CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü TV'de Liderler Özel programında, milletvekili transferlerine ilişkin bir soru üzerine, "CHP listesinde seçmenden oy alanların birbiri arasında geçiş yapmasına benim söyleyecek bir sözüm yok. Seçmene taahhüdümüz aynıydı bizim. Biz ülkeyi birlikte yöneteceğiz diyorduk. On ay önce AK Parti'ye ağzına geleni söyleyen adam on ay sonra AK Parti'nin adayı diye milletin karşısına çıkıyor. CHP'den gitmiş bir kişi var. O kişinin de ailesi daha önce CHP'ye oy atmamış, aday olduğunda bütün Mersin ayağa kalkmış. Belediye başkanı belirleme sürecindeyiz. Parti Meclisi var. Kendisi üye değil. İstediği bir ilçenin adayı olmadı diye PM salonunu basıyor mesela. Şimdi bu AK Parti şöyle bir şey yapıyor transferlerde. Bize gelene bir dönem garantisi veriyor. Kampanya var AK Parti'de. Bize gelen milletvekiline bir dönem garanti. Bu arkadaş ne Mersin'de ne CHP'de ne bir yerde yani vicdanı olan herhangi bir yerde bir dönem daha milletvekili olamayacağı için AK Parti'nin kampanyasından istifade etmiş. Bu partinin böyle genlerinden gelen ve bizim listemizden seçilen ve AK Parti'ye giden henüz bir kişi olmadı. Allah göstermesin o ızdıraba da zor dayanırız yani o kötü bir şey olur. Onun dışında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başkumandanlığıyla bir şeyi eş görmeler selam vermeler o da nasıl bir karakter olduğunu gösteriyor. Ne diyeyim AK Partililer utandı izlerken bir utanmayan Tayyip Erdoğan'la o konuşmayı yapan kişi" ifadesini kullandı.
Özel, vekil transferleri ile Yeni Yol Partisi’nin grubunun düşmesinin engellenmesi için CHP’den Yeni Yol Partisi’ne vekil transferi olup olmayacağı sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bu süreçte meclis aritmetiğinde zaten herhalde şu an 20 milletvekilleri var. Ayrıca partilerin bağımsızda duran ya da kendilerinde duran milletvekilleri de var. Takip edebildiğim kadarıyla oradan çözümler bulunacaktır diye düşünüyorum. Ama görev bize düşerse demokrasi adına yeniden böyle bir şey yeniden değerlendiririz.
"Tayyip Erdoğan'la kavga etmekle AK Parti ve MHP seçmenine ulaşmak arasında Tayyip Erdoğan engelini kaldırmak lazım"
Özel, normalleşme tartışmalarına dair soruya ise şöyle yanıt verdi:
"Bir kere ülkenin normalleşmesi şudur. Ben Manisa'nın Hacıhaliller Köyündeyim. Bunu Erdoğan'a da anlattım görüştüğümüzde. Hacıhaliller Köyünde CHP'nin mahalle temsilcisiyle AK Parti'nin mahalle temsilcisi düğünü de birlikte yapıyorlar cenazeyi de birlikte kaldırıyorlar. Ama Ankara'ya baktığınızda Anıtkabir'de liderler el sıkışmıyor veya şehit cenazesinde el sıkışmıyor. Bu normal mi? Normalleşme lafzında normali budur dedik diye adı normalleşme kaldı. Bayramda küsler barışıyor. Siyasi partilerden birbiriyle bayramlaşmayan partiler var. Seçmene verdiği paket mesaj bu, 'Açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, sıkıntıdasın, çocuğunun geleceğinden endişelisin biliyorum ama bayrağı indirecekler, ezanı dindirecekler, vatanı böldürecekler, arkama geçmelisin, biraz daha beklemelisin.' Ben sosyal demokrat bir partinin genel başkanıyım. Ben iş adamlarına düşman değilim. Hatta daha çok kazansınlar, daha çok istihdam yaratsınlar, ülke daha çok kalkınsın, daha çok kazan ama hakça bölüşelim. Verginin yüzde 88'ini yoksullar ve orta direk yüzde 11'ini zenginler vermesin, bu iş bir terse dönsün. Daha çok kazansınlar ama daha çok