zaman başladı tutuksuz tanıklar, yine ilki çıktı, ‘Siz benden böyle bir şey istemediniz, hakkınızı helal edin, benim hakkım helal olsun’ deyince savcılık hazırlanmış, hemen tutuklanmasını talep etti kişinin. Dedi ki ‘Böyle anlaşmamıştık.’ O kişi de iki-üç gün sonra ‘Ben hakkımı helal etmiştim ama etmiyorum’ dedi. Çünkü tutuklanmasını talep ediyor. Ondan önce üç-dört tane tanık, kendi zaten verdikleri hepimizin okuduğu ifadelerini tekrar etti. Günlerdir onları yazıyorlar. Kimden bahsettiğimi biliyor o günlerdir bunu yazanlar. ‘Köşe yazarıyım’ diye milletin karşısına çıkan arkadaşlarımıza söylüyorum: Elbette yazacaksınız ama bu duruşmalar, bugün savcının tehditle söylediği ve malını iade etme karşılığında itirafçı yapılmış üç kişinin iftiralarını yazmanın yanında şunu niye yazmıyorsunuz: ‘Ekrem İmamoğlu bütün duruşmalar boyunca bekledi, söz istedi, ‘Savun sıran gelince’ dediler. Savunma sırası geldiği gün, ‘Hadi bakalım sana ve avukatlarına toplam beş buçuk saat yeter’ dediler.’
“HALA CANLI YAYIN İSTİYORUZ”
18 Ağustos’ta savunma hakkını yine vermediler. Ekrem Başkan savunmasını ‘Millet Şahidimdir’ diye bir kitap haline getirdi. Hangi savunmasını? ‘Canlı yayınlansın’ dediğimiz, Devlet Bey’in ‘İyi olur’ dediği, Tayyip Bey’in ‘Devlet Bey istiyorsa olur’ dediği ama söylememize rağmen kimsenin yasal düzenlemeyi yapmaya yanaşmadığı, canlı verilmeyen, cansız bile olsa yaptırılmayan savunmasını kitap olarak yazdı. Basımevini bastılar, kitaplara el koydular, basımı ve dağıtımını yasakladılar. Kitap toplatmak nerede kaldı? Bir kişinin savunmasının kitap olarak basılmasının toplatılması demek, o kişinin savunmasından kim bilir ne kadar çok korktuğunun itirafı dışında bir şey değildir. Geçen gün Sayın Erdoğan’ın atadığı Adalet Bakanı demiş ki ‘Canlı yayın hala istiyorlar mı?’ Evet, Ekrem İmamoğlu adına da, partinin Genel Başkanı olarak da söylüyorum. Biz Ekrem İmamoğlu’nun ve bütün arkadaşlarımızın bütün yargılanmalarının eksiksiz olarak canlı yayınlanmasını istiyoruz. Hodri meydan.
“BU ANLAYIŞIN BİR GÜN DAHA İKTİDAR OLACAK MECALİ KALMAMIŞTIR”
Gençlere söylüyorum, vicdan sahibi AK Partili ve MHP’li seçmenlere söylüyorum: Kendisine yapılmayanın 10 katını, 100 katını kendinden sonra cumhurbaşkanı olmasından korktuğuna, rakibine; kendi partisine yapılmayanları ana muhalefet partisine yapan böyle bir anlayışın daha bu ülkede bir gün daha iktidar olacak mecali kalmamıştır. Milletin bu kadar derdi varken, hukuksuzluk, adaletsizlik bu kadar derinleştiren siyaset hâlâ eski alışkanlıklarla milleti eziyor. Sabah ayrı kavga, akşam ayrı kavga, birbirine bağıran siyasetçiler, birbirinden uzaklaştırılan insanlar... Milletin sofrası küçülüyor, siyasetin kavgası büyüyor. Biz artık buna razı değiliz. Bizim meselemiz insanları bölüp, kimlikler üzerinden ayrıştırıp birbiriyle kavga ettirmek değil. Bizim meselemiz 86 milyonun ortak geleceği. Çünkü pazardaki fiyatın sağı-solu yok. İşsizliğin kimliği yok. Adaletsizliğin mezhebi yok. Yoksulluğun partisi yok, milletin derdi ortak. Kaderimiz ortaksa siyaset ortak iyiyi aramak zorunda. İşte yeni siyaset tam da burada. Kavganın yerine çözümü koymak, korkunun yerine güveni koymak, yoksulluğu yönetmek yerine yok etmek ve refahı büyütmek, vatandaşa beş yılda bir sandık göstermek yerine siyasetin her aşamasında üyeye ve vatandaşa söz hakkı vermek; bizim tercih ettiğimiz yol budur.
