İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Sefalet, sebep değil, sonuçtur. İktidarlarının sonucudur. Diyorlar ki, 'Ekonomi dengeleniyor'. Biz de diyoruz ki: Ekonomi, dengelenmiyor, milletimiz tüketiliyor. Rakamlar sıralıyor, grafikler gösteriyor, makyajlı istatistiklerle yalan söylüyorlar ama o rakamlar ne mutfağa giriyor. Ne pazardaki yangını söndürüyor. Ne de ay sonunu getiremeyen milyonların derdine derman oluyor. İktidarın sahte baharı, emekçinin gerçeği karşısında buz kesiyor. Bu iktidar, enflasyonun belini kırmıyor, kıramıyor. Belini kırdıkları şey; geçinemeyen babanın umudu, hayal kuramayan gencin geleceğidir.
"Emeklilerimizin yaptıkları her eylemde İYİ Parti olarak yanlarında olacağız"
Büyükşehirlerde kiraların 20 bin liradan başladığı bir ülkede bu parayla kim karnını nasıl doyuracak? Recep Tayyip Erdoğan bize bir anlatsın. Kim çocuğuna ayakkabı alabilecek? Kim hayata nasıl tutunabilecek? Peki ya emeklilerimiz? İşin adını koyalım; ikinci baharları emeklilerimiz açısından kapkara birkışa döndü. Enflasyon oranındaki artışla, en düşük emekli aylığı, 19 bin lira oldu. Gelin, bir hayatta kalma matematiği yapalım: Ankara’da ortalama kira, 20 bin lira. İstanbul’da ortalama kira, 25 bin lira. En düşük emekli aylığı, 19 bin lira. Soruyorum: emeklilerimiz otel köşelerinde ya da terminal banklarında mı yaşayacak? 25–30 yıl çalışmış, prim ödemiş, alın teri dökmüş insanlara, reva gördüğünüz hayat, bu mudur? Açlığa ve sefalete mahkum ettiğiniz tüm emeklilerimizin yaptıkları her eylemde İYİ Parti olarak yanlarında olacağız.
"Ekonomiyle ahlakı, adaletle güvenliği, umutla geleceği birbirinden kopardınız"
Hep söylüyoruz, bu bir ahlaksızlık enflasyonudur. Suç ve güvensizlik enflasyonudur. Bir yanda terör örgütlerinin karanlığı, diğer yanda çeteleşme, mafya özentisi, suç romantizmi derken, gençler, bu dehlizlere giriyor. Onlara pusulayı da siz veriyorsunuz. Siz veriyorsunuz. Sözlerimin başında dedim ya suçu yaratıyorlar. Eli temiz ekmeğe ulaşamayanlar, eline silah almayı, marifet biliyor. Gençler neden bu yollara sürükleniyor, biliyor musunuz? Çünkü onlara, yaşamak için bir sebep bırakmadınız. Ekonomiyle ahlakı, adaletle güvenliği, umutla geleceği birbirinden kopardınız. Polis operasyonlarıyla sonuçları temizleyebilirsiniz. Ama sebepleri ortadan kaldırmadığınız sürece bu ülke, yeni acılar yaşamaya devam eder.
"Türk milleti, muz cumhuriyeti gibi, devlet başkanını işgalciye teslim edecek kadar düşmez"
Türk milleti, muz cumhuriyeti gibi, devlet başkanını işgalciye teslim edecek kadar düşmez ama bu ülkenin sokakları, o muz cumhuriyetlerine döndürülmek istenecektir. Tek mesulü de bugün iş başında bulunan iktidar olacaktır. Çözüm sürecinin tam anlamıyla bir tıkanma yaşadığını, sürecin mimarlarının ise Suriye’de aradıklarını bulamadıkları için adeta nedamet getirdiklerini ve direksiyonlarını da köprüden önceki son çıkışa doğru kırdıklarını görüyoruz. Sürecin ilk gününden itibaren ayan beyan ortada olan, PKK’nın hiç inkar etmediği ve geri adım atmadığı talepler hepimizin malumuydu. PKK, hiçbir zaman Suriye’de silah bırakacağını söylemedi, DEM Parti hiçbir zaman federasyon ve ikili hukuk talebinden vazgeçmedi. Şimdi de şaşırmışlar gibi, beyanat veriyorlar.
"Sizin muhattabınız ABD ve İsrail"
Aylardır aynı kaptan su içiyor, birbirinizin sözlerinin altına imza atıyorsunuz. Neye şaşırdınız? SDG’nin YPG; YPG’nin de PKK olduğuna mı şaşırdınız? 11 sene boyunca, ABD ve İsrail tarafından, emrine ordu yetiştirilen Mazlum Abdi’nin, pek de mazlum olmadığına mı şaşırdınız? Bu kadar kör müydünüz? Muhatabınızı İmralı zannettiniz. Sizin muhattabınız ABD ve İsrail. Bizim üzüntümüzde Türkiye'nin bu hale getirilmesidir. Kendi geleceğimizin başkasına emanet edilmesidir. Bütün bunlar ortadayken, süreci netleştirmek ve somut kırmızı çizgiler çizmek yerine, Öcalan muhatap alındı ve mecliste kurulan komisyon, İmralı’ya, Öcalan’ın ayağına götürüldü. Hem halka altı boş bir umut pompalandı hem de örgüte ve onun eli kanlı liderine, meşruiyet sağlandı ve cesaret verildi. Geldiğimiz noktada milletimizin, Öcalan’ı merkezine oturtan, Cumhuriyetin nitelikleri ile birlikte milli kimliğimizi tartışmaya açan bu sürece olan tavrı, kamuoyu yoklamalarına yansımış görünüyor.




