vergi versinler, kazanmayan vermesin. Benim derdim emeklilerdir, benim derdim işçilerdir, asgari ücret ve biraz üstünde alanlardır. Benim derdim mavi yakalılar, beyaz yakalılardır. Benim derdim gençlerin bu ülkede hayal kurmasıdır. Polisin de partisi benim, aldığı maaşa, sosyal sınıfına göre bakarsan. Jandarmanın da partisi benim, infaz koruma memurunun da partisi benim, işçinin de, çiftçinin de partisi benim. Tayyip Bey de bunların partisi olacaksa bizim gibi siyaset yapacak. Meseleyi bu zemine indirmek normalleşmektir. Meseleyi bu zeminde tartışmak normal. Anormali Türkiye'de kimlikler üzerinden oy kullanmaktır. Anormali Türkiye'de birtakım ezberler üzerinden, birtakım palavralar üzerinden seçmeni kandırmaktır. Arkadaşlarımız içeride elbette mücadele vereceğiz ama şunu söylüyoruz. Tayyip Erdoğan'la kavga etmekle AK Parti ve MHP seçmenine ulaşmak arasında Tayyip Erdoğan engelini kaldırmak lazım. Ulaşıyoruz daha da çok ulaşmamız lazım. O yüzden işte Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, politika kurulları, Gölge Bakanlık, pozitif gündem, 2 milyon üyeye yeni görev tarifleri, dünya siyaset tarihinin en uzun, en güçlü, en katılımcı kampanyası bunlarla olacak. Şimdi ben AK Parti seçmenine ulaşamam ama 2 milyon CHP üyesi, 15,5 milyon Ekrem İmamoğlu'na imza atmış herkes komşusuna... AK Partili dediklerimiz uzayda gezmiyorlar. Hepsi bu milletin, bu vatanın evladı."
"Suriye'de barış en çok Türkiye'ye lazım"
Özel, "Bugün ilk önce bir geniş Türkiye'nin de dahil olduğu coğrafya ve ayrıca Amerika'nın Venezuela operasyonuyla ilgili bir savunma ve güvenlik sunumu aldık. Ardından dış politika sunumu aldık. Suriye ile ilgili şöyle bir şey, bizim yarın PM'nin sonuç bildirgesinde de bu yer alacak. Suriye'deki meselede Türkiye'nin müzakereden yana, diplomasiden yana, sorunun çatışmasız, kan akmadan çözülmesinden yana inisiyatif alması gerektiğini düşünüyoruz. Diplomasiye alan açılması gerektiğini düşünüyoruz. Yıllarca sürmüş bir Esad rejimi var, ardından rejimin devrilmesi, İdlib'deki Suriye'yi temsil etmeyen birtakım unsurların, İngiltere ve Amerika'nın İsrail'in yol vermesiyle yönetime gelmesi, geçici yönetimi, Suriye'nin pek azını temsil eden bir yapı tarafından üstlenilmesi var. Bir kere İsrail'in birtakım hesapları konusunda uyanık olmak lazım. İngiltere'nin tarihsel yaklaşımları konusunda müteyakkız olmak lazım. O yüzden Suriye'de barış herkese lazım, en çok Türkiye'ye lazım. Sınırın iki tarafında akrabalar yaşıyor. Türkiye Kürtlerine de barış lazım, Suriye Kürtlerine de barış lazım. Suriye Kürtlerinin Suriye'deki Türkmenlerle, Suriye'deki Araplarla, Suriye'deki gayrimüslimlerle, Suriye'deki Alevilerle birlikte bir anayasal güvence ile hep birlikte Suriye'de güvenli, anayasal, kalıcı barışı tesis edilmiş, ordusuyla, iç güvenlik sistemiyle doğru tarif edilmiş bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç var ve orada herkesin huzur içinde olması hem Türkiye'nin huzuru demek hem de büyük bir fırsat demek. O yüzden biz Suriye'de barışın tesis edilmesi, korunması ve bir bütünleşik Suriye devletinin barış içinde, huzur içinde, güven içinde yaşamasının tesisi için Türkiye'nin aldığı inisiyatifin de ilerisinde inisiyatif alması gerektiğini söylüyoruz. Bize bir şey düşüyorsa, bu konuda üzerimize düşen her türlü katkıya, her türlü fedakarlığa da hazır olduğumuzu ifade ediyoruz."




















