SİYASET
Giriş Tarihi : 12-01-2026 14:55

Ekrem İmamoğlu: "Cumhurbaşkanlığı adaylığım kesin biçimde devam etmektedir"

İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel’le biz kişisel ikballerimiz etrafında değil, Türkiye’nin herkes için özgür, adil ve müreffeh bir ülke olması davasının etrafında bir yola çıktık. Yoldaşlığımızın hedefi bellidir, yolu bellidir. "

Ekrem İmamoğlu:

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Genel Başkanımız Özgür Özel’le biz kişisel ikballerimiz etrafında değil, Türkiye’nin herkes için özgür, adil ve müreffeh bir ülke olması davasının etrafında bir yola çıktık. Yoldaşlığımızın hedefi bellidir, yolu bellidir. O yüzden herhangi bir makas açılması vesaire söz konusu olamaz. Ülke bu haldeyken, milletimiz bizden büyük bir sorumluluk üstlenmemizi beklemişken bizim sımsıkı durmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Kimse boşuna başka bir şey beklemesin" dedi. İmamoğlu, diploma davasının henüz sonuçlanmadığını, cumhurbaşkanlığı adaylığının kesin biçimde devam ettiğini de belirterek, "Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için milletimize karşı üzerine düşen vazifeyi yapacaktır" ifadesini kullandı.

İmamoğlu, "Siz de artık bir sonraki seçim için adaylığınızın zora girdiğini kabul etme noktasında mısınız?" sorusu ve aday olamaması durumunda “en kuvvetli aday olarak Mansur Yavaş görülüyor” denilmesi üzerine, şunları kaydetti:

"Maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını, kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının şeref ve namusu, güvenilirliği de söz konusudur. Biz inşallah siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize bu kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz. Adaylık meselesine gelince, ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için milletimize karşı üzerine düşen vazifeyi yapacaktır. Onlarla yol arkadaşlığı yapmaktan onur duyduğum Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve Sayın Başkan’ım Mansur Yavaş, Türkiye’nin önemli değerleri. Cumhuriyet Halk Partisi, birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede ve kalibrede bir partidir. İnanın bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa'mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa; 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmeyecekti, sandıkta karşıma çıkmaktan korkmayacaktı. 400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa, çok beklerler. Milletin önüne referandum sandığının koyulacağı günü heyecanla ve hevesle beklediğimizi bilsinler. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur. On milyonların, Ekrem İmamoğlu yerine adaylaştığı bir seçime dönüşür."

"Sandıkta dört kez yendim, beşincide de yeneceğim"

Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile benzetilmelerine dair ise şunları kaydetti:

"Kâğıt üzerinde benzerlikler olabilir. Karadenizli olmamız, ticaretten gelmemiz... Bunlar ortakmış gibi görünebilir. Evet, ben Trabzonluyum. Bununla gurur duyuyorum. Ama ben Batmanlı olsaydım da bununla gurur duyacaktım, Aydınlı olsaydım da. Çünkü ben ülkemi her şeyiyle, her yeriyle seviyorum. Bu sevgim sayesinde tüm İstanbullu hemşerilerime yıllarca hizmet ettim. Ben birleştirici, kucaklayıcı, ılımlı söylemlerde bulunmayı tercih ediyorum. Kutuplaşmayı arttıran, kendisine oy vermeyen seçmeni ötekileştiren söylemleri kınıyor ve 86 milyon vatandaşımızı ayrıştıran bu yönetim biçimini asla doğru bulmuyorum. Bir tahammül edememe durumu söz konusuysa ki öyle olduğuna ben de inanıyorum, bunun nedeni benzerliklerin bulunması değil; aksine farklılıkların açık ve yoğun bir şekilde halkımız tarafından görünmesidir. Her mikrofon başına geçildiğinde kendisine oy vermeyen vatandaşlarımızı ötekileştireni, hakaret edeni, eşitsizliği körükleyeni, seçim meydanlarında yenemediği rakiplerini yargı eliyle hapsedip siyasi tutsak haline kimin getirdiğini milletimiz çok açık bir biçimde görüyor. Gençler, kadınlar, anneler, babalar, işçiler, akademisyenler, asgari ücretliler, emekliler... Milletimizin tüm kesimleri… Saray hukuku yerine hukukun üstünlüğüne inanan, sosyal adaleti savunan, denge ve denetlemenin hâkim olduğu, şeffaf ve liyakate dayalı bir yönetim modelini benimseyen, çoğulcu demokrasi değerlerine inanan biriyim. Tüm bu farklılıklar sayesinde sandıkta dört kez yendim, beşincide de yeneceğim. Bu nedenle sosyal adaleti, halkçı perspektifi, şeffaf ve liyakate dayalı bir yönetim modelini savunan, hukukun üstünlüğüne inananların, bizden de siyasetimizden de şüphe duymasını gerektiren bir şey yok!"

AdminAdmin