SİYASET

Bahçeli: "Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır"

Bahçeli, Türkiye'nin ihtiyacının aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyu, hukukun üstünlüğü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğunu belirterek, "Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla; toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın" dedi.

Bahçeli:

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bahçeli, konuşmasına 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayarak başladı. 

"Türkiye’nin dünya siyasetindeki yeri merkez, yönü ise insanlığın olduğu her yerdir. MHP olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe olan dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibiyiz" diyen Bahçeli, "Bunun için ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihi bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Siyasi rakiplerimiz sığ sularda kulaç atmaya varsın devam etsinler. Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler, Türk milleti kararını vermiştir: Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir. İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir" diye konuştu.

"TÜRK VE TÜRKİYE YÜZYILININ ANAHTARI TÜRK BİRLİĞİDİR"

Bahçeli, Türk Devletler Teşkilatı'nın 13. Zirve Toplantısı'na ilişkin şunları kaydetti:

"İpleri emperyalizmin elinde olan kuklaların tiyatrosu son bulacak, her şeyin milletimize göre olduğu yükseliş çağı başlayacaktır. Bu çağın adı Türk ve Türkiye yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir. O sebeple terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyoruz. Türk dünyasında birlik ve dirlik istiyoruz. İşbirliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle Türk Devletleri Teşkilatı'na üye devletlerin küresel etkinliğinin, huzur ve barışa katkılarının da artacağına inanıyoruz. Muradımız; Hazar ile Akdeniz’in hasretini sona erdirmek, Isık gölü ile Van gölünü kavuşturmak, Selenga ile Sakarya’yı buluşturmaktır. Dileğimiz; Merv’in yıldızlarını Söğüt’te seyretmek, Taşkent’in havasını Konya’da solumak, Bakü’de çalan türküye, İzmir’de eşlik etmek, Bişkek’te doğan güneşi Ankara’da uğurlamak, Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmet ışığını, Mustafa Kemal Atatürk’ün cesaretini Türk dünyasıyla buluşturmaktır.  

'Dilde, fikirde, işte birlik' şiarıyla Türk devletlerinin yolu aydınlanmalı, çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumları muhabbet fidanlarına, kardeşlik ormanına dönüşmelidir. Aynı kıbleye yönelen yürekler, Türkçe düşünen, Türkçe çağıran diller ortak bir gelişme stratejisiyle kendi mukadderatına yön vermelidir. Bu vesileyle Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13’üncü Zirvesinde üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askeri ilişkilerin gelişmesi, siyasal ve stratejik işbirliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin, bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu vurgulamak istiyorum. 167 maddeden oluşan sonuç bildirgesindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek işbirliği alanlarının bağımsız egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Türk Devletleri Teşkilatı güçlenerek yoluna devam edecek, Türk yüzyılını inşa ederken bölgesel barış ve huzur ile küresel düzenin de kurumsal kalesi olacaktır."

"TÜRKİYE HUZUR VE İSTİKRARI TAHKİM ETMEK ARAYIŞINDADIR"

Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanmış olması memnuniyet verici bir gelişme olmuştur. Uzun bir tarihî geçmişe, ortak kültür ve anlayışa sahip iki dost ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönündeki iradenin bir sonucu olan sözkonusu Mutabakat Muhtırası, uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözetmekte, herhangi bir ülkenin hakkına ya da uluslararası hukukun ilke ve kurallarına halel getirmemektedir. Akdeniz havzasında, bilhassa da ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik sahasında, herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini defaatle ve kararlılıkla dile getiren Türkiye; komşularımızla dostane ilişkileri pekiştirmek, karşılıklı rıza ile işbirliği mekanizmaları ihdas etmek, hükümetler arasındaki yakınlaşmayı halklarımıza da teşmil etmek suretiyle tüm bölgede barış, huzur ve istikrarı tahkim etmek arayışındadır. Ne var ki, Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyanların bu gelişme üzerine feryat ettikleri de görülmüş ve tarafımızca not edilmiştir.

"SİYASETİN GÖREVİ TAHRİK ETMEK DEĞİL BİRLEŞTİRMEKTİR"

Asıl mesele, eleştiriyi sorumlulukla yapmak; farklı düşünceleri ülkenin birliğini, milletin huzurunu ve hukukun üstünlüğünü gözeterek dile getirmektir. 6 Ekim tarihli TBMM Grup konuşmasında 'İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara’dır. Siyasette yöntem olarak ayrışsak da yönümüz Türk İstiklali ve egemenliğidir' demiştim. Millî meseleleri siyasi kazanç uğruna istismar etmek ne demokratik olgunlukla ne de toplumsal sorumlulukla bağdaşır. Sokakları gerilimin ve çatışmanın adresi hâline getirmeye çalışmak siyasetin konusu olamaz. Siyasetin görevi tahrik etmek değil, birleştirmektir. Kutuplaştırmak değil, kucaklaştırmaktır. Ülkemize ve milletimize değer katan bir anlayışı hâkim kılmaktır. Kimse yanlış hesap yapmasın! Toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan, ayrışmadan medet ummasın! 

"SİYASETTE ARINMA VE AKLANMA ERTELENEMEZ BİR GEREKLİLİKTİR"

Türkiye’nin ihtiyacı, aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyuyu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik zemini güçlendirmektir. Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla; toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın. Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Cumhur ittifakıyla büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar vermesin. Bu kadar emek ve gayretin nihai durağı insanlıktır ve insani değerler siyaset dahil herşeyin üstündedir. Akıl öfkeye, nezaket kabalığa, zarafet görgüsüzlüğe, helal kazanç tamahkarlığa, terbiye edepsizliğe terk edildiğinde insanlık ölür, adamlık da yok olur. Uzaktan adam görünenlerle, adamlığa uzak olanlar, surette farklı olsalar bile sirette birdir ve bizim nazarımızda adam değildir… Bu vesileyle bir kez daha siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu vurgulamak istiyorum. Zira; Türkiye kutlu sözdür, sinemizde satır satır. Türkiye gören gözdür; ufkumuzu kuşatır. Türkiye cevherdir, özdür; kardeşçe yaşatır."

AdminAdmin