Dervişoğlu: "Siyasi partiye kayyum, medyaya kayyum. Türk demokrasisi darbeler gördü ama bu kadarına şahit olmadı"

Dervişoğlu, Halk TV'ye kayyım atanmasına tepki göstererek, "Siyasi partiye kayyum, medyaya kayyum. Türk demokrasisi darbeler gördü ama bu kadarına şahit olmadı" dedi. Dervişoğlu, "Gazeteciye hapis, mesaj atana gözaltı, sonra bir de lekelenmeme hakkından bahsediyorsunuz. Hırsıza lekelenmeme hakkı, İmralı canisine umut hakkı, katile unutulma hakkı yahu sizin lekelenecek yeriniz mi kalmış? İşte söylüyorum: Kurtluğunuz kocamış, metaliniz paslanmış, ahlakınız çürümüş, neyiniz kalmış lekelenecek sizin?

SİYASET - 16-10-2026 06:57 25 kez okundu.

Dervişoğlu:

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Gerçeklerden korkmak bir iktidar için sonun başlangıcıdır. Yalanlarla, algı oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışan bir iktidarın yapacağı en büyük hatalardan biri gerçeğin sesini kısmaya çalışmaktır. Geçtiğimiz hafta TBMM’de, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu konuşulsun, araştırılsın istedik. İktidar ortakları ne yaptı? Meclisi kapatıp kaçtı. Gerçekleri kendileri de duymak istemiyor, Milletimiz de öğrenmesin istiyorlar. Bu akılla ayakta kalabileceğini zanneden iktidar, bu sabaha karşı da gazeteciliğin kapısına polis gönderdi, kayyum atadı, Halk Tv’nin yayınını durdurdu. Türkiye’de herkes, her kurum incelenebilir. Hukuki bir sorun varsa tespit edilir, gereği yapılır. Ancak bu iktidarın polis ve yargı aracılığıyla attığı adımlar artık hukuki olmaktan çıkmıştır. Şafak baskınları adaleti tesisten öte, bir iktidarın ömrünü uzatma çabasıdır. Kendi partisinden olmayan belediyeye kayyum. Sistemine dahil olmayan şirkete kayyum. Kendi gibi düşünmeyen demokratik kitle örgütlerine kayyum. Siyasi partiye kayyum, medyaya kayyum. Türk demokrasisi darbeler gördü ama bu kadarına şahit olmadı. Yanlışlarının üzerini yeni ve başka yanlışlarla örtmeye çalışan bir iktidarın çırpınışlarını izliyoruz. Ama şunu biliyoruz; hakikatin önünde hiçbir engel duramaz. Raf ömrünü tamamlamış bir iktidarı da hiçbir baskı ayakta tutamaz.

"BU İŞİN FATURASI 86 MİLYONUNUN ÜZERİNE YÜKLENEMEZ"

Tüm bünyeyi sarmış bir hastalıkla karşı karşıyayız. Bugün, kamu otoritesinin gözü önünde büyüyen, denetimsizlikle beslenen ve ancak artık saklanamaz hale geldiğinde fark edilmiş gibi yapılan büyük bir vurgunla karşı karşıyayız. İş inceliklidir, çok boyutludur, organizedir… Sistemin tepeden tırnağa çürük olduğunun bir kanıtıdır. Sorduk ve yine soruyoruz: Bu kadar büyük bir vurgun, siyasi, bürokratik ve hukuki bir koruma zırhı olmadan nasıl büyüyebilir? Aradan bir hafta geçti. İktidar partisi, halen kaçak dövüşüyor. Ancak bir kanun teklifi getirmeye mecbur kaldılar. Demek ki söylediklerimizin bir kısmını duymuşlar. Israrla tekrarlıyorum: Bu işin faturası Hazine’ye, kamu bankalarına ve 86 milyonun sırtına yüklenemez. Kâğıt üzerinde şişirilmiş hayali fon değerlerinin değil, vatandaşın cebinden çıkan anaparanın ve enflasyon farkının esas alınması gerekmektedir.

"KURTLUĞUNUZ KOCAMIŞ, METALİNİZ PASLANMIŞ, AHLAKINIZ ÇÜRÜMÜŞ"

Gazeteciye hapis, mesaj atana gözaltı, sonra bir de lekelenmeme hakkından bahsediyorsunuz. Hırsıza lekelenmeme hakkı, İmralı canisine umut hakkı, katile unutulma hakkı yahu sizin lekelenecek yeriniz mi kalmış? İşte söylüyorum: Kurtluğunuz kocamış, metaliniz paslanmış, ahlakınız çürümüş, neyiniz kalmış lekelenecek sizin? Hukuk, sevdiğinizi koruyup sevmediğinizi cezalandırmanın adı değildir. Hak, iktidar çevresine gelince hatırlanan, vatandaşa gelince unutulan bir imtiyaz değildir. Bakınız, burada bir mesele daha var. Riski 7 üzerinden 1 olan para piyasası fonunda parasını tutan vatandaşla, riski 7 üzerinden 7 olan spekülatif fon yatırımcısını aynı tasfiye mantığının içine sokuyorsunuz. Tasfiye kararından önce yasal satış emrini vermiş, işlemi takasa girmiş vatandaşı bile tasfiye çuvalına atıyorsunuz. Sonra 'Yüzde 70’in parasını önce ödeyeceğiz' diyorsunuz. Mesele yüzde 70’e sus payı vermek midir? Yoksa yüzde 100 adalet midir? Bu yasayla neyi telafi ediyorsunuz? Vatandaşın kaybını mı yoksa iktidarın siyasi kaybını mı? En önce yapmanız gerekeni yapmak hala hiç aklınızdan geçmiyor. 

"ÇALINAN ARTIK BEYTÜL MAL DA DEĞİL, MİLLETİN CEBİNDEKİ PARADIR"

Ülkemizin sermaye piyasalarındaki hassas durumunu da gözeterek sözlerimi oldukça dikkatli seçmeye gayret ediyorum. Ancak, lamı cimi yok, SPK yönetimi acilen görevden el çektirilmelidir! Gerçi görevden el çektirilmesi gereken kişi belli de, neyse konuyu dağıtmayalım. Onun da gereğini zaten milletimiz yapacaktır! Çoğu gitmiş azı kalmıştır. Meclis’te bütün partilerin eşit biçimde temsil edildiği gerçek bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Kim kazandı, kim erken çıktı, kim bilgi aldı, kim göz yumdu, kim korudu; millet, bunların tamamını öğrenmelidir! Çalınan artık beytül mal da değil, milletin cebindeki paradır. Burada laf ebelikleriniz sökmez. Yaptıklarının milletin boğazına dayandı. Yalana ayırdığınız vakti hakikatlere ayırsaydınız, bugün her şey bambaşka olurdu.

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Bahçeli:

Bahçeli: "Devletimiz, afet ve acil durumlar karşısında olduğu gibi bugün de tüm kurumlarıyla sahadadır"

16-10-2026 - SİYASET

YENİ Parti Grup Başkanvekili Emir: Bu siyasi taarruz fon vurguncularına değil, o vurgunu deşifre eden gazetecilere karşı

YENİ Parti Grup Başkanvekili Emir: Bu siyasi taarruz fon vurguncularına değil, o vurgunu deşifre eden gazetecilere karşı

16-10-2026 - SİYASET