YENİ Parti’nin 81 il başkanı, parti genel merkezinde düzenlenen il başkanları toplantısında bir araya geldi. Toplantının açılışında konuşan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:
"Olağanüstü koşullara karşı olağanüstü mücadele pratikleri gerekir. O yüzden YENİ Parti’nin politikalarını tespitlerini, teşhislerini ve tedavi önerilerini milletimize ulaştırmak birinci vazifemiz. Örgütümüzün her bir üyesini YENİ Parti’nin mesajlarını millete ulaştıracak bir nefer olarak görüyoruz. Onlar televizyonları kapatabilirler, sosyal medya hesaplarını engelleyebilirler ancak üyemizin komşusuna, akrabasına, eşine, dostuna çalışmasını, onun derdine çözümü söylemesini engelleyemezler. YENİ Parti ne söylüyorsa 81 ilde dilden dile ulaştırmak örgütümüzün vazifesidir. Örgütümüze güvenim tamdır. Okumayı, dinlemeyi seven, araştıran, sorgulayan, tartışan, derdini iyi anlatan çok güçlü bir üye yapımız var. Son dönemde ilk kez siyasete dahil olan üyelerimizin heyecanı, teknolojik yatkınlıkları, pratikleri bize elverişli bir siyaset zemini yaratıyor. Kapatılan televizyonlara, erişim engeli gelen hesaplara, gazetelere üzülmek ve bunlar için mücadele etmek evet; ancak bunun yerine yepyeni iletişim olanaklarını kullanmak ya da klasik iletişim olanaklarını bir büyük seçim ordusu eliyle hayata geçirmek karşımızdakilerin baş edemeyeceği ve bizimle yarışamayacakları bir alan. Bir tarafta hantallaşmış, yorulmuş, yaşlanmış, köhneleşmiş, siyaseti siyasetçilerin elinden alıp bürokratlara emanet etmiş bir siyaset var. Bir tarafta eskisi olmayan bir parti, heyecanı yüksek bir parti, baskılardan yılmamış, teslim olmamış, tüm saldırılardan küllerinden yeniden doğmuş, ayağa kalkmış çok güçlü bir parti var. Onlar yolun sonunda, biz daha yeni başındayız."
"GÖREVİMİZ, SOYGUNU UNUTTURMAMAKTIR"
Özel, fon krizine ilişkin, şunları kaydetti:
"Son dönemde medyaya yöneltilen saldırıların bir sebebi de hiç şüphesiz asrın soygununun millete ulaştırılmasına engel olmak. Fon vurgunun hakikatlerinin özgürce konuşulmasına engel olmak istiyorlar. Bunu Halk TV’yi karartarak da yapıyorlar, diğer televizyonlara ‘Halk TV fon vurgunun üstüne çok gidiyordu, bak ne hale geldi’ diyerek korku salarak da yapmaya çalışıyorlar. Ama görevimiz bu soygunu unutturmamak, mağdurların hakkını sonuna kadar savunmaktır. Milletimiz geçim derdinde kıvranırken, iktidar partisinin açtığı yolda, bizzat iktidar partisinin mensupları tarafından vurgun yapılmıştır. Bu vurgunun 86 milyona maliyeti her geçen gün artmaktadır. Erdoğan’ın dediği gibi ‘Fonların yüzde 4,6’sında sınırlı bir iştir’ diyerek küçük göstermeye çalıştığı meselenin nasıl ikincil, üçüncül etkileri olduğu her yeni gün ortaya çıkmakta, uzmanlar tarafından ifade edilmekte, tüketici güven endeksinde ölçülmeye başlandığı günden beri tarihin en büyük aylık düşüşünün yaşandığı da memleketteki iktidara güven, tüketicinin yarınlara güveninin ortadan kalkmakta olduğunu göstermektedir. Ekonomiye doğrudan maliyet ilk günlerde 20 milyar dolar olarak ölçüldü. Birkaç gün içinde diğer etkileri ile birlikte 90 milyara çıktığı söylendi. Geçtiğimiz hafta YENİ Parti’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi 110 milyar dolar olduğunu söyledi. Bizim açıklamamızdan üç gün sonra dünyanın bu konuda en önemli kuruluşlarının açıklamalarda Türkiye’nin tam 114 milyar dolarlık toplam kayıpla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Yani krizin mağduru 455 bin tekil yatırımcı, 2 milyon vatandaş ya da 5,5 milyon borsa mağduru değil, bu krizin mağduru artık 86 milyondur.
