CHP Grup Başkanı Özgür Özel, SZC TV’nin canlı yayın konuğu oldu. Özel, 10’uncu yıl dönümünde, 15 Temmuz 2016 akşamını ve kendisinin grup başkanvekilliği görevini üstlendiği o tarihte, darbe girişimi akşamı Meclis’in nasıl açıldığını anlattı. Özel, o günden bugüne FETÖ ile mücadelede ne noktaya gelindiği ve mücadelede eksikler olup olmadığı sorusuna karşılık şunları söyledi:
"Ben o gece buraya koşarken, gelirken tüm milletvekilleri gibi, ‘Bizden haber alamazsanız korkmayın, Meclis’e gidiyoruz’ dedik. Ailelerimizle helalleştik. Uzun bir süre benden haber alamayınca sığınakta telefonlar çekmediğinden, çıktığımda kızım telefonda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Çok endişe etmişlerdi. Biz o gece buraya gelen bütün milletvekilleri, canları pahasına buraya geldiler. Canım pahasına buraya savunmaya geldiğim şey; Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan seçme-seçilme hakkı, sandık ve demorkasi. Yani ülkeyi seçilmişler yönetsin diye, Atatürk bu ülkeyi bir tek adam rejiminden kurtardı, bir Meclis kurdu. Kurulan Meclis kurumsallaştı, çok partli rejime geçildi ve bütün eksikliklerine rağmen bir parlamenter demokrasi yerleşti. Onu savunmak için geldik. Çünkü eğer seçimle gelenin seçimle gittiği bir düzeniniz yoksa bugün ülkede bir iktidar vardır, yarın darbeye açıktır. Bugün ülkede bir refah vardır, yarın yoktur. Hiçbir şeyin grantisi yoktur. Her şeyin garantisi hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığıdır, demokrasidir, milletin memnun olmadığını gönderebilmesidir."
"TEMMUZUN BİTİMİ AĞUSTOSUN BAŞLANGICIYLA BİRLİKTE RESMİ ADIM ATILIR"
Özgür Özel, yeni partinin ne zaman kurulacağına ilişkin sorusuya da şu yanıtı verdi:
"20 Temmuz elbette zaten bekleniyor. Bunun devamında biz CHP'de birkaç hukuki mücadele veriyoruz ama hepsinin bir hafta, 10-15 günlük işleri var. İmzaların gereğini yapmadılar. Bunun bir mahkeme süreci var. Biraz önce konuştuğumuz Yargıtay süreci var. Bir de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğumuz, Parti Meclisi’nin düştüğü ve 40 gün içinde kurultay yapılmasıyla ilgili bir süreç var. Bunların hepsi bir hafta, 10-15 günlük işler. Ondan sonra Merkez Yönetim Kurulu’nu toplayıp bir karar vereceğiz.
Seçilmiş il başkanlarımla konuşacağım, PM ile konuşacağız. Bir yandan bir grup arkadaşımız yeni parti kurulumuyla ilgili, bir grup arkadaşımız mevcut bir siyasi partinin hazırda bulundurulmasıyla ilgili her ihtimale karşı görüşmeler yapıldı, o konudaki hazırlıklar yapılıyor. Tüzük yazılıyor, program yazılıyor, kurucular kuruluna karar veriliyor.
Ama temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte bu konuda resmi adım da atılır. 22’sinde kurulacak diye bir şey yok. Hukuki yollar bitip bunlar artık bize bu noktada, AK Parti’nin yargı bürokrasisiyle, partinin butlan bürokrasisinin eş güdüm halinde birlikte çalışarak, bizim partideki seçme ve seçilme hakkımızı, partideki siyaset yapma imkanlarımızı ortadan kaldıklarına kani olduğumuz noktada adımımızı atarız.”
KILIÇDAROĞLU’NA SESLENDİ
Madem parti bölünmesin istiyor, ben de asla bölünmesin diyorum. Zaten partiyi bölmeyeceğiz. Seçilmiş CHP olarak bir yere gideceğiz. Butlancılar bir yerde kalacak. Butlana oy vermek isteyen butlana oy verecek. Ama parti bölünmeyecek. Kemal Bey’in hiçbiri işine gelmiyor çünkü hiçbirinden seçilemeyeceğini biliyor. O yüzden ‘Yapmam seçimleri’ diyor. Ben de diyorum ki, gelin, en büyük ‘arınma’yı yapalım. En büyük arınma, en büyük denizde yüzmekle olur. Gelin, 2 milyon üyemize gidelim. Üyemize diyelim ki ‘Buyrun Kemal Bey konuşsun, Özgür Özel konuşsun.’ 2 milyon üyemiz sandığa oy atsın. Bu milletin, bu partinin bu kültürü var. Ben 2 milyon üyeyi, cumhurbaşkanı adaylığı seçimine çağırdım. Üye olmayanlar ‘Biz de oy kullanamayacak mıyız’ dediler. Dayanışma sandığı kurduk. 15 buçuk milyon oy kullanıldı dayanışma sandığında. Bu milletin sandık kültürü var. Bu parti, sandığı getiren parti.
Buradan Kemal Bey’e söylüyorum: Arınacaksak en büyük arınma için milletin hakemliğine başvuralım. Gidelim 2 milyon üyemize, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel yarışalım. Kaybeden siyasetten çekilsin. Partiyi bıraksın, partiyi salsın.
“YÜZDE 90'IN ALTINDA OY ALIRSAM SİYASETTEN TAMAMEN ÇEKİLECEĞİM"
Ben ayrıca da şöyle bir iddia koyuyorum. Yarıştık, yüzde 90’ın altında bir oy alırsam, bakın yüzde 50 güven oyudur, yüzde 90’ın altında oy alırsam siyasetten tamamen çekileceğim. Bir gün daha siyaset yapmayacağım. Yüzde 90’ın altında oy aldığımı kendime güvensizlik sayacağım. Sayın Kılıçdaroğlu zaten yaptığımız son kongrede yüzde 50’nin altında oy aldı ilk turda, herkes ‘Çekilmelisiniz’ dedi. O durumda bile çekilmediği için ikinci turda kendisine oy veren 200 delege döndü, bize oy verdi. ‘Olmaz artık’ dedi. Kemal Bey kurultayda yüzde 50’nin altında oy aldığında da çekilmemişti. Zaten bize en büyük eleştiri seçim kaybetmemiz değil. Seçim kaybından sonra gereğini yapmamamız. Özeleştiri yapmamamız Kemal Bey’in döneminde. Benim geçmişte en zorlandığım soru şuydu: ‘Sayın Erdoğan, ‘Ben seçimleri kazanamazsam çekileceğim. Ey Kılıçdaroğlu, Bahçeli siz bu seçimden birinci parti çıkmazsanız siyaseti bırakmaya var mısınız’ dedi. Bu soruya Kemal Bey’in cevabı ne olur?’ Ben kolay kolay soru altında kalmam, ben bu soruların hep altında kalıyordum, zorlanıyordum. Çünkü siyaset iddia meselesidir. ‘Kaybetsem de devam edeceğim’ demek, ‘Ben iktidara değil, muhalefete talibim’ demek. O yüzden siyaset iddia işidir. Ben iddiamı şöyle koyuyorum: ‘Gel salonlara sığmayalım, bir genel seçim havasında bir pazar günü Türkiye’de bütün ilçe başkanlıklarımızda sandıkları kuralım. Yarışalım. Kaybeden gitsin.’ Yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakacağım. Kemal Bey’i bu erdemli, ahlaklı, onurlu ve partili kimliğine yakışır yarışa büyük bir saygıyla davet ediyorum."