İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: "Terörle mücadelenin bedeli, teröriste makam vermek değildir"

Dervişoğlu, “25 yıllık siyasi ömrünüzün sonunda hala geçmişi, muhalefeti, bürokrasiyi, dış güçleri veya milleti suçlayamazsınız. Terörle mücadelenin bedeli, teröriste makam vermek değildir. İktidarda kalmanın bedeli ise Cumhuriyeti yıkmak hiç değildir. Türkiye bütün bunların daha iyisini yapabilecek kudrete sahiptir” dedi.

SİYASET - 16-07-2026 14:08

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Dervişoğlu, 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi, devletin silahlarının millete çevrildiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bombalandığını, Türk askerinin üniformasını taşıyan hainlerin, askere, polise ve vatandaşlara kurşun sıktığını, 253 şehit verildiğini, binlerce vatandaşın yaralandığını söyledi.

Şehitleri rahmetle anan, gazilere şükranlarını sunan Dervişoğlu, siyasi görüşü ve parti tercihi ne olursa olsun, o gece devletine ve millet iradesine sahip çıkan bütün vatandaşları saygıyla selamladı. 

Müsavat Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Çünkü Türk Milleti 15 Temmuz gecesi devletini sokaktan topladı. Tankların önünden, bombalanan Meclis'in enkazından, emniyet binalarının kapısından topladı. Devletinin bir cemaatin, bir şebekenin, kanun dışı bir hiyerarşinin eline geçmesine müsaade etmedi. Fakat, 15 Temmuz’u anlamak, yalnızca o geceyi anlatmakla mümkün değildir.

O geceye nasıl gelindiğini ve o geceden sonra Türkiye’nin nereye götürüldüğünü de sorgulamak gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, "Bu yıl, üç ayrı takvimin üst üste geldiği bir hesap yılıdır. 15 Temmuz darbe girişiminin 10, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 8, AK Parti iktidarının da 24’üncü yılındayız. 10 yıl, bir darbenin öncesini ve sonrasını anlamak için, 8 yıl, bir yönetim sisteminin sonuçlarını değerlendirmek için, 24 yıllık bir iktidar süresi de sorumluluğun kimde olduğunu ortaya koymak için fazlasıyla yeterlidir.

Biliyoruz ki, 15 Temmuz Türkiye’nin üzerine gökten inmedi. O hain örgüt bir gecede yargıya yerleşmedi. Ordumuza bir gecede sızmadı. Emniyeti, üniversiteleri ve bürokrasiyi bir gecede ele geçirmedi. Devletin kurumları yıllar boyunca parsel parsel bölündü. Yargı, emniyet, üniversiteler ve bürokrasi bir siyasi ortaklık içerisinde paylaşıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri, uydurma davalar ve sahte delillerle tasfiye edilmeye çalışıldı. Türk ordusunun kozmik odaları açıldı, devletin mahremi ortalığa saçıldı. Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, terör örgütü yöneticisi olmakla suçlandı. Tekrar ediyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanı, terör örgütü yöneticisi sıfatıyla yargılandı. Bütün bunlar yaşanırken siyasi iktidar ne yaptı, ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısını söyledi. Kumpas davalarının savcılığını üstlendi. Ordunun tasfiyesine sivilleşme, devletin bir cemaate teslim edilmesine demokratikleşme dedi. Bugün ‘Terörsüz Türkiye’ masalı anlatanlar, o gün, Türkiye’nin terörle mücadele eden en köklü kurumlarına karşı yürütülen hain operasyonları alkışlıyorlardı."

“PARLAMENTER SİSTEM YALNIZCA BAŞBAKANLIK MAKAMINI YENİDEN KURMAK DEĞİLDİR”

Türkiye’yi bu garabetten kurtaracaklarını söyleyen Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Parlamenter Sistem, yalnızca Başbakanlık makamını yeniden kurmak değildir. Meclisin yeniden millet iradesinin merkezi olması, hükümetin, milletin temsilcilerine hesap vermesi, kararın meşveretle alınması ve sorumluluğun üstlenilmesidir. Yargının iktidarın talimatından, bürokrasinin parti sadakatinden kurtarılmasıdır. Yürütmenin Meclis tarafından denetlenmesi ve bağımsız yargıyla sınırlandırılmasıdır. Çünkü devlet aklı bir kişinin aklı değildir. Devlet, meşveretle akleder, kanunla hareket eder ve milletine hesap vererek güçlenir. Devlet bakidir. İktidar geçicidir. Millet esastır. Makam emanettir. Kanun herkesten üstündür.

“MİLLETİN DEVLETİNİ MİLLETE VERME ZAMANI GELMİŞTİR”

15 Temmuz’da, cemaat görünümlü bir terör örgütü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni gasp etmeye kalktı. Türk milleti müsaade etmedi. Fakat 15 Temmuz’a giden yolun müteselsil siyasi sorumlusu olan AK Parti iktidarı, o büyük yangından ders çıkarmak yerine rejim devşirdi. Milletin kurtardığı devleti, sarayın avlusuna kapattı. Milletin devletini, millete geri vermenin zamanı gelmiştir. Kanunu yeniden devletin namusu, Meclisi millet iradesinin merkezi, adaleti herkesin güvencesi yapacağız. Bilinsin ki, günahların hesabı mahşere kalabilir. Fakat suçların hesabı Ruz-i mahşerde olduğu gibi, bu dünyada da mutlaka sorulacaktır. Türkiye, daha iyisini hak edenlerin ülkesidir. Türk milleti layık olduğu düzeni hiçbir kişinin, hiçbir partinin ve hiçbir yabancı gücün ihsanından beklemeyecektir. Onu, kendi iradesiyle, kendi emeğiyle ve kendi Cumhuriyetine sahip çıkarak kuracaktır. Türkiye, haysiyetli bir Cumhuriyeti namuslu bir demokrasiyle muhakkak buluşturacaktır.”

Günün Diğer Haberleri