Bakan Kurum, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen "Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" panelinin açılışında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin insanlığın sıfır noktasından, tüm insanlığa yeni bir çağrı yaptığını belirtti.
Bu çağrıda doğa ile insanın rakip değil, yol arkadaşı olduğunu dile getiren Kurum, "Bu çağrıyı yapan Anadolu insanı, yere düştüğünde ekmeği öpüp alnına koyan, akan sudan bile israf etmeyen, sınırsız tüketim anlayışını hor gören bir kültürden gelmektedir. İşte tam da bu nedenle Sıfır Atık ülkemizde büyük bir seferberliğe dönüştü, bireyden topluma, toplumun tüm kesimlerine kadar dalga dalga yayıldı. Çocuklarımız öğrendiklerini evlerine taşıdı. Ailelerimiz alışkanlıklarını değiştirdi." diye konuştu.
"Asıl tehlike, iklim krizinin bu gezegeni nefes alınamaz, yaşanamaz bir yere çevirmesidir"
Bakan Kurum, siyasi istikrarsızlığın derinleştiği, çatışmaların arttığı, en temel insani sorunların tüm coğrafyaları etkilediği bir dönemde COP31'e hazırlandıklarına işaret etti.
Dünyanın bugün büyük bir sarsıntının içinde olduğunu, savaşların milyonlarca insanı yurdundan ettiğini anlatan Kurum, ekonomik krizlerin, çatışma kaynaklı belirsizliklerin dengeleri değiştirdiğini ifade etti.
Kurum, insanlığın, belirsizliğin kuşattığı daracık bir çemberin içine sıkıştığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama şunu açıkça söyleyelim, bugün manşetleri dolduran bu siyasi ve ekonomik fırtınalar gelip geçecek. Geçmeyecek olan, geri getiremeyeceğimiz olan başka bir şey var. İnsanlık ve doğa bir uçurumun kenarına doğru hızla ilerliyor. Asıl tehlike, iklim krizinin bu gezegeni nefes alınamaz, yaşanamaz bir yere çevirmesidir. Daha dün gece, takip etmişsinizdir. Antalya'da şiddetli hortum birçok ilçemizi adeta yıktı geçti. Maalesef 4 vatandaşımızı kaybettik. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına, tüm Antalyamıza sabır diliyorum. Biz Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle iklim krizinin yıkıcı etkilerine en fazla maruz kalan ülkelerden biriyiz. Bu bilinçle yaşamayı öğrenmeli, tedbirleri almalıyız."
Bu nedenle kentsel dönüşümü milli güvenlik meselesi olarak gördükleri değerlendirmesinde bulunan Kurum, tüm yaşanılanlardan çıkarılan dersleri, sahada kazandıkları tecrübeyi ve geliştirdikleri çözümleri Antalya'da bütün dünyayla paylaşacaklarını söyledi.
"Şimdi uygulama zamanıdır"
COP31 Başkanı Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin güçlü bir diplomasi gerektirdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir." sözlerini anımsatan Kurum, bu kapsamda, ülkelerin imkanları, ihtiyaçları ve iklim krizindeki sorumluluklarının farklı olduğu gerçeğini merkeze aldıklarını dile getirdi.
Kurum, kuraklıkla mücadele eden bir ülkenin de yükselen deniz seviyeleri nedeniyle geleceğinden endişe eden bir ada devletinin de Antalya'da sesini duyurmak istediklerinin altını çizerek, "COP31'e tam da bu anlayışla hazırlandık ve yol haritamızı diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak belirledik. Diyalogla ülkelerin ihtiyaçlarını belirleyecek, bu alanda yol haritamızı belirlediğimiz hedefler doğrultusunda ortaya koyacak, iradeyi güçlendirecek, eylemle bu iradeyi somut sonuçlara dönüştüreceğiz. Antalya'da kuracağımız her bir masanın, dünyanın bir yerinde çözüme kavuşan bir ihtiyaca karşılık gelmesini bekliyoruz." dedi.
COP31 için yıl boyunca yurt içi ve yurt dışında yoğun bir hazırlık yürüttüklerini aktaran Kurum, bu kapsamda 51 ziyaret gerçekleştirdiklerini, 16 uluslararası zirveye katıldıklarını belirtti.














