Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'ne katıldı.
Konuşmasına istiklal ve istikbal uğrunda hayatını kaybeden şehitlere Allah'tan rahmet, kahraman gazilere şükranlarını sunarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bu vesileyle aziz vatanımızın dört bir yanında, sınır boylarında ve ötesinde fedakarca görev yapan askeri, polisi, jandarması, sahil güvenliği, korucusu ve istihbaratçısı ile güvenlik kuvvetlerimizin her bir mensubuna ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Talimatları doğrultusunda Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin daha iyi anlaşılması amacıyla hazırlanan Milli Güvenlik Konferanslarının başarılı geçmesini temenni eden Erdoğan, bölgesel gelişmeler bağlamında hassas bir döneme tekabül eden konferansları, Türkiye'nin strateji hafızasını güçlendiren, kurumlar arasındaki koordinasyonu pekiştiren, yeni tehditleri doğru okuyacak kadroların yetişmesine zemin oluşturan önemli bir adım olarak gördüğünü söyledi.
“Türkiye Cumhuriyeti bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir”
Cumhurbaşkanlığı Forsunda temsil edilen 16 devletin 2200 yılı aşkın bir mazisi olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Avrupa'dan Orta Asya'ya, Kafkasya'dan Afrika'nın derinliklerine uzanan geniş bir coğrafyada ecdadımız at koşturmuş, devletler kurmuştur. Söğüt'te büyük Osmanlı çınarı, 600 yılı aşkın süre boyunca 3 kıta, 7 iklimde bayrağımızı gururla dalgalandırmıştır. Osmanlı'nın takati tükendiğinde ise yerini genç Cumhuriyetimiz almıştır. Her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir. Bunu bilhassa şunun için söylüyorum; kurduğumuz devletlerin adları ve yöneticileri zamanla değişmekle birlikte 'ebed müddet' vasfı her zaman baki kalmıştır. Nice zorluklarla karşılaştık, nice ihanetlere maruz kaldık, nice badirelerden geçtik ama her defasında Anka Kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk. Bugüne kadar vatanımızın bekasını, devletimizin güvenliğini, milletimizin istiklal ve istikbalini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin dışında kimseye umut bağlamadık.
“Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında hassas bir denge yakaladık”
Türkiye'nin, harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Terörle mücadeledeki tecrübemizi sınır ötesi harekatlarda elde ettiğimiz kabiliyetlerle birleştirerek kendimizi sürekli geliştirmeye çalıştık. Savunma sanayimizi güçlendirerek dışa bağımlılığımızı en aza indirdik. Güvenlik kurumlarımız arasındaki eş güdümümüzü en üst düzeye çıkartarak riskleri bertaraf ettik. Devletimizi Türkiye düşmanlarına maşalık yapan FETÖ'vari yapılardan temizleyerek sızıntıların ve içerden sabotajların önüne geçtik. Demokratik reformlarımızda özgürlük ve güvenlik arasında çok hassas bir denge yakaladık. Bunların yanı sıra dış temsilciliklerimizin sayısını artırarak yeni anlaşmalar ve nakil hatlarıyla enerji arz güvenliğimizi sağlayarak, sağlık altyapımızı modernize ederek, afetle mücadele kapasitemizi güçlendirerek Türkiye'yi iddiaları ve hedefleriyle uyumlu bir bünyeye kavuşturmuş olduk. Sahip olduğumuz bu kapasitenin değerini etrafımızı kuşatan kriz fırtınasına baktığımızda çok net görebiliyoruz. Tarihin ve kaderin bize yüklediği sorumlulukların idrakinde olarak inşallah bu kapasiteyi içeride ve dışarıda tahkim etmeye devam edeceğiz.”