Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulu toplantısına başkanlık etti.
Toplantıya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ve bazı bakan yardımcıları ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.
Açılışta konuşan Yılmaz, toplantının tematik odağında "Nüfus Politikaları Bağlamında Erişilebilir Çocuk Bakım Hizmetleri ve İş-Aile Yaşam Dengesi" konusunu ele alacaklarını belirtti.
Bugün pek çok ülkenin karşı karşıya olduğu nüfusun kendini yenileyememesi konusunun, uzun vadeli ve kapsamlı politikalar gerektiren küresel bir sorun haline geldiğine dikkati çeken Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumunun son verilerinin küresel ölçekte yaşanan bu eğilimin ülkedeki seyrini de açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Yılmaz, 2025 sonu itibarıyla 86 milyon 92 bine ulaşan ülke nüfusunun yıllık artış hızının binde 5 seviyesinde gerçekleştiğini dile getirerek, "Toplam doğurganlık hızımız ise 2025 yılında 1,42 çocuğa gerileyerek Cumhuriyet tarihinin kayda geçen en düşük seviyesine inmiştir. Doğurganlık hızı 1,50'nin altında kalan il sayısı 2017'de dört iken 2025'te 59'a çıktı." diye konuştu.
"Nüfus politikalarımızda uzun vadeli ve bütüncül bir dönemin çerçevesini çizdik"
Doğurganlık hızının üç çocuk ve üzerinde olduğu tek ilin Şanlıurfa olmasının, 76 ilde ise doğurganlık hızının 2,1'in altında seyretmesinin düşüşün ülke genelinde ulaştığı boyutu ortaya koyduğuna işaret eden Yılmaz, TÜİK çalışmalarında mevcut düşüş eğiliminin devam etmesi halinde yüzde 24,8 olan çocuk nüfus oranının, 2100 yılında yüzde 9,9'a kadar gerileyeceğinin öngörüldüğünü bildirdi.
Yılmaz, ortanca yaş 34,9'a yükselirken, yaşlı nüfus oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısının da 62'ye ulaştığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bu eğilimin yönünü değiştirmek, doğurganlıktaki düşüşün sebeplerini doğru tespit etmekten ve doğru politika araçlarını birlikte kullanmaktan geçiyor. Nakit desteklerini en yüksek düzeye çıkaran ülkelerde dahi kalıcı bir dönüş sağlanamaması, ekonomik desteklerin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Çünkü aile kurma ve çocuk sahibi olma kararı ekonomiden konuta, çalışma hayatından eğitime, sağlıktan kültürel iklime kadar pek çok etkenin birlikte belirlediği kararlardır. Bu anlayışla, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini Aile ve Nüfus On Yılı ilan etmesiyle, nüfus politikalarımızda uzun vadeli ve bütüncül bir dönemin çerçevesini çizdik. Çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikalar kadar, ailelerin çocuklarını güvenle büyütebilecekleri ve ebeveynlerin çalışma hayatından kopmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ekosistem oluşturmak temel önceliğimizdir. 7 alandan oluşan Nüfus Eylem Planımız kapsamında oldukça kısa bir sürede 13 önemli faaliyeti, programı uygulamaya koyduk."