“BU BİNA BİZİM İÇİN YENİ SİYASETİN SEMBOLÜDÜR”
Bu bina bizim için; bu siyasetin, yeni siyasetin sembolüdür. Burası bir genel başkanın binası değildir. Burası MYK üyelerinin, yöneticilerin, PM üyelerinin binası değildir. Burası milletin evidir, burası milletin yeni evidir. Bu kapıdan çiftçi de, işçi de girecek, esnaf da, öğrenci de, öğretmen de gelecek, bize oy veren de, vermeyen de, eleştiren de gelecek. Çünkü biz bizi alkışlayanların partisi olmaya değil, milletin partisi olmaya geldik. Bu binada alınan her kararın pusulası bundan sonra millet olacak. Bunu sadece bu binayla değil, Türkiye’deki tüm il binalarımızla, ilçe binalarımızla ve ilçe-il meclislerimizle de birlikte ifade etmek isteriz. Buradan herkese ilan ediyorum: Koltukların değil, milletin güçlü olduğu bir siyaset geliyor. Kutuplaşmanın değil, ortak aklın siyasete örülüyor. Yoksulluğa razı olanların değil, refahı büyütenlerin siyaseti geliyor. Ve bunun adı: Yeni siyaset. Biz bu yola bir kişinin, bir kadronun geleceği için çıkmadık. Biz bu yola Türkiye’nin geleceği için çıktık.
“AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİN KARŞI MİLLETİN YENİ DÜZENİNİ KURACAĞIZ”
Şimdi görevimiz büyük. Sahaya çıkacağız, mahalle mahalle gezeceğiz, köy köy, ilçe ilçe, il il büyüyeceğiz. Eylül ayında tüm milletvekillerimiz 81 ilde sahada olacaklar. İki gün sonra burada yapılacak il başkanları toplantısında kendileriyle de işin şeklini konuşacağız ve milletvekillerimizin 10-20 Eylül ve 20-30 Eylül’de, her milletvekilinin en az iki ile gittiği ve her ile çok sayıda milletvekilimizin görevlendirildiğini bir süreçte; girmediğimiz sokak, elini sıkmadığımız vatandaş bırakmayacağız. Millet bizi çağırdı, bu partiyi kurdu. Şimdi sıra milletin iktidarını kurmakta. Bu binadan başlıyoruz. Bu PM’den başlıyoruz. Geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Adaletle, liyakatle, temiz siyasetle buna ulaşacağız. AK Parti’nin kara düzenine karşı, milletin yeni düzenini kuracağız.
“İKTİDARA GİDİYORUZ”
Bugün 31 Ağustos. Bu akşam üç tarafı denizlerle çevrili ve dünyanın en güzel denizlerinin ortasındaki bu yarımadada, Türkiye’de ve Marmara iç denizimizde on binlerce balıkçı denize açılmaya başlayacaklar ve yeni bir başlangıç yapacaklar. Bizim de yeni başlangıcımız yeni binamızda, yeni gemimizde bugüne denk geldi. Bugün akşam denize açılacaklar için kazasız, belasız, bol kazançlı yepyeni bir sezon dilerken biz de bu gemide çok fırtınalar atlattık, çok zorlandık, gemimizi elimizden aldılar, millet ‘Yenisi olsun’ dedi. Bu yeni gemimizde; fırtınalara, dalgalara asla ve asla boyun eğmeden, asla korkmadan, yılmadan, bilhassa asla teslim olmadan.... Bir gemiyi ne rüzgar batırır ne dalga. Batırırsa panik ve korku batırır. Sağ olunuz ki hiçbirimizin bünyesinde bunlar yoktur. Yeni gemimizle birlikte açılıyoruz, yeniye doğru gidiyoruz. İktidara doğru gidiyoruz. Herkesin yüzünü güldüreceğimiz ufuk çizgisine doğru cesaretle ilerliyoruz. Vira bismillah.”















