Son 50 yılda katlanarak artan bilimsel bilgi birikiminin ise imkan ve kabiliyetleri bambaşka bir düzeye taşıyarak, insanlığın önünde yeni ufuklar açtığını ifade eden Kacır, atılan adımların ufku genişletirken, beraberinde yeni soruları, çetin problemleri ve ağır sınamaları da getirdiğini belirterek, "Bu meydan okumalar karşısında çözümü insanlık değerleriyle, adaletle, merhametle bilimin buluştuğu bir perspektifte arıyoruz. Diğer yandan gün geçtikçe artan imkan ve kabiliyetleriyle bilimin aynı zamanda toplumsal dönüşümün, ekonomik sıçramanın ve stratejik bağımsızlığın asli dayanağı haline geldiği bir çağdayız." diye konuştu.
"23 yıl önce iki olan teknopark sayısını bugün 113'e yükselttik"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, yapay zekadan biyoteknolojiye, uzaydan temiz enerjiye bilimin farklı sahalarında kapasite ve yetkinlik inşa eden ülkelerin sadece bugünü değil geleceğin dünyasını da şekillendirme gücüne sahip olduğuna dikkati çekti.
Kacır, "Bu doğrultuda, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde, son 23 yılda 'daha müreffeh ve tam bağımsız Türkiye' için bilimi ve teknolojiyi kalkınma stratejimizin omurgasına yerleştirdik. Altyapıdan insan kaynağına, AR-GE'den ticarileşmeye uzanan her halkada güçlü atılımlar gerçekleştirdik. Üniversitelerimizle sanayimiz arasındaki sinerjiyi güçlendiren önemli adımlar attık." ifadelerini kullandı.
Üniversitelerdeki teknopark sayısının 23 yıl önce yalnızca iki olduğunu, bugün bu rakamın 113'e yükseldiğini aktaran Kacır, şunları kaydetti:
"Akademisyenlerin teknoparklarda hayata geçirdiği 2 bin 200 girişim, bugüne kadar 2 milyar dolardan fazla ürün ya da hizmet satışı gerçekleştirdi. Eklemeli imalat, yerli ilaç ve aşı, sürdürülebilir tarım, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, kuantum gibi stratejik alanlarda kurduğumuz 20 yüksek teknoloji platformu, AR-GE faaliyetlerinin ticarileşmesine öncülük ediyor. 6550 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren 12 ulusal araştırma altyapımız, kritik alanlarda yürüttüğü çalışmalarla, sanayimizin ihtiyaç duyduğu alanlarda üst düzeyde AR-GE çalışmalarını sürdürüyor. Sektör profesyonellerinden öğrencilerimizin ders alma imkanı sunan 'Sektör Kampüste' programıyla üniversitelerimizde verilen eğitimi sahadaki tecrübeyle buluşturuyoruz."
"Yerli ve milli üretim kabiliyetimizi güçlendirmek öncelik"
Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Kent Üniversitesinde, araştırma, girişimcilik ve üretimi aynı çatı altında buluşturan üç önemli birimin yer aldığı entegre tesisin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Bunlardan ilkinin kozmetik ve takviye edici gıda üretiminin gerçekleştirildiği UniKentPharma olduğunu bildiren Kacır, şöyle devam etti:
"Sağlıklı yaşam arayışının güçlendiği, kişisel bakım ve iyi oluş bilincinin yaygınlaştığı günümüz dünyasında kozmetik ve takviye edici gıda ürünlerine talep gün geçtikçe yükseliyor. Yapılan araştırmalar, her iki sahanın toplam pazar büyüklüğünün 2030'a gelindiğinde 1 trilyon doları aşacağını gösteriyor. Özellikle tarımsal üretimimizi katma değere dönüştürecek yatırımlarla, bu alanda yerli ve milli üretim kabiliyetimizi güçlendirmek bizler için öncelik. Nitekim, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programıyla, 14 ilde yerel bitkisel ürünlerin katma değerini artırmaya yönelik yatırımlara ayrıcalıklı destekler sunma kararı aldık. Programın ilk çağrısında, illerimizin yerel bitkisel ürünlerini, kozmetik, gıda takviyesi, ilaç etken maddesi ve kolajen gibi yüksek katma değerli ihracat ürünlerine dönüştürmeyi hedefleyen, toplam yatırım büyüklüğü 5,5 milyar lirayı bulan 24 proje başvurusu gerçekleşti. UniKentPharma da Anadolu'nun zengin botanik mirasını yüksek katma değere dönüştürmemize imkan tanıyacak, Türkiye'yi kişisel bakım ve takviye edici gıda alanında üretim ve inovasyon merkezi haline getirecek öncü adımlardan biri."
Kacır, burada geliştirilen her ürünün, raf ömrü ve güvenlik testlerinden geçerek kullanıcılara güvenle sunulacağını, girişimciler için pilot üretim ve ticarileşme köprüsü kuran bu yapının yerli markaların küresel pazardaki rekabet gücünü yükselteceğini belirtti.















