EĞİTİM

YÖK Başkanı Özvar: Üzerinde ısrarla durduğumuz temel bir ilke var, daha az ders, daha fazla uygulama

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Üzerinde ısrarla durduğumuz temel bir ilke var. Daha az ders, daha fazla uygulama ve yaparak öğrenme." dedi.

YÖK Başkanı Özvar: Üzerinde ısrarla durduğumuz temel bir ilke var, daha az ders, daha fazla uygulama

Türkiye'nin huzur ve güvenliğini tahkim etmek, milli birlik ve kardeşliği daha da güçlendirmek hedefiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde "Terörsüz Türkiye" hedefinin ortaya konulduğunu anımsatan Özvar, yükseköğretim camiası olarak kendilerine bu hassas süreçte önemli görevler düştüğünün altını çizdi. Özvar, "Üniversitelerimiz gerçekleştirecekleri farklı akademik etkinliklerle 'Terörsüz Türkiye' hedefini farklı boyutlarıyla ele almalı, bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak değerlendirmeleri, bilimsel bulguları ve önerileri uygun yollarla kamuoyuna mutlaka paylaşmalıdır." diye konuştu.

Üniversitelerin üstlendiği misyonun, Türkiye'nin meselelerine duyarlılık göstermenin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani krizlere karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi de gerektirdiğine dikkati çeken Özvar, İsrail'in saldırılarından Gazze'deki bütün yükseköğretim kurumlarının etkilendiğini kaydetti.

Özvar, "Gazze'de tıpta uzmanlık eğitimi alma imkanı bulamayan hekimlerin eğitimlerini Türkiye'de sürdürebilmelerini sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirmiş bulunuyoruz. Türkiye'de nitelikli bir uzmanlık eğitimi alacak bu hekimlerin, ülkelerine döndüklerinde savaş sonrasında Filistin'in sağlık hizmetlerine katkıda bulunmalarını kendilerinden bekleyeceğiz." dedi.

"Eğitim, bilgi aktarmanın yanı sıra yetkinlik kazandırma süreci olmalıdır"

Dünyanın bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerle büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Özvar, YÖK olarak bu değişimi yalnızca takip eden değil, bilimsel ve teknolojik gelişmelere öncülük eden, geleceğin ihtiyaçlarına bugünden hazırlanan bir yükseköğretim sistemi inşa etmeye gayret gösterdiklerini belirtti.

Geleceğin Meslekleri ve Dijital Dönüşüm Seferberliği ile üniversiteleri yalnızca dünün ve bugünün değil, yarınların dünyasına hazırladıklarını vurgulayan Özvar, şunları kaydetti:

"Son üç yıl içinde yapay zeka, siber güvenlik, tarım ve sağlıkta dijitalleşme ile yeşil dönüşüm başta olmak üzere yaklaşık 80 farklı yeni programı yükseköğretim sistemimize kazandırdık. Gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlamayı hedeflediğimiz bu programların toplam sayısı 160 üniversitemizde 724'e ulaşmıştır. Bir başka önemli adım olarak, ülkemizin stratejik teknoloji alanlarında ihtiyaç duyduğu araştırmacıları yetiştirmek üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın destekleriyle Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı'nı başlattık. Programın ilk yılında 550 gencimizi araştırma üniversitelerimizde araştırma görevlisi olarak istihdam edecek, 5 yıl içinde toplam 3 bin genç araştırmacı yetiştireceğiz"

"Hedefimiz ülkemizi yükseköğretimde küresel bir aktör haline getirmek"

Yapay zekanın eğitimde kullanımının da aynı anlayışla ele alınması gerektiğine işaret eden Özvar, öğrenci ve akademisyenlerin bu araçlardan yararlandıklarını söyledi. Özvar, "Yapay zeka bir araçtır. Ürettiği içerik, tek başına doğru ve güvenilir bilgi olarak kabul edilemez. Bilimsel bilginin temelinde insanın düşüncesi, araştırması ve emeği vardır. Bu nedenle yapay zekadan yararlanırken içeriği doğrulama, kaynakları sorgulama ve akademik sorumluluğu üstlenme yükümlülüğümüz devam etmektedir." ifadelerini kullandı.

Özvar, öğrencilerin, yapay zeka kullanımını mutlaka bilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Yapay zeka araçlarının belki bize sağladığı en önemli avantajlardan bir tanesi bizim bu araçlarla eğitimi istediğimiz gibi kişiselleştirebilmemizdir. Eğitimin kişiselleştirilmesi dünyanın belki en pahalı işlerinden bir tanesidir. İşte yapay zeka bize her bir bireyin özelliklerini, kapasitesini ve vasıflarını dikkate alarak eğitimi kişiselleştirebilme imkanı sağlıyor. Bu başlı başına büyük bir potansiyel. Bu potansiyelden bütün üniversitelerimizin, bütün hocalarımızın ve özellikle öğrencilerimizin de istifade edebilmesi lazım. Eğitim öğretim araçlarının ve içeriğinin nasıl kişiselleştirilebileceği yapay zeka uzmanı hocalarımız tarafından mutlaka gösterilmeli ve ortaya konulmalıdır. Bu sağlandığı takdirde geride kalan öğrenci olmaz."

AdminAdmin