İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.
Davanın 73. günü, tutuklu sanıkların tahliye talepleriyle sürüyor. Mahkeme Başkanı, bu hafta tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin alınacağını bildirmişti. Başkanın verdiği bilgiye göre, her sanık veya avukatına beyanları için yarım saat süre verilecek. Talepler ilk duruşmadaki liste sıralamasına göre alınacak. Söz konusu listeye göre, Ekrem İmamoğlu'na tahliye talebi için sıranın 3 Eylül Perşembe günü gelmesi bekleniyor. Tahliye talepleri geçen hafta perşembe günü alınmaya başlanmış ve ilk olarak Mustafa Akın ve Yener Torunler söz almıştı.
Bugün, tutuklu sanıklar saat 11.10’da jandarma eşliğinde mahkeme salonuna getirildi. Duruşma, Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın tahliye talebiyle başladı.
“EYLEM 13’TE BENİM YAPTIĞIM TEK ŞEY 2019 SEÇİM KAMPANYASINDAKİ ‘İSTANBUL SENİN’ PROGRAMIDIR”
Necati Özkan, 9 ve 13 Nisan’daki savunmalarında kendisini “yarım artı sıfır eylemden sorumlu” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.
Eylem 13 bakımından kendisiyle ilişkilendirilen tek çalışmanın 31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasında kullanılan “İstanbul Senin” adlı program olduğunu belirten Özkan, bunun dava konusu yapılan uygulamayla ilgisinin bulunmadığının duruşmada verilen ifadelerle ortaya çıktığını savundu.
Özkan, “Dosya içerisindeki ifadeler, tanık anlatımları, raporlar ve huzurdaki ifadelerde benim Eylem 13 ile ilgili kanun dışı veya ahlak dışı hiçbir faaliyetimin söz konusu olmadığı heyetinizce görüldü” dedi.
“İHALE YOK, TEKLİF YOK, GÖREV YOK, YETKİ YOK; AMA ÖZEL VASIFLI ÖRGÜT ÜYESİYİM”
Örgüt üyeliği suçlamasına da tepki gösteren Özkan, İBB veya iştiraklerinde hiçbir görevi, makamı, maaşı veya huzur hakkı bulunmadığını, herhangi bir ihaleye katılmadığını, teklif vermediğini, eşine, dostuna veya akrabasına iş ya da ihale talep etmediğini kaydetti.
Özkan, “İhalelere girmişliğim, teklif dahi vermişliğim yok. Görevim, yetkim, imzam, makamım, maaşım, huzur hakkım yok. Ne kimseye emir vermişliğim ne de kimseden emir almışlığım var. Bunların varlığına emare teşkil edebilecek ne bir delil ne bir ifade ne de bir gizli tanık sözü var. Ve ben örgüt üyesiyim, hem de özel vasıflı örgüt üyesiyim” dedi.
Seçim dönemlerinde iletişim çalışması yaptığını ve faturasını CHP’ye kestiğini belirten Özkan, işi bittikten sonra İBB ile kurumsal bir ilişkisinin kalmadığını ifade etti.
“42 YILLIK ŞİRKETİMİ TASFİYE ETTİM; YETER ARTIK”
532 günlük tutukluluğun hayatında geri dönülmez sonuçlara neden olduğunu dile getiren Özkan, 42 yıllık şirketini tasfiye ettiğini ve personelinin büyük bölümünün işine son vermek zorunda kaldığını söyledi. “532 gün... Suçsuz, günahsız, delilsiz, ispatsız 532 gün. Yazıktır. Gerçekten günahtır, ayıptır” diyen Özkan şöyle devam etti:
“Şirketimi, 42 yıllık şirketimi tasfiye ettim. Bütün personelimin çıkışlarını verdim, tazminatlarını ödedim. Şu anda sadece bir elin parmakları kadar arkadaşım benim ihtiyaçlarım nedeniyle şirkette. Onu da kısa sürede kapatıyorum. Maksat hasıl oldu. Yeter artık, gerçekten yeter.”
Özkan, tahliyesini talep ederek savunmasını tamamladı.














