SİYASET
Giriş Tarihi : 18-11-2025 13:44

CHP Sözcüsü Yücel: “İddianame hazırlandığına göre yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır”

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, "İddianame hazırlandığına göre, deliller toplanmıştır. Dolayısıyla delillere etki edilmesi, delillerin karartılması şüphesi söz konusu değildir. Bu nedenle yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı ve yargılama tutuksuz olarak sürdürülmelidir” dedi.

CHP Sözcüsü Yücel: “İddianame hazırlandığına göre yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır”

CHP MYK, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı. CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, MYK toplantısı sürerken toplantının gündemine dair basın toplantısı düzenledi. Yücel’in açıklamaları şöyle:

“Sadece hukuk düzenimiz açısından değil, demokrasimiz ve siyaset tarihimiz açısından da içler acısı bir tabloyla karşı karşıyayız. Siyasi varlığını, kutuplaşma ve düşman yaratma üzerine inşa eden bir iktidarın adım adım ülkemizdeki demokratik hayatı bitirme hamleleriyle karşı karşