İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fatih Laleli'deki bir şirket ve şahıslara yönelik, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "tefecilik", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "6493 Sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 28. maddesine muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma tamamlandı.
Hazırlanan iddianamede, 56'sı tutuklu 112 kişi "şüpheli", Merkez Bankası ve Maliye Hazinesi, "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer aldı.
İddianamede, suç örgütünün merkezinde ve hiyerarşik yapının tepe noktasında şüpheli Muharrem Dağ'ın yer aldığı ifade edildi. Örgütün sevk ve idaresini sağlayıp "örgüt yöneticisi" sıfatıyla hareket eden Dağ'ın, örgütün genel stratejisini belirlediği, suçtan elde edilen gelirlerin yönlendirilmesi ve transferine ilişkin sistemler üzerinde hakimiyet kurduğu, özellikle para transfer mekanizmalarını kontrol ederek alt kademelerde yer alan akrabası ve çalışanlarına doğrudan veya dolaylı talimatlar verdiği öne sürüldü.
Örgütsel yapının ağırlıklı olarak "Dağ", "Elçiboğa", "Acar" ve "Kaya" aileleri etrafında şekillendirildiği, akrabalık ilişkilerinin örgüt içerisinde güven, sadakat ve denetim mekanizması olarak kullanıldığı vurgulanan iddianamede, bu yöntemle üyeler arasında organik bağ tesis edildiğinin altı çizildi.
İddianamede, Abdulvahap Dağ, Emrullah Dağ ve Mehmet Ferah Dağ'ın farklı şirketler ve ticari görünüm altındaki yapılanmalar üzerinden örgütsel faaliyetleri yöneten, talimatları uygulatan ve alt birimleri koordine eden örgüt yöneticileri olarak konumlandıkları belirtildi. Örgütün suç faaliyetlerini gizlemek ve meşru ticari faaliyet görüntüsü altında sürdürmek amacıyla Dağlar Group, MHR Group, Atlantis, Global47 ve ANKA Group gibi düşük sermayeli ancak olağan ticari hayatla bağdaşmayacak ölçüde yüksek işlem hacmine sahip paravan şirketler kurulduğu iddia edildi.
4 döviz bürosu üzerinden suç geliri elde edildi
Taç Döviz, Aklar Döviz, Cengizler Döviz ve Tataroğlu Döviz isimli işletmelerin suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi dışında muhafaza edildiği, aktarıldığı ve yönlendirildiği fiili emanet noktaları olarak kullanıldığı öne sürülen iddianamede, "örgütün kamu düzeni ve ekonomik güvenliği ciddi biçimde sarsabilecek nitelikte, karmaşık ve çok katmanlı yöntemler kullandığı, temel finans kaynağının gerçek bir mal veya hizmet satışı olmaksızın, özellikle Libya ve diğer menşeili yabancı kredi kartları üzerinden POS cihazları aracılığıyla gerçekleştirilen fiktif işlemler olduğu" tespitine yer verildi.




















