Ahmet Taner Kışlalı, ölümünün 27’nci yılında anıldı

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 27'nci yılında, evinin önünde düzenlenen törenle anıldı. Törene katılan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Hatırasının önünde saygıyla eğiliyoruz. Katıksız Atatürkçülüğü, Kemalizm’e yaptığı vurgular ve bunun ‘mış gibi’ yapılamayacak olmasıyla ilgili bütün düşünce ve görüşlerini kendimize bir nasihat, bir öğüt, bir vasiyet olarak aldığımızı ifade etmek isterim. Bu anmaya Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürüyen bir iktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğimiz o günün sözünü veriyorum" dedi.

GÜNCEL - 22-10-2026 19:25

Evinin önünde park halindeki aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 21 Ekim 1999’da hayatını kaybeden Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, katledilişinin 27'inci yılında, evinin önünde düzenlenen törenle anıldı. Törene YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, YENİ Parti Milletvekilleri Umut Akdoğan, Aliye Timisi Ersever, Aliye Coşar, Fethi Açıkel, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, YENİ Parti Ankara İl Başkanı İbrahim Karaca, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, Çankaya Belediye Başkan Vekili Haldun Güler, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, gazeteciler Işık Kansu ve Mustafa Balbay katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

NİLHAN NUR KIŞLALI: “BU ÜLKE AĞIR BEDELLERİN ÜLKESİ”

Programın ilk konuşmacısı Prof. Dr. Kışlalı’nın kızı Nilhan Nur Kışlalı oldu. Nilhan Nur Kışlalı, şunları söyledi:

"Bu ülke ne yazık ki ağır bedellerin ülkesi. Bu ülke ne yazık ki ağır sınavların ülkesi. Aslında yıllardır bu anmalarda ben konuşma yapmıyordum. Dün geceye kadar da bugün konuşmak gibi bir niyetim yoktu. Dün gece babalarını kısa süre önce kaybetmiş üç arkadaşımla bir aradaydım. Onların acılarını dinlerken 27 yıldır kimi zaman içime gömdüğüm, kimi zaman gömemediğim bütün duyguların bir anda yüzeye çıktığını hissettim. Babam öldürüldüğünde ben yalnızca 29 günlüktüm. Onu hatırlamıyorum ama onun yokluğunu bilmediğim bir hayatım da olmadı. 27 yıldır her 21 Ekim’de babamı anıyoruz. Türkiye onun adını yılda bir kez, bir gün anıyor fakat biz yokluğuyla her gün yaşıyoruz. ‘Zamanla geçer, zamanla azalır’ denir oysa bazı acılar ne geçiyor ne de azalıyor. İnsan sadece büyüyor ve o acıyla yaşamayı öğreniyor. Bunu en iyi böyle bir kaybı yaşamış olanlar bilir. İnsanlar acımıza ortak olmak istediklerinde, çoğu zaman hemen bir teselli ekleme ihtiyacı hissediyorlar. ‘Ne güzel bir isim bıraktı. Çok şanslısınız. Çok özel bir insandı. O artık ölümsüz.’ Elbette bunların hepsini biz de biliyoruz. Babamın bıraktığı isimle, düşünceleriyle, mirasıyla gurur duyuyoruz. Ama bazen sanki yaşadığımız bu kaybın mutlaka bir karşılığı, bir ödülü olmak zorundaymış gibi konuşuyoruz. Sanki o ödül olmadan bu acının ağırlığını kabul etmek mümkün değilmiş gibi. Bunu yalnızca başkaları yapmıyor. Biz de 27 yıldır kendimize aynı şeyleri söylüyoruz. Her defasında ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. Çünkü bütün bunları bir kenara bıraktığınızda geriye çok yalın, çok ağır bir gerçek kalıyor: Bir insan öldürüldü, bir aile hayatının geri kalanını o yoklukla yaşamak zorunda bırakıldı, bir çocuk babasını tanıma şansı bile bulamadı. Hiçbir büyük isim, hiçbir gurur bu gerçeği değiştirmiyor.

"GEÇMİŞTE ÜLKEMİZ İÇİN ÖDENEN BEDELLERİ, BUGÜN BAŞKA İNSANLAR ÖDEMEYE DEVAM EDİYOR”

Bunları bugün yalnızca kendi acımızı anlatmak için söylemiyorum. Bu ülkenin ödediği bedellerin görünmeyen yüzünü anlatmak istiyorum. Çünkü tarihe bir cinayet, bir tutuklama, bir haksızlık olarak geçen her olayın ardında hayatı sonsuza kadar değişen insanlar var, geride kalan aileler, büyüyen çocuklar, yarım kalan hayaller var. Bugün geçmişte ülkemiz için ödenen bedelleri başka insanlar, başka biçimlerde ödemeye devam ediyor. Özgürlükleriyle, sevdiklerinden ayrı geçirdikleri yıllarla, ellerinden alınan haklarıyla, gelecekleriyle... Dışarıdan bakıldığında hayatın devam ettiği sanılıyor, ediyor da. Ama geride kalanlar için hiçbir şey eskisi gibi devam edemiyor. İnsanlar bazı şeylerin zamanla geride kaldığını düşünüyor. Oysa o acılar sizinle birlikte büyüyor, hayatın ayrılmaz bir gerçeğine dönüşüyor.

"YAŞANANLARI BİLECEĞİZ, HATIRLAYACAĞIZ AMA ALIŞMAYACAĞIZ”

Babamın da aralarında olduğu aydınlara yönelik pes peşe işlenen suikastların ardından Türkiye’nin artık karanlığı geride bırakacağına, aydınlık bir döneme gireceğine inananlar vardı. Aradan 27 yıl geçti, biz ise bugün giderek kararan ülkemizde çoğalarak aydınlığı aramaya devam ediyoruz. Bu arayıştan uzaklaşmak da mümkün değil. Dünyanın en uzak köşesine de gitseniz ülkenizin yaşadıklarından kaçamıyorsunuz. Çünkü insan evi yanarken ‘Ben başka yerdeyim’ diyemiyor. İşte bu yüzden bugün burada, babamın öldürüldüğü bu evin önünde yalnızca onu anmak için toplandığımızı düşünmüyorum. Biz burada unutmamak için de toplanıyoruz. Çünkü geçmişi unutmak yalnızca kaybettiklerimizi unutmak değildir, aynı zamanda yaşananların yeniden yaşanmasına sessiz kalmaktır. Geçmişi bilmeyen geleceğine yön veremez. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in geleceğine sahip çıkacaksak geçmişimizi de bütün gerçeklikleriyle hatırlamak zorundayız. Yaşananları bileceğiz, hatırlayacağız ve en önemlisi alışmayacağız. Her gün arda ardına gelen tutuklama haberlerine alışmayacağız. Kayyım kararlarına alışmayacağız. Her gün elimizden birer birer alınan haklarımıza alışmayacağız. Haksızlığın sıradanlaşmasına, adaletsizliğin hayatımızın olağan bir parçası haline gelmesine izin vermeyeceğiz. Her yeni haksızlığı, ilk defa yaşanıyormuş gibi aynı ciddiyetle, aynı vicdanla karşılayacağız. Çünkü bu ülkenin en büyük kayıplarından biri, yaşadığı adaletsizliklere artık şaşırmamaya başlamasıdır. Biz bu ülkenin geçmişinin, bugününün ve geleceğinin yalnızca gücü elinde tutanlar tarafından yazılmasına izin vermeyeceğiz.

ÖZGÜR ÖZEL: “HEP DOĞRU YÖNÜ GÖSTEREN ADD VE CUMHURİYET GAZETESİ’Nİ SELAMLIYORUM”

YENİ Parti Lideri Özel ise şunları söyledi:

"Bugünlerde hep çok konuşuyoruz, ‘Tarihin doğru tarafında durmak önemli’ diye. Ahmet Taner Kışlalı nerede durduysa bugün o iki koca kurumun bütün Cumhuriyet’i ayakta tutma, Atatürkçülerin bir arada durması, Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan değerlere sahip çıkmak ve önümüzdeki süreçte yeniden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflerini önümüze koyduğu hedefleri ülkeyi yönetme ilkeleri olarak belirleyecek olan bir iktidarın hep beraber kurulma noktasında, Cumhuriyet gazetesinin ve ADD’nin o günden bugüne nasıl ayakta durduklarını, nasıl bir mücadele verdiklerini bugün de bu anlamlı anmada varlıklarıyla ve altını çizdikleri önemli ve hepimiz açısından hiç unutmamamız gereken gerçeklerle onlarla birlikte olduğumuz için büyük memnuniyet duyuyorum. ADD’nin ve Cumhuriyet gazetesinin kurucularından bugüne kadar onu ayakta tutan ve bize tüm mücadelelerimizde hem güç veren hem hep doğru yönü gösteren birer pusula işlevi gören bu iki köklü, kurumu saygıyla selamlıyorum.

Günün Diğer Haberleri