MHP'den yapılan açıklamaya göre, Genel Başkan Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu, (MYK), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) ve milletvekillerinin katılımıyla ATO Congresium'da düzenlenen iftar programına katıldı.
Bahçeli, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in bir hafta sonra biteceğini belirterek, tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin, verilen fitre, sadaka ve zekatların kabul olmasını diledi.
Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların ve kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bir zaman dilimi içerisinde bulunulduğunu ifade eden Bahçeli, "İsterdik ki, İslam alemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi." dedi.
Ramazan ayının Türkiye'nin bölgesinde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendiğini aktaran Bahçeli, şunları kaydetti:
"Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz. Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmiş bizler için her gecenin sonu aydınlık, her yokuşun ardı düzlüğe çıkıştır. Bu nedenle umudumuzu kaybetmeyeceğiz, ihtiyatlı iyimserliğimizden ödün vermeyeceğiz. Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yeise kapılmayacağız. Eskiyen ve çürüyen 1945 sonrasının dünya düzenini ikame edecek yeni bir küresel sistemin kuruluş sancıları artarak devam ederken, devasa bir anafora dönüşen nevzuhur ara dönem insanlığın barış ve huzur özlemlerini adeta yutmaktadır. Bu mefluç, mefsuh ve metruk tablonun bütün komplikasyonları coğrafyaları A'dan Z'ye sarmıştır. Böylesi alacakaranlık dönemlerde, tehditlerin böylesine cüsse ve cüret kazandığı devirlerde dayanışma duygumuzu çok daha güçlendirmeli, milli birlik ve kardeşliğimizi olabilecek en üst seviyede perçinlemeliyiz. Kaldı ki 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de evvelemirde budur."
"Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız"
İran'ı hedef alan saldırıların "haksız ve soysuz bir savaşın" sonuçları olduğunu kaydeden Bahçeli, "Bir savaşı başlatmak kolaydır, ama bitirmek zordur." ifadelerini kullandı.
Bir askeri operasyonda çok boyutlu taarruzun her an mümkün olduğunu ama geri çekilmenin çok yüksek maliyetlere yol açabileceğine dikkati çeken Bahçeli, "ABD ile İsrail'in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir." görüşlerini paylaştı.
Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmek, İran'la Körfez ülkelerini çatıştırmak, bu suretle savaşın akışını değiştirmek amacıyla karanlık planların yapıldığını vurgulayan Bahçeli, şunları dile getirdi:
"Stratejik bilgi çift katmanlıdır. Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan da sahip olunan kapasiteyi doğru tartmayı gerektirmektedir. Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz. ABD-İsrail ortaklığının askeri, siyasi ve ekonomik külfeti arttıkça, bilhassa iç kamuoylarının İran savaşıyla ilgili kategorik itirazları yükseldikçe etrafımızda biriken tehlike daha da yoğunlaşacaktır. Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız. Türkiye'yi gayya kuyusuna itmek için yapılan ahlaksız tezgahları isabetle okumalı, bu kuyuyu kazanları boşa düşürmeliyiz."




















