SİYASET
Giriş Tarihi : 11-08-2026 11:19   Güncelleme : 11-08-2026 13:27

Müsavat Dervişoğlu: "Meclis tescil makamına indirgenmiştir"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan "çerçeve yasa" teklifine ilişkin, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir" dedi. Teklifin Meclis iradesini zedelediğini ve terör mağdurlarının adalet beklentisinin göz ardı edildiğini belirten Dervişoğlu, "Meclis sürecin başındaki gibi sadece bir tescil makamına indirgenmiştir" dedi.

Müsavat Dervişoğlu:

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Celan Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi. 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, teklifin geneli üzerine grubunun görüşlerini açıkladı. Konuşmasına devletin adalet, anayasa ve milli egemenlik üzerine kurulu olduğunu belirterek başlayan Dervişoğlu, "Devlet bir binaya benzer. O binanın harcı adalet, kolonları anayasa, çatısı ise milli egemenliktir. Bugün bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum; bu iktidar elinde tuttuğu yetkiyi bir yapım ruhsatı gibi değil, devleti içten içe çürüten bir tadilat ruhsatı gibi kullanmaktadır" dedi.

Dervişoğlu, sürece ilişkin eleştirilerini dile getirerek kanun teklifinin hazırlanma biçiminin Meclis'in iradesini zedelediğini söyledi. Dervişoğlu, "Nihayetinde bu kanun teklifi İmralı'daki terör hükümlüsünün onayından geçerken Türk milletinden gizlendi, hatta imzalayanlar dahi içerikten habersizdi. Şimdi bu kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır? Meclis sürecin başındaki gibi sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü onun bilgisi ve rızası dışında cebren kullanılmıştır" ifadelerini kullandı.

"YASAL ADIM BİR ÖDÜLDÜR; ÖNCE HAK EDİLİR, SONRA VERİLİR"

Dervişoğlu, dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerinde silahsızlanma, dağılma ve entegrasyon sıralamasının uygulandığını belirterek, kanun teklifindeki yöntemin bunun tersine çevrildiğini söyledi. Dervişoğlu, "Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya, Güney Afrika... Hangisine bakarsanız bakın bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimleri silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmamıştır. Denetleyen de yürütme değil; bağımsız bir yargı ya da yarı yargısal organlardır. Yasal adım bir ödüldür; önce hak edilir, sonra verilir" diye konuştu.

"Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir" diyen Dervişoğlu, önce hukuki kazanımın verildiğini, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanmanın vaat haline getirildiğini belirtti.

Bu yöntemin devleti örgüt karşısında neredeyse eşit bir sözleşmeci taraf konumuna taşıdığını kaydeden Dervişoğlu, teklifin terör örgütünün silahsızlandırılması ve tasfiyesine yönelik bir düzenleme olmadığını savunarak, "Elbette ki biz bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmiyoruz. Ama yaptığınız bu değildir. Bizim itirazımız bu düzenlemeyle Meclisimizin tek adam rejiminde zaten yıpranan itibarının bile isteye yerle yeksan edilmesidir. Devletin asla sarsılmaması gereken konumuna halel getirilmesidir" dedi.

"İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR"

"İktidarlar değişir, kanunlar değişir ama hesap değişmez" diyen Dervişoğlu, "Çünkü ihanetin zaman aşımı yoktur" dedi. Dervişoğlu, kanun teklifinde şehitlerin, gazilerin ve terör mağdurlarının durumunun göz ardı edildiğini savunarak "Şehitlerimizin hatırası, gazilerimizin hukuku, terör mağdurlarının adalet beklentisi bu kanunun neresindedir? Sürece kattığınız bir sus payından başka onlar sizin için de ne ifade etmektedir?" diye sordu.

Teklifin "fail odaklı" olduğunu belirten Dervişoğlu, "Bu metin fail odaklıdır; mağduru görmezden gelmiş, zararın tazminiyle ilgilenmemiş, yani gerçeğin ortaya çıkmasını düzenlemenin dışında bırakmıştır. Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak dosyalar idari bir kurulun kararıyla bir gecede kapatılabilecektir" dedi.

Dervişoğlu, milli birliğin hukukun esnetilmesiyle değil, devlet düzeninin korunmasıyla sağlanacağını söyleyerek "Milli birlik; hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet sahibinindir, devlet büyük Türk milletinindir" diye konuştu.

"BU TEKLİFE 'EVET' Mİ DİYECEKSİNİZ?"

Meclis'in milli egemenliğin temsil edildiği yer olduğunu ve milletvekillerinin ettikleri yemini hatırlatan Dervişoğlu, "Bu gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat Meclisin iradesiymiş gibi önümüze getirilemez" dedi.

Dervişoğlu, milletvekillerine seslenerek, "Hepimiz bu çatı altında Türk milletinin huzurunda bir yemin ettik. Devletin varlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağımıza dair... Üstelik namusumuz üzerine de ant içtik. Bu kürsüde sizler de bunu okudunuz. Sormak zorundayım: O yemini ettikten sonra hiç mi ‘Yeminimin gereğini yapabilecek miyim?’ diye dertlenmediniz? Bu teklifin altına imza atarken, komisyonda ‘evet’ oyu verirken bir kez olsun o yemin hiç aklınıza gelmedi mi? Peki bugün burada o yemini bile bile çiğneyecek misiniz? Bu teklife ‘evet’ mi diyeceksiniz" diye sordu.

Dervişoğlu, İYİ Parti'nin teklif karşısındaki tutumunu ise "Biz ‘hayır’ diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız" sözleriyle açıkladı.

"TARİH, HAKİKATİN YANINDA DURANLARIN SESİNİ YANSITMIŞTIR"

Konuşmasında 10 Ağustos 1920 tarihine de değinen Dervişoğlu, Sevr Antlaşması'nın imzalanmasının yıl dönümüne atıfta bulundu. Dervişoğlu, "Tesadüf değil, ancak tevafuk olarak hatırlanmalıdır ki 106 yıl önce bugün, 10 Ağustos 1920 yılında Sevr denilen o teslimiyet belgesi imzalanırken dönemin İstanbul hükümeti ve mütareke basını, devleti tasfiye eden o metni ‘Artık kan dursun’ diyerek alkışlamıştı. O gün Anadolu'da milli mücadeleyi ve Misak-ı Milli'yi savunanlar marjinal ve kanun tanımaz ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran; o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan bir avuç kahramandı" diye konuştu.

Bugünkü Meclis görüşmelerini de tarihle ilişkilendiren Dervişoğlu, "106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurul'da aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih; çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Ve emin olun; bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan emirle el kaldıranları değil; doğru zamanda, doğru yerde, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir" ifadelerini kullandı.

AdminAdmin