TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir otelde düzenlenen Afyonkarahisar Sivil Toplum Buluşması'nda, Meclis Başkanı olduğundan bu yana 3 yıldır Afyonkarahisar'daki 25-26 Ağustos'taki Zafer Bayramı etkinliklerine katılma imkanı bulduğunu söyledi.
Türk tarihinde 26 Ağustos'un önemli bir yeri olduğunu aktaran Kurtulmuş, 26 Ağustos 1071'in Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı ve bu vatanın Müslümanlaşmasının başlangıcı olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, 26 Ağustos'ta Büyük Taarruz ile başlayan süreçte, neredeyse 850 yıl sonra burada da bir kapı açıldığına işaret ederek, "Ama bu kapı, düşmana, gavura, kolundan tutup attığımız, Anadolu topraklarından def ettiğimiz, yolu gösterdiğimiz kapının başlangıcıdır, açıldığı yerdir. Dolayısıyla Afyonkarahisar bu anlamda Türkiye'nin aziz tarihinde fevkalade önemli bir yere sahip. Büyük Taarruz ile büyük bir kurtuluş mücadelesinin taçlandırıldığı, büyük bir zaferin kazandırıldığı yolun açılışı, başlangıcıdır." diye konuştu.
“Bu milletin tarihi bir bütündür”
Türk tarihindeki zaferlerin en temel özelliklerinden birisinin birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi olduğunu altını çizen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bu milletin tarihini dönemlere ayırarak Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve Cumhuriyetimizi birbirinden ayırarak sanki bunlar her birisi başka milletin varlıklarıymış gibi değerlendiriyor ve hatta üzülerek ifade ediyorum ki zaman zamanda maksadını aşan yorumlarla tarihi birbirine karşı yarıştırıyor hatta çatıştırıyoruz. Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos'tur. Eğer 26 Ağustos 1071'i 26 Ağustos 1922'den ayırabiliyorsanız, geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Bu mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir.”
“Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti”
Kurtulmuş, Cumhuriyetin ilk asrında kolay günler geçirilmediğine, büyük yoksunlukların yaşandığına işaret ederek, "Hep umutla baktık ve Allah'a çok şükür başarıyla bu noktaya kadar geldik. Ancak ilk asrın muhasebesini yaptığımız zaman Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır bilançosu, Türkiye'ye emperyalistler tarafından ödetilmiş olan terör ve terörün getirmiş olduğu yıkım ve maliyettir. Burada da bir kısım temsilcileri olan aziz şehitlerimizin kahramanca mücadelesiyle teröre karşı çok büyük bir başarı elde edilmiş ve Allah'a çok şükür bugüne gelinmiştir. Ancak Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılı terörle ve mücadeleyle geçti. 40 binin üzerinde insan öldü. Binlerce şehidimiz oldu." diye konuştu.
“Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştirilmesi konusunda yaygın ve güçlü bir kanaat var”
Böylesine zor ve önemli adımların, bazı şartlar yan yana gelmeden asla atılamayacağını ifade eden Kurtulmuş, "Toplumumuzun büyük bir kısmının, 'Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştirilmesi konusunda yaygın ve güçlü bir kanaati vardır. Zaten Meclis'ten, hemen hemen her partiden 467 milletvekilinin 'Evet' demesi, toplumda var olan bu mutabakatın da doğal bir yansımasıdır. Ayrıca bu toplumsal iklime paralel olarak, bölgedeki siyasi şartlar da Türkiye'nin fevkalade ciddi bir şekilde lehinedir." diye konuştu.
Suriye'deki bütünleşme sürecinde yaşanabilecek bazı aksamaların ve kendileri arasındaki savaşın devam etmesinin, Türkiye'deki iklime de fevkalade olumsuz tesirleri olabileceğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Dün Suriye'de SDG başkanının yaptığı 'Suriye'deki entegrasyon olumlu bir şekilde nihayete ermiş ve SDG bir örgüt olarak varlığını yok etmiş, kendisini feshetmiştir' açıklaması bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır. Beklediğimizden daha süratli bir şekilde Suriye'de gerçekleşen entegrasyon inşallah tam manasıyla sağlanacaktır. Zaten böyle olduğu için Suriye'de etnik ve mezhebi farklılıkların aynı devlet yapısı altında bütünleşmesi sürecinde olumlu adımlar atıldığı için, bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması da temin edilmiştir. Bu, kardeş Suriye halkının yeni bir devlet otoritesi altında devlet yapısını güçlendireceğinin açık işaretlerinden birisidir. Bir başka önemli bölgesel gelişme de İran'ın kuzey bölgelerinde PJAK'ın rol aldığı bölgelerdeki gelişmedir. Hatırlayınız, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ne dedi? 'Ben bu adamlara silah verdim, silahları ceplerine attılar. Bir daha ben bunlarla iş yapmıyorum' dedi. PJAK'ı ayaklandırmaya çalıştılar ama PJAK da İran'ın kuzeyinde asla böyle bir şeye girişemedi, buna gücü yetmedi. İran'ın kuzeyinde de PJAK Allah'ın izniyle bundan sonra etkili bir örgüt olarak var olmayacaktır.”