SİYASET

İYİ Parti 9. yılını kutluyor. Dervişoğlu: "Bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez"

Dervişoğlu, "Bu millet artık geçmişte söylediğimiz gibi ‘Bugün bizi çağırıyor’. Çünkü ne azız ne kimsesiziz. Ne çaresiz ne umutsuzuz. Bakın herkes bir yerleri fethetmeye çalışıyor, partilere el koymak istiyor, şirketlere kayyum atıyor, milletin geleceğiyle ilgili adımlar atmak suretiyle bu memleketin insanlarının istikbaline sınırlar koyuyor. Buradan söylüyorum; bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez" dedi.

İYİ Parti 9. yılını kutluyor. Dervişoğlu:

Dervişoğlu, partisinin kuruluşunun 9. yılı dolayısıyla bir otelde düzenlenen resepsiyonda partililerle bir araya geldi. Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmada, 9 yıl önce bugün, bir avuç insanın ellerinde bir fikir ve yüreklerinde bir inançtan başka hiçbir şey olmadan yola çıktığını söyledi. 

O günlerde kapıların yüzlerine kapandığığını, salonların kendilerine çok görüldüğünü, ''Bunlar dağılır'' diye hafife alındıklarını belirten Dervişoğlu, şöyle devam etti:

"Bu dokuz yılın içinde seçimler var, mücadeleler var. Hayal kırıklıkları, gecenin sabahına kadar süren sandık başı bekleyişleri var. Yüreklerimizi yaralayan hüzünler var. Ama sevinçler de var; gözyaşıyla karışık, omuz omuza yaşanmış mutluluklar var. Ve bütün bu olup bitenlerin sonunda İYİ Parti hâlâ olduğu yerdedir, Türk milletinin kalbinde ve hizmetindedir. 

Yola çıktığımız ilk andan itibaren bugünlere gelmemize büyük emek veren başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere, tüm kurucu üyelerimize en derin teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yolda bizimle yürüyüp, bugün aramızda olmayan bütün yol arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle ve özlemle anıyorum. Onların emeği bu partinin harcındadır. Hatıraları bu salondadır. Ve adını kimsenin bilmediği, kapı kapı dolaşan, yağmurda çamurda stant açan, kimse görmezken bu davayı omuzlayan teşkilat mensuplarımıza buradan gönülden teşekkür ediyorum. Bu parti en çok sizin sayenizde ayaktadır.

"İYİ PARTİ'NİN KURULUŞU FİKRİ BİR TERCİHTİR"

Biz marazdan doğan iyiliğiz. Biz 'hayır' diyenleriz, itiraz edenleriz. Hanedan heveslerine, tek adam sultasına, partizan devlet idaresine karşı duranlarız. Türk milletinin, Cumhuriyet ve demokrasi ilkelerinden koparılmasına razı olmayanlarız. Bizim kuruluşumuz yarım bırakılmış bir parti içi mücadelenin devamından ibaret değildir. İYİ Parti’nin kuruluşu fikri bir tercihtir. Siyasi bir yükseliştir. Sosyal bir hakikattir. Daha da önemlisi, ahlaki bir tercihtir. Biz buna kuruluş ahlakı diyoruz. 25 Ekim 2017, Türk siyasi tarihinde yalnızca yeni bir siyasi partinin kuruluş tarihi değildir. Aynı zamanda, siyasetin giderek iki kutba sıkıştığı, toplumsal ayrışmaların derinleştiği ve geniş bir seçmen kitlesinin kendisini mevcut siyasi seçenekler arasında yeterince temsil edilmemiş hissettiği bir dönemde, alternatif bir milliyetçi, demokrat, kalkınmacı merkez siyaset arayışının kurumsal ifadesidir. İYİ Parti, bu arayışın sonucu olarak doğmuş; milliyetçilik ile demokrasiyi, devlet geleneği ile hür vatandaş fikrini, milli kimlik ile çoğulcu toplumsal yapıyı aynı siyasi zeminde buluşturma iddiasını üstlenmiştir. Yani kendi kendine oluşan siyasi bir hareket değiliz. Bu hareketin her yerinde sizin alın teriniz, sizin mücadele azminiz vardır. Dolayısıyla İYİ Parti sıradan bir parti olarak değil, siyasetin kalbinde Türk milletinin üzerine güneş gibi doğan bir siyasi hakikattir. Ve bugün, dokuz yıl sonra, aynı sorular yeniden önümüzdedir: Devlet kimin devletidir? Millet bu devletin neresindedir? Milletin verdiği yetki ne anlama gelir? Bizim cevaplarımız bellidir.