"DAYANIŞMA VE HUKUK MÜCADELESİ İÇİNDE OLACAĞIZ"
Birinci heyet mağdurlarla görüşecek, bir çağrı merkezi de oluşturulacak, bir veri tabanı da oluşturulacak. Mağdurların haklarını müştereken arayacakları resmi zeminler, dernekler, birtakım çalışmalar bu konuda yapılıyor. Mağdurlarla dayanışma içinde olacağız. İkinci heyetimiz ise şu anda cezaevinde bulunan fon tutuklularını gidecek, ziyaret edecek, kendilerine soruları soracak millet adına. Yanıtları arayacak. Kendilerinin cezaevinde düştükleri süreçte esas bu meselenin kökünün nereden kaynaklandığı konusunda söylemek istedikleri varsa onları dinleyecek ve Meclis’in kurmadığı, araştırmadığı komisyon yönünden partimizden 10 milletvekili, diğer siyasi partilerden de, muhalefet partilerinden de bu konuda eşgüdüm arayışında olanlar var, birkaçı ile görüştük. Bunu da diğer partilerle ortaklaştırarak hiç değilse muhalefetin bir arada bu fon mağduriyeti ile mücadelesi noktasında gayret gösterilecek. Elbette biz kimseyi suçu ispatlanana kadar suçlu görme durumunda değiliz ya da bir cezaevi ziyaretinin mağdura yapılan bir dayanışma ziyareti gibi değil; hakikatin peşinde, fon vurgununun sorumlusu olduğu düşünülerek içeriye konulanlarla görüşmelerin hakikat peşindeki bir hukuk mücadelesine katkı sağlayacağının altını çiziyoruz. Türkiye kamuoyunda bu konu önemini korumaya ve ciddiyetle ele alınmaya partimiz tarafından devam edilecek. YENİ Parti olarak bu işin peşini bırakma niyetinde asla değiliz.
"REZALETLERİN KİMSE TARAFINDAN ÜSTLENİLMEDİĞİ SÜREÇLERDEYİZ"
O yüzden kimse kendi yaptığı bakanlık dönemi ile ilgili övülecek işler yaparak değil, dövünülecek işler yapsa da Erdoğan karar vermeden gidebilecek kapasitede değildir. İnsanlara örneğin, yenidoğan çetesinin hesabını Sağlık Bakanı’ndan soramadığımız, Kartalkaya yangınının Turizm Bakanı’nı görevden almaya, aldırmaya, istifaya yetmediği, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinin Maliye Bakanını veya ekonomiden sorumlu bakanları sorgulatmadığı, dış işlerindeki rezaletlerin kimse tarafından üstlenilmediği süreçlerin içindeyiz. Öyle bir şey ki kuvözde torununuz varsa bu düzende güvende değildir. Yenidoğan çetesinin hedefi olabilir. Çocuğunuz okul bahçesinde, aklınız okulda. Çünkü evladınız güvende değildir. Madene inen oğlunuz güvende değildir. Seçtiğiniz belediye başkanı başarılı ise AKP’ye tehdit ise güvende değildir. Cumhurbaşkanına tehdit ise devletin verdiği diploması dahi güvende değildir. İstanbul’da dere yatağına imar izni verilmiş evlerde oturanlar güvende değildir. Uyuşturucu çetelerinin cirit attığı yerde gençler, çocuklar, arka mahalleler güvende değildir. Esnaftan para isteyen, istediği haraç verilmezse 15 yaşında motosikletli çetelere kurşun attıranlar yüzünden esnafımız güvende değildir. Kadınlar karanlık sokaklarda güvende değildir. Tarladaki ürüne bakarsan Rize’deki çaycı, Giresun’da, Ordu’daki fındıkçı, Gaziantep’teki fıstık üreticisi, Manisa’daki üzüm üreticisi, Trakya’nın buğdaycısı, ayçiçekçisi, Çukurova’nın pamukçusu güvende değildir. Paranız bankada durmasına rağmen güvende değildir. Bu devletin, bu yönetim anlayışıyla yarınlarımız, evlatlarımız güvende değildir."














