Muğla'nın Menteşe ilçesinde, 30 ilden gelen yurttaşların oluşturduğu “Toprağımızı Vermiyoruz Platformu”, zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören düzenlemeyi protesto etmek “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, toprağımızı vermiyoruz” mitingi düzenledi.
Mitingde konuşma yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:
“Bugün farklı siyasi partilerden üyeleri, seçmenleri, farklı görüşleri bir arada bulunduran bu meydan bir Meclis’tir. Demokrasilerde millet vekaletini verip 5 yıl köşede oturmaz. İzler, denetler, müdahale eder. Kendisiyle ilgili her konuda söz söylemeye devam eder. Eğer iktidarlar milletin aleyhinde işler yaparsa millet, halk itiraz eder ve meydana kendi çıkar. Tüm tepkilere rağmen Ankara’daki Meclis Muğla’nın toprağına, zeytinine, doğasına kasteden bir düzenleme yaptı. Eğer o Meclis, sizin sesinizi duymadıysa, duymuyorsa bugün bu Atatürk Meydanı artık Meclis’in kendisidir.
“Zeytin ağaçları sizden önce de vardı, sizden sonra da olacak”
Her inançta kutsal olan zeytin ağacı, ’ölmez ağaç’ olarak bilir. Efsaneye göre zeytin ağacı tarihte bu topraklarda yaşamış olan Homeros'un kulağına eğilir der ki ‘Herkese aitim, kimseye ait değilim. Senden önce de vardım, senden sonra da ben olacağım.’ İşte zeytin böyle bir ağaç. Kendisini koyların sahibi bilenlere, kendsinin ağaçların, çevrenin sahibi bilenlere, 'parasını veririm, yasasını çıkarırım, keserim' diyenlere zeytin ağacının Homeros’un kulağına fısıldadığını söylemek lazım. Sizden önce de vardı, sizden sonra da olacak. O kazanacak, kötülük kaybedecek. Siz kaybedeceksiniz.
“AYM’ye çağrımızdır; torunlarımız için sizden adalet bekliyoruz”
Her dinde kutsal olan zeytin ağacı dinimiz İslamiyet’te de kutsaldır. Zeytin ağaçları barışın, bereketin ve huzurun simgesidir. Varlığının faydası saymakla bitmez. Aynı zamanda bir üretim, bir sanayi ve bir kalkınma aracıdır. İnsanlara iş olur, aş olur. Böyle bir güzelliği korumamız gerekirken, çoğaltmamız gerekirken 23 yıldır bu ülkeyi yöneten iktidar, 23 yılda 11 kez zeytine Meclis zemininde saldırdılar. Bunun son 14 yılına bu saldırıların teklifine bizzat şahidim. Gün oldu komisyonlarda sabahlandı, gün oldu son dakika Genel Kurul’dan döndü ama bu mücadele hiç bitmedi. İlk kez toplumdan gelen bütün tepkilere,verilen bütün mücadeleye rağmen kanunu hem de koordinatlar belirtmek suretiyle, adrese teslim şekilde bu saldırıyı gerçekleştirdiler. Görünen sadece Akbelen’deki saldırı değil. Bundan sonraki süreçlerde yasanın içindeki fevkalade tehlikeli maddelerle izin süreçlerinin çok hızlanacağı, çoğu zaman mekanizmaların arkalarından dolaşılacağı ve bundan sonraki, süreçte eğer bu kanun, bu haliyle kalırsa doğa katliamlarının artarak hızlanacağını biliyoruz. Bunun için buradan AYM’ye, değerli üyelerine, hakimlere çağrımızdır, bu kararı verirken lütfen ellerini vicdanlarına koysunlar, bugünü değil yarınları düşünsünler, kendilerini değil torunlarının, gelecek kuşakların, bu ülkenin talan edilmesine değil zeytinine, doğasına, çevresine ihtiyaç var. AYM’ye çağrımızdır, Torunlarımız için sizden adalet bekliyoruz.
“Demokratik direnme hakkını kullanıyoruz”
Sözlerimi şu cümlelerle bitirmek isterim. Ben yolda buraya kavuşmak için yüzlerce kilometre ileriden gelirken tertip komitesi mikrofonlarıyla açılış yaptığında bir büyük cepheden bahsediyordu. Aslında cephe bir savaş tabiridir ve aslında bizler kolay kolay kullanmayız ama savaştayız, saldırıdayız. Birileri geleceğimize savaş açmış, birlikteliğimize savaş açmış, demokrasiye savaş açmış biz de bunun karşısında demokratik direnme hakkını kullanıyoruz ve kötülükle savaşıyoruz. Biz kazanacağız, iyiler kazanacak, haklılar kazanacak, halk kazanacak, zeytin ağaçları kazanacak, doğa, çevre mücadelemiz kazanacak. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Hepinizi çok seviyoruz. Biz kazanacağız, siz kazanacaksınız.”




















