Buraya nasıl ulaştığını anlatsın. İçeride bu sorgu sürdükçe, içeride bu zulüm sürdükçe, içeride bu baskı sürdükçe biz de demokratik bir şekilde, kimseye zarar vermeden ama haysiyetimizi de ezdirmeden mücadele edeceğiz. İstanbul’u buraya bekliyoruz. 'Susmamak lazım' diyenlere, 'Mücadele etmek lazım' diyenlere, ezilenlere, geçinemeyenlere, barınamayanlara sesleniyorum. Burada direniyoruz. Buraya gelin. Bizimle birlikte olun. Televizyonu başında, pijaması üstünde bu meydana ‘Aferin, helal olsun’ diyenlere diyorum ki, ‘Ya o pijamayı çıkaracaksın, ya Tayyip Erdoğan tarafından ezileceksin. Buraya geleceksin. Bu meydana ‘aferin’ demeyin, bu meydana gelin, tarihe geçin. Bu mücadelenin bir parçası olun.’ İstanbul buraya" dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 'casusluk' soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'na destek amacıyla CHP’nin çağrısıyla Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde vatandaşlar bir araya geldi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adliye önündeki vatandaşlara seslendi. Özel, "Bu meydan İstanbul’da tanıdığı herkesi arasın. Buraya nasıl ulaştığını anlatsın. İçeride bu sorgu sürdükçe, içeride bu zulüm sürdükçe, içeride bu baskı sürdükçe biz de demokratik bir şekilde, kimseye zarar vermeden ama haysiyetimizi de ezdirmeden mücadele edeceğiz. İstanbul’u buraya bekliyoruz" diye konuştu.
Özel, konuşmasının devamında İstanbulluları adliye önüne çağırdı. "Gönlü burada olanlara sesleniyorum" diyen Özel, "Susmamak lazım' diyenlere, 'Mücadele etmek lazım' diyenlere, ezilenlere, geçinemeyenlere, barınamayanlara sesleniyorum. Burada direniyoruz. Buraya gelin. Bizimle birlikte olun" çağrısını yaptı.
"Özgür basın susturulamaz"
Özel, 'casusluk' soruşturması kapsamında TELE1 Televizyonu’na kayyum atanması ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınması sonrasında kanala kayyum atanmasına ilişkin şöyle konuştu:
"Bambaşka bir sürecin bambaşka bir evresindeyiz. Sesimizi duyuran, meydanları gören bu otobüsü çarşamba akşamı canlı yayınlayan üç kanalımız var. Bunlardan birine, TELE1’e bu mevzu ile ilişkilendirerek Sayın Merdan Yanardağ’ı, hem de kanal kendisinin değil, oğlununken, hem de yalan iftira ama dediği doğru olsa el koyma işlemi için mevzu ile alakalı olmak varken, kameralara, kayıt cihazlarına, canlı yayın cihazlarına el koyup o kanaldan normal yayına engel olup belgesel yayınlattıranlara, o kanala TMSF eliyle Yeni Şafak yazarını kayyum diye atayanlara yazıklar olsun. İlk geceden itibaren il başkanımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz iki gündür TELE1 ile dayanışma gösteriyorlar. Sizler de gösteriyorsunuz. TELE1 emekçilerini yalnız bırakmayacağız. Özgür basın susturulamaz."
"500 sayfa iddianame saatler içinde çöp oldu"
İBB'ye ve CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların iddianamelerinin yazılmamasına da değinen Özel, sözlerinin devamında şöyle konuştu:
"Bugün içeride Ekrem Başkan’a diğer iftiralar, milletin vicdanından geri döndüğü için, ortalama vatandaşın aklına yatmadığı için, hele hele geçmişte Tayyip Erdoğan bu görevde tutuksuz yargılanıyorken, bir gün gözaltına alınmamış, bir gün tutuklanmamış, ceza almamış, telefonla davet edilmişken, şimdi daha hakkında iddianame bile yazılmayan, yazılamayan Ekrem Başkan’ı ve arkadaşlarımızı yakında mahkeme karşısına çıkarmak zorundalar. Sayın Bahçeli söylüyor, 'İddianame lazım.' Aklı başında AK Parti’nin yöneticileri söylüyor, 'İddianame lazım.' Aylardır biz söylüyoruz ama iddianameye somut kanıt lazım. Geçtiğimiz günlerde 500 sayfa bir iddianame saatler içinde çöp oldu. Önümüzdeki günlerde biz o iddianameyi bekliyoruz ki bugüne kadar atılan bütün iftiraların nasıl çöktüğünü, nasıl büyük yalanların kanıtlanamadığını, yapılanın bir algı operasyonu olduğunu dost ve dost olmayana gösterelim.
"Altındaki savcılara verdi gazı ama en sonunda baltayı taşa vurdular"
O iddianamenin bu hale geldiğini gördükleri için panik halindeler. Diyorlar ki 'Yazdık iddianameyi, verdik.' Bakın, şu yedinci kattaki odalarda yapılan toplantılarda konuşulan şu: 'Bunun hepsi bir iddianame olmaz. Birbirine bağlayamayız. Ayrı ayrı davalar açalım. Buradaki iftirayı söyleyelim. Hâkim ne derse ona uyalım. Bu dosyayı kapatalım. Hepsini birleştirelim dersek birbiriyle ilişkilendirilemez' diyorlar. Ama başsavcı diyor ki; 'Adama ahtapot dedirttik. Kolları var dedirttirdik başları Ekrem dedirttik. Yani yazacaksınız iddianameyi.' Şimdi o iddianame bu zorlamalarla, dünya kadar iftirayla, birbirine bağlanamayan hatta birbiriyle çelişen ifadelerle ve aslında hiç ilgisi olmayan insanları suçlamak için birilerini 'şunu söyle çık dışarı' kumpaslarıyla yazılıp verildiğinde mahkeme bakacak ve kuvvetle ihtimal yargılamaları tutuksuz yapacak. Oysa beyefendinin ekibine, 'AK Toroslar' çetesine verilen vazife 'Ekrem gün yüzü görmesin, Ekrem seçime kadar içeride dursun, Ekrem benimle yarışamasın.' İşte bu yüzden tam da bu yüzden nasıl geçmişte her şeyi geneller sonra başka bir şey bulamayınca FETÖ’cüler 'casusluk' derlerdi şimdi de son çare, iddianameyi mahkemeye getirip, tutukluluk hakimin bileceği bir iş haline geldiğinde başka bir dosyadan aylarca tutabilmek için şimdi böyle iddiada bulunuyorlar. 19 Mart darbesinin başındaki 'hadi bakalım Akın, Ekrem İmamoğlu'nu gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar içeri tut' demiş. O da 'ahtapot' dedi, 'yüzyılın yolsuzluğu' dedi. Altındaki savcılara verdi gazı ama en sonunda baltayı taşa vurdular.




















