CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, şunları kaydetti:
"Maalesef iki sınav geçilemedi. Bunlardan bir tanesi, Cumhuriyet Halk Partisi'ne, Demokrat Parti'ye yenildiğinde 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, birileri askeri kullanarak yönetimi devretmemeyi beklerken, İsmet Paşa'nın Demokrat Parti'ye yaverini yollayıp, 'Paşa, devir teslim hazırdır' deyip evladı Erdal'a yazdığı mektupta, 'Şüphesiz kişisel olarak en büyük yenilgim, Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinin en büyük zaferidir. Hedeflediğimiz cemiyet hayatına demokrasi yerleşmiştir' diyebilen İsmet Paşa'ya, yıllardır kazanan, ilk kez kaybettiğinde demokratlığını gösteren İsmet Paşa'ya nasip olan bunu, kaybettiği ilk seçime kadar kazandığı 13 seçimde 'Milli irade, milli irade' deyip, kaybettiğinde 'kirli irade'ye çeviren; bir tarafta milli iradeyi baş tacı yapıp, öbür tarafta alaşağı etmeye çalışan Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Çünkü birisinin demokrat olup olmadığına seçimi kazandığı akşam bakmanın ne kıymeti var? Birisinin demokrat olup olmadığına kaybettiği akşam bakacaksın.
Bir ikinci kayıp var. Yine İsmet Paşa'dan. Öyle bir noktaya geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. O geciken vedalar en sonunda doğru yere oturur. O noktaya oturduktan sonra dönüp de kaybedene, çekilene, bırakana ne yapıyor diye bakarlar. İşte öyle günlerin, yani hem seçimi kaybettiğinde rakibine teslim edebilmenin hem seçimi kaybettiğinde emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının, onların bundan sonraki görevlerini yaparken diğer partilerle rekabet etmesinin, partilerini iktidara getirmesinin önünde bir engel olmamanın tarih önünde çok büyük bir onuru ve gururu vardır. O gururu 1970'lerde yaşayan ve yaşatan İsmet Paşa'ya selam olsun. Seçim zaferleri, Ecevit kadar İsmet Paşa'nın partisine huzur veren yaklaşımının eseridir. Bunu kimse unutmasın.
Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı tutukladılar. O noktada millete 'Bunlar casus, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist' damgaları vurmaya çalıştılar. Türkiye'nin en büyük belediyesi Esenyurt'u kazanmışız; kayyum atayarak işe başladılar. Operasyonlarla, Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti'ye karşı kazanmış birisinin başarılarını gölgelemek için kendisine terör, yolsuzluk, hırsızlık; hızını alamayıp casusluk ve gayriahlaki suçlamalar yönelttiler. 1,5 yıl boyunca devletin televizyonu dâhil, birkaç muhalif, birkaç özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazete dışında her türlü haysiyet suikastını servis ederek, önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstünde tepinerek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar.
'Dokunulmazlıkları kaldıracağım' diye iktidara gelip, 3 ay sonra 'Bu yargıyla mı?' demiş Tayyip Erdoğan'ın bugüne getirdiği yargısının arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlarına karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım. 'Parti hatta aklanamazlar, partimizin bunlardan arınması lazım' diyecek genel başkan bahçıvan Abdullah Ağa'nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak.














