CHP MYK, parti genel merkezinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. CHP Sözcüsü Zeynel Emre, toplantı devam ederken düzenlediği basın toplantısında, 19 yıl önce hayatını kaybeden Hrant Dink'i andı. Emre, "O gün Şişli'de kaldırım taşına düşen sadece bir beden değil, Türkiye'nin vicdanıydı. Kıymetli eşi Rakel Dink’in o günkü feryadı, o tarihi tespiti hatırlatmak boynumuzun borcudur. ‘Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.’ Evet, o günden sonra çok sayıda soruşturma açıldı, tutuklamalar oldu, bazı hükümler verildi, yeniden yargılamalar oldu. Ama o iklim, o karanlık aydınlandı mı dersek tam olarak aydınlanmadı. O tetiği çektiren odaklar, arkasındaki güçlerin kimler olduğunu tam olarak ortaya çıkartılmadı. Biz CHP olarak adaletin tecelli ettiği, bu topraklarda güvercinlerin tedirgin olmadığı, kardeşliğin ve barışın hakim olduğu bir Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz. Hrant Dink'i saygıyla ve özlemle andığımızı ifade edelim" ifadesini kullandı.
“Günlük 667 lirayla bir emeklinin hayatta kalabilmesine imkan yok”
10 günü aşan süredir milletvekili arkadaşlarımızla Meclis’i terk etmiyoruz. Emeklilerimizle dayanışma eylemi gerçekleştiriyoruz ve çok pozitif geri dönüşler alıyoruz. İlk başta sanki emekliye çok büyük bir mükafatmış gibi 16 bin 881 lira olan en düşük emekli maaşını, 18 bin 839 lira olarak açıklanmıştı. Çok büyük mükafatmış gibi bu sefer bunu 20 bin lira olarak açıkladılar. Günlük ne yapar? 667 lira yapar. 667 lirayla bu ülkede bir yurttaşın, bir emeklinin geçinebilmesine imkan yok, hayatta kalabilmesine imkan yok. TÜİK'in artık güvenilirliği tartışmalı olan kalmamış verilerinde dahi, yıllık enflasyon 30’un üzerinde ve ocak ayında kirasına zam yapılacak bir emekli bu oranlarla karşılaşacak. Hal böyle olunca barınma problemi ortaya çıkıyor. Ne acıdır ki kirasını ödeyemediği için evinden çıkartılan ve sokakta yaşamaya başlayan 66 yaşındaki emekçimiz Cemal Ertürk'ün soğuktan korunmak için girdiği otomobilde yangın çıkması sonrası hayatını kaybettiği gibi çok dramatik sahnelerle karşı karşıya kalıyoruz.
“Cumhur İttifakı bileşenleri için en büyük samimiyet testi olacak”
Madem bu konuda AK Parti hariç; MHP dahil, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partiler büyük duyarlılık gösteriyorsa o zaman Meclis’te emekliler için ortaklaşalım. Bu hafta tam kadro ilgili oylamada bulunacağız. Buyurun, gelin. Emekliyi hiç olmazsa açlık sınırının altında bir rakamda yaşamaya mahkum etmeyelim. Gerekli düzenlemeyi yapalım. Bu da bu konuda dile getiren, konuşan başta Cumhur İttifakı bileşenleri, MHP olmak üzere bu haftaki göreceğimiz için en büyük samimiyet testi olacak. Bir sosyal mühendislik uygulandığını görüyoruz. Çünkü bu ülkedeki 2019 yılında sadece 1 milyon yurttaşımız, en düşük emekli aylığı alırken bugün itibarıyla yaklaşık 5 milyona geldi. Tam rakam 4 milyon 917 bin kişi. Bu ne demek? Emeklilerimiz yoksullukta eşitleniyor. Zamanla herkes en dipteki maaşa mahkum olacak bir politika güdülüyor. Bunu kimse EYT ile açıklamaya kalkmasın. Çünkü burada esnek çalışma sömürüsünün, kayıt dışılığın, sendikalaşmanın önüne geçilmesinin bir sonucunu yaşıyoruz hep birlikte. Aslında 2019’da en düşük emekli aylığı artış oranında bir artış olsaydı o gün 2 bin lira alan emekli, bugün 40 bin; 5 bin lira alan ise 100 bin lira alacak. Halbuki bugün o rakamların çok ötesinde bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız.
“Bizim ülke olarak kaynak sorunumuz yok, kaynakların yönetimi problemi var”
Milletvekili arkadaşlarımız, ciddi çalışmalar içerisinde. Karabük Milletvekilimiz Cevdet Akay, Gelir Idaresi Başkanlığı verileri ve şirket bilançolarını inceleyerek bir tablo oluşturdu. O tabloya baktığınız zaman, 2013-2024, yani son 10 yıllık dönem içerisinde bir defa Vergi Uzlaşma Komisyonu adı altında milyarlarca liralık verginin affedildiğini görüyoruz. Bütçeye baktığımız zaman 2026 yılında bu yolla vazgeçilmesi öngörülen tutar 3 trilyon 597 milyar lira. Buna ilave özellikle kamu özel işbirliği ve o yap işlet devlet modeliyle hazineyi sömüren, sayıları 44’ü bulan o şanslı şirketlerin ödedikleri vergilere baktığımız zaman, 2025’te 701 milyar, 2026’da 768 milyar olarak açıklanıyor. Ama bu iktidar döneminde 13 ayrı vergi affı çıkartarak o şirketlerden çoğunlukla bu parayı tahsil etmedi. Onun için diyoruz bizim ülke olarak kaynak sorunumuz yok, kaynakların yönetimi problemi var.




















