GÜNCEL
Giriş Tarihi : 30-03-2026 13:42

İmamoğlu'nun "Bilirkişi" Savunmasından: “Düzen hukuka göre değil; beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren bir düzendir”

İmamoğlu: “Artık mesele sadece bir kişi, bir dosya, bir dava değildir. Artık mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin, nasıl şekillendirildiğinin açık açık gösterilmesidir. Burada kurulan düzen hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir. Ne kadar? Toplasan 50 kişidir, 100 kişidir bunlar. Bu millet onlara boyun eğecek? Hadi oradan. Cürümünüz kadar yer yakarsınız. Öfkem çok büyük” savunmasını yaptı.

İmamoğlu'nun

19 Mart operasyonuyla tutuklanan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 27 Ocak 2025’te Saraçhane’de düzenlediği “Turpun Büyüğü” konulu basın toplantısında bir bilirkişinin adını vererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek “Siz de böyle maharetli bilirkişi S. Beyler oldukça, siz de binlerce bilirkişi arasından nokta atış S. Bey bilirkişisini bulan yargı mensupları oldukça bir davanın öncesinde ya da yürüyen sürecin öncesinde heybenizde büyük turplar taşıdığınızı düşünebilirsiniz. Ne var ki sizin turp zannettikleriniz bu milletin gönlünde zerre yer etmez. Sayın Cumhurbaşkanı, turpun büyüğü senin heybenden çıktı. Aslında işin çok kolay. Bu kadar heybe sırtında taşımana gerek yok. Bu kadar yük taşıyacağına kendini sadece milletin sandıktaki vicdanına emanet ettiğin an rahatlayacaksın. Yastığa başınızı koyduğunuzda huzurla uyumak kadar güzeli yoktur” demişti.

Söz konusu basın toplantısından kısa süre sonra İmamoğlu hakkında bilirkişiyi hedef gösterdiği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılmıştı. İmamoğlu’nun “yargı görevini yapan bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla cezalandırılması istenen davanın dördüncü duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 2 No’lu Duruşma Salonu’nda görülüyor.

“Öfkem çok büyük”

Savunmasına devam eden İmamoğlu, Silivri yargılamaları için salon inşaatı yapılmasını eleştirdi, "Bir dava için duruşma salonu yaptırılır mı? Ne oldu işte, yargılanıyoruz yukarıda. 1,5 milyar lira, bir duruşma salonu için harcanır mı? Bunu ancak inşaatçılığa meraklı, gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir. Başka kimse akıl edemez yani. Ben o akla da akıl demem. Yargılama, davaya göre şekillendiriliyor. Artık mesele sadece bir kişi, bir dosya, bir dava değildir" dedi. İmamoğlu şöyle devam etti:

"Artık mesele, yargının nasıl yönlendirildiğinin, nasıl şekillendirildiğinin açık açık gösterilmesidir. Burada kurulan düzen hukuka göre değil, beklentiye göre karar verenleri ödüllendiren, hukuka sadık kalanları ise cezalandıran bir düzendir. Ne kadar? Toplasan 50 kişidir, 100 kişidir bunlar. Bu millet onlara boyun eğecek? Hadi oradan. Cürümünüz kadar yer yakarsınız. Öfkem çok büyük sayın hakim. Ben buradan sizin huzurunuzda Türk milletine bakarak konuşuyorum. Siz de bu aziz milleti temsil ediyorsunuz ama aynı zamanda ailenizi temsil ediyorsunuz. Haysiyetinizi, onurunuzu, namusunuzu temsil ediyorsunuz. Ben de öyleyim.

“Yargı adına bu nasıl yapılır”

Ben öfkemi akla, mantığa ve eyleme dönüştüren bir insanım; kine, nefrete değil. Açıkça söylüyorum. Bu düzen sadece yargıyı ve yargı mensuplarını değil, adalet duygusunu da sürgüne göndermektedir. Memleketin her yeri bizimdir. Hakkari de sürgün yeri değildir, Artvin de değildir. Allah’ın izniyle bizim dönemimizde bu cennet vatanın her köşesi İstanbul gibi olacak, İstanbul. Yani İstanbul kadar sevilecek, sahiplenilecek. Yoksa yağmacıların düzenine benzemeyecek yani. O bakımdan yargıdaki usulsüzlükler artık saptanamaz bir boyuta gelmiştir. Bu ülkede artık adil yargılamayı etkilemek ‘İstediğimizi vermezsen iddianameni yazmaz, seni aylarca tutuklu yargılarız’ anlayışıyla yapılıyor. Onlarca örneği var şu anda biliyor musunuz? Aklım almıyor. Düşünüyorum. Bunu bir insan nasıl yapabilir? Yargı adına bu nasıl yapılır?

“Talimatla ifadeler alınıyor”

Yok efendim operasyonlar yapılıyor. İşte uyuşturucu operasyonu, bahis operasyonu, fuhuş operasyonu deniyor. O insanlara ‘Şuna çamur at, buna çamur at’ deniyor. Talimatla ifadeler alınıyor. Oradan bir beyanla bir başka kişi tutuklanıyor. Bunlar açık ve net. Kimsenin üç maymunu oynamaya hakkı yok bu ülkede. Hele hele siz, biz bu makamlardayken bunu yapamaz yani. Yapmaya hakkı yok. Bedelini ödemek zorunda. Çifte standart o kadar örnek var ki siyasi iktidar, yargı eliyle muhalefeti sindirme, milletin iradesine darbe yapma, tehditle belediye başkanlarını kendi partisine geçirip, bunu sırıtarak kutlayan zihniyet... Sırıtarak. Yani ideallerini satmamak vardır, değil mi? Mesela takımda takım arkadaşını satmamak vardır, takım oyunu oynamak vardır. Yani en basit mahalle kurgusundan her türlü milli karakterdir bu değil mi? Şimdi bunlar kırılıp kalmış yani.

“5-6 kişi bunlarla bakanlık oynanıyor”

Koca yüce Türk yargısında, bu memleketin Ankara’sında, İstanbul’unda, Türkiye’nin her köşesinde milletin evlatları var ama hepsi sıkıştılar 7. kata, toplanmışlar oraya. 5-6 kişi bunlarla bakanlık oynanıyor. Ne büyük bir yetenek havuzu toplanmış 7. kata! Bu millet de bunu yiyecek, yemez. Geçici bahar, yalancı bahar, bir fırtına alır hepsini götürür. Avukatım Mehmet Pehlivan dahil onlarca arkadaşımı tutuklatan savcıyı da unutmayalım. Hepsine girmeyeceğim. Bu da benim ifademi aldı. Personel Genel Müdürü olmuş. Ben insan kaynakları master’ı yaptı. İnsan kaynakları master yaptım ve insan kaynağı master’ına ne zaman karar verdim biliyor musunuz? 94 yılında. O zaman personel yönetimiydi, sonradan insan kaynakları birimine dönüştü. Çok inanıyordum, çok güveniyordum; o alanda ihtiyaç olduğunu hissettim, niye biliyor musunuz? Ben aile şirketindenim. Yani neredeyse 100 kişinin çalıştığı, ‘benim şirketim’ dediği bir şirketin içinde aile işi zordur yani.

AdminAdmin