İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ordu’nun Fatsa ilçesinde Cumhuriyet Meydanı'nda önce esnaf ziyaret etti ardından vatandaşlara seslendi.
“AŞKIMIZ HEM MEMLEKET HEM DE MİLLET AŞKIDIR”
“Şimdi müsaade ederseniz ceketimi çıkaracağım, memleket için kollarımı da kendi memleketimde sıvayacağım. Usul oldu ya, herkes gömleğinin kolunu sıvıyor. Artık memleket için yollara biz de düştük, biz de kollarımızı sıvıyoruz. Aşkımız hem memleket aşkıdır hem de millet aşkıdır” diye konuşmasına başlayan Dervişoğlu, memleketi Fatsa'nın sorunlarını sıraladı.
“DERDİMİZ CUMHURİYETE KARŞI YÖNELTİLMİŞ KALKIŞMAYI ENGELLEMEKTİR”
Üretici ve kobilerin sorunlarını sıralarken bir varandaşın “Emeklileri de unutma” sözüne Dervişoğlu, “Sen beni kollarını şakadan mı sıvadın zannettin? Ben çözmeye geliyorum. Bu memleketim Süleyman Demirel vefat ettikten sonra babası kalmadı. Ecevit gittikten sonra Karaoğlu'da kalmadı. Özal gittikten sonra Tonton amcası kalmadı. Alparslan Türkeş gittikten sonra da Başbuğ Türkeş'i de kalmadı. Ben hepsinin asil bir karışımı olmaya talip olduğum için mücadele ediyorum. Onların doğrularının ayak izlerinin üzerine basarak Türkiye'ye karşı karşıya bulunduğu sorunlardan kurtarmanın peşindeyim. Dedim ya sözlerimin arasında derdimiz cumhuriyettir. Derdimiz sağcı solcu meselesi değil. Derdimiz cumhuriyete karşı yöneltilmiş kalkışmayı engellemektir” dedi.
“BEN ÜÇ GÜN CEZAEVİNDE YATIP BUNALACAK ADAM DEĞİLİM”
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek şunları kaydetti:
“Diyorlar ki bu projeye karşı konuşanlar provokatördür. ‘Bu süreci baltalamaya çalışıyorlar demektir’ deyip maksadı aşan ifadelerde bulunuyorlar. İmralı’daki canibaşı için eğer bir provokatör aranıyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelsin, bu kürsüden konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, umut hakkından da yararlansın’ demektir provokatörlük. Abdullah Öcalan denen caniye statü aramaktır provokatörlük. İmralı’ya gidip Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile o caniyi eşitlemektir provokatörlük. Milletin vicdanından çıkan ses provokatörlük olamaz. O ses Cumhuriyet’in savunuculuğu demektir, Türk bayrağının savunuculuğu demektir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerinin savunuculuğu demektir. Bu mücadeleyi bulunduğumuz her yerde vereceğiz. İsteyen istediği takibi yapabilir. İsteyen istediği davayı da açabilir. Ben başkaları gibi üç gün cezaevinde yattıktan sonra cezaevi şartlarından bunalacak adam değilim. Hangi şartlarda nasıl duralak yaşadığımı bilen arkadaşlarımdır, bilen hemşehrilerimdir. Hiç kimsenin hakkımda gözüm yoktur. Hiç kimsenin görüşüne karşı görüşümü dayatmak gibi bir insanlık dışı tavrın ve davranışın da mümessili olduğuna şahit olanınız yoktur. Ben bu memlekette insanları birbirinden ayırmadan sevmemiz ve kucaklamamız gerektiğini anlatan bir arkadaşınızım, bir kardeşimizim.”














