İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Meclis'ten geçen "Çerçeve Yasa"ya tepki gösteren Dervişoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nin istiklal ve istikbaline tuzak kuran o melun yasanın Meclis’ten geçtiği günden bu yana milletimizle bir aradayız. İktidar ve ortakları milletimizin arasına girip, bizim gibi dert dinleyemediği için, ben onlara gerçeği en başta söyleyeyim, Türk milleti bu ihanet yasasını not etmiş ve sabırla hesabını soracağı günü beklemektedir" dedi.
İktidarın ve etki unsurlarının kendilerini dinlemeden eleştirileri kesip biçtiğini belirten Dervişoğlu, eleştirilerinin temelinde insani bir özellik olan "şüphe" ve 25 yıllık olaylar zincirinin yer aldığını ifade etti. Hiçbir Cumhuriyet hükümetinin rejimin özünü ve anayasa sistemini temelden değiştirmeyi hedefleyemeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, "Denilebilirdi ki, iktidarla farklı siyasal geleneklerden geliyoruz. Bu sebeple, dış politika, ekonomi, eğitim gibi alanlarda, farklı siyasal çözümler ve önerileri benimsememiz normaldir. Ancak durum bu değildir. Şu bir gerçek ki, yol ve yöntemleri farklı olsa da hiçbir Cumhuriyet hükümeti, cumhuriyet rejiminin özünü, demokratik işleyişin amacını, anayasa ve hukuk sisteminin temelden değiştirilmesini hedeflememiştir, hedefleyemez. Bizim, İmralı sürecine dair eleştirilerimizin özeti de bu duruma ilişkindir. Yaşananları, 'Türk milletine karşı girişilen büyük bir kalkışma' olarak nitelendirmemizin sebebi budur" dedi. Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Türk millet adına, devleti sevk ve idare etmekle görevli iktidarın, gaflete düştüğü gerçeğidir. Üzülerek söylüyorum ki iktidar bu görevi, devlet içerisine etki eden, dış bağlantılı bir grubun yönlendirmesiyle planlı ve kasıtlı olarak, hem devletin hem de Türk milletinin hilafına yürütmektedir. İhanet sürecini yürütenler ve onu meşrulaştırmak isteyenler, İsrail tehdidi ve arkasındaki ABD ve diğer emperyal aktörlerden bahsediyor. Bu noktada duymak istemedikleri hakikat ise şudur: Hangi büyük ve güçlü ülke, defalarca mağlup ettiği bir silahlı narko-terör örgütünün mensuplarını affetmeye ve onları siyasete 'entegre etmeye' muhtaçtır? Hangi emperyalizm karşıtı iktidar, bu emperyalizmin banisi Trump’ın en yakın dostudur ve onun sömürge valisi Barack ile aynı dili konuşur, hangi siyonizm karşıtı, hangi mazlumların temsilcisidir ki, 70 binin üzerinde masum Gazze’de katledilirken, Petrol ticaretini bile son ana kadar durdurmaktan acizdir. Sözüm ona bu ihanet süreci İsrail tehdidine karşı bir önlemmiş."
"ÖRGÜTÜN SİLAH BIKRAKMADIĞININ EN BÜYÜK DELİLİDİR"
Bölgedeki güvenlik gelişmelerine ve dış politikaya değinen Dervişoğlu, PJAK ve Suriye'deki duruma dikkati çekti. ABD'nin PJAK'a silah verdiğini ve örgüt sözcülerinin açıklamalarını hatırlatan Dervişoğlu, "Suriye’de de birtakım gelişmeler yaşanıyor. PKK’dan bozma YPG, ondan da bozma Suriye Demokratik Güçleri adı verilen ordunun, doğrudan doğruya Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne entegrasyonundan bahsediliyor. Bu, örgütün yaşadığımız bölgede silah bırakmadığının en büyük delilidir. Ayrıca burnumuzun dibinde ABD tarafından kiralanmış yeni bir terör ordusu yapılandırılmaya çalışılıyor. İktidar teröriste özel af çıkardı ama terör örgütü silahlanmaya ve arazide pozisyon almaya devam ediyor" diye konuştu.