"DEVLETİ GERÇEK SAHİBİ OLAN MİLLETE GERİ VERMEK İSTİYORUZ"

Soruyorum; millet sürünürken o devlet nasıl yaşayacaktır? Vatandaş kendi devletinden korkuyorsa, o devlet nasıl güçlü olacaktır? Akşam sofrasında çocuğunun yüzüne bakamayan bir baba varsa, faturayı açmaya korkan bir emekli varsa, diplomasını cebine koyup, yurt dışına bilet bakan bir genç varsa, alın teri karşılıksız kalan bir işçi, adalet kapısında umudunu yitiren bir anne varsa, biz devletin büyüklüğünden nasıl bahsedeceğiz? Biz devleti küçültmek istemiyoruz. Başkalarının da küçültmesine rıza göstermeyeceğiz. Devleti, gerçek sahibi olan millete geri  vermek istiyoruz. Makam emanettir; siyasetçi o emanetin sahibi değil, bekçisi olmalıdır. Millet güdülecek bir sürü değildir. Verdiği emaneti geri almak da verdiği yetkinin hesabını sormak da milletin hakkıdır. Bu bir haysiyet meselesidir… Devletin haysiyeti, vatandaşını kendi kapısında küçük düşürmemektir. Vatandaşın haysiyeti, hakkını isterken boynunu eğmek zorunda kalmamaktır. Siyasetin haysiyeti ise güç kimdeyse onun etrafında pervane olmak değil, hakkın ve hakikatin yanında saf tutmaktır. Biz kim olursa olsun, hangi koltukta oturursa otursun, doğruya doğru, yanlışa yanlış dedik. Bunun bedelini de bildik; yalnız kalmayı, hedef olmayı, hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık. İşte bu yüzden biz tarafız. Hukukun, hürriyetin ve Cumhuriyet’in tarafındayız. Türk milletinin tarafındayız. Ve bunu iktidarda kim olduğuna bakarak değiştirmeyiz. Çünkü bir siyasi hareketi parti yapan, yalnızca programı değildir. Zor zamanda nerede durduğudur. Kime rağmen neyi savunduğudur.

"BÜTÜN KALELER ZAPT EDİLEBİLİR MA İYİ PARTİ ZAPT EDİLEMEZ"

Bu millet bize güveniyor. Bu millet artık geçmişte söylediğimiz gibi ‘Bugün bizi çağırıyor’. Çünkü ne azız ne kimsesiziz. Ne çaresiz ne umutsuzuz. Bakın herkes bir yerleri fethetmeye çalışıyor. Partilere el koymak istiyor, şirketlere kayyum atıyor, milletin geleceğiyle ilgili adımlar atmak suretiyle bu memleketin insanlarının istikbaline sınırlar koyuyor. Buradan söylüyorum: Bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez. İyilerin ve cesurların ruhları esir alınamaz. İyilerin vicdanları susturulamaz. Türkiye sahipsiz değildir. Türk milleti yalnız değildir. Cumhuriyet kimsesiz değildir. Biz bitti denilen yerden başlayanlarız. Sürmez denilen yerden filiz verenleriz. Yılmayan, yıkılmayan, eğilmeyen bir iradeyiz. Cumhuriyetin bekçisiyiz, Türk milletinin emrindeyiz. Dokuz yıl önce buradaydık. Bugün buradayız. Yarın da burada olacağız. Ve son söz, her zaman olduğu gibi, gelecek büyük Türk milletinin olacaktır. Dokuzuncu yaşımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türk milleti. Ne mutlu Türk’üm diyene."

AdminAdmin