Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çırağan Sarayı'nda "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın çok hızlı ve çok boyutlu bir dönüşümden geçtiğine işaret ederek, gerçek adaletin artık yalnızca ülkelerin ulusal sınırları içerisinde ele alınabilecek bir mesele olmadığını söyledi.
Savaşlar ve çatışmalar, kitlesel göç hareketleri, yapay zekanın hukuk ve toplum üzerindeki etkileri, sınır aşan siber suçlar, enerji dönüşümü, küresel ekonomik ilişkiler ile uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin hukukun ve adaletin sınırlarını sürekli yeniden şekillendirdiğini anlatan Gürlek, küreselleşen dünyanın, adalet alanında küresel işbirliğini de her geçen gün daha zorunlu hale getirdiğini belirtti.
Gürlek, bu gelişmeler karşısında yalnızca yeni kurallar oluşturmanın yeterli olmadığını, mevcut kuralların nasıl uygulanacağının ve uluslararası hukuk mekanizmalarının nasıl daha etkili hale getirileceğinin de ele alınması gerektiğini dile getirerek, bu nedenle zirvenin temasını "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" olarak belirlediklerini, çünkü adaletin geleceğinin yalnızca hukukçuların, hakimlerin, savcıların veya siyasetçilerin değil, bütün insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Bugün uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya olduğu en önemli sınavlardan birinin, "güçlünün zayıf karşısında yaratmak istediği, yalanlarla süslenmiş hukuk tanımları" olduğunu kaydeden Gürlek, bunun en somut örneğinin Gazze'de yaşananlar olduğunu vurguladı.
Zirveye Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim'in de davet edildiğini ancak İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle toplantıya katılamadığını aktaran Gürlek, salondaki adalet bakanları ve katılımcıların Filistin halkının hukuk ve adalet talebine güçlü şekilde sahip çıkacağına inandığını dile getirdi.
Bakan Gürlek, uluslararası işbirliğini, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini konuşmak için bir araya gelinen bir platformda, bir adalet bakanının uluslararası toplantıya katılmasının engellenmesinin son derece kaygı verici olduğunu ifade ederek, "Bu durum, Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin bir başka çarpıcı örneği olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil, hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır." dedi.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, ABD'nin vize vermemesi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na katılamamasına değinen Gürlek, şöyle konuştu:
"Geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York'a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas'a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi de uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Birleşmiş Milletler'in merkezinde gerçekleştirilen ve bütün dünyanın meselelerinin konuşulduğu bir toplantıda Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin fiziken yer alamaması, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını haklı olarak tartışmaya açmaktadır. Daha da düşündürücü olan ise hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkarılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılarak hitap edebilmesidir. Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir."




















