Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, şunları söyledi:
"Gençlerimize verdiğimiz iki müjdeyi buradan hatırlatmak arzusundayım. Bu müjdelerden ilki kredi ve burs oranlarında yaptığımız artışlar. 2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı, bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye üç ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükselttik. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı olsun. Bir diğer müjdemiz Gençliğin Üretim Çağı kısa adıyla GÜÇ Programıdır. Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak, 445 milyarlık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz.
"Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk"
Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere ilişkin de şunları kaydetti:
"Komşumuz Suriye 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele veriyor. Suriye'nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG, silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek böylece ülkenin birliği, bütünlüğü temin edilmiş olacaktı. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı mutabakata uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askeri hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi açık konuşmak gerekirse SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten tutumuydu.
"Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir"
Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye'ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellmesi, Suriye'de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz. Suriye'deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı, kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalrına, kültür ve geleneklerini sürdürmelerine müsade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılında yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Kimse bunları ağzına dahil almazken Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık ifade ettik. Eski rejimle ipler kopmadan önce gerçekleştirilen tüm görüşmelerde Suriyeli Kürt kardeşlerimizin hakları bizim gündemimizin ilk sırasında olmaya devam etti. Yani biz bu meseleye asla çıkar odaklı bakmadık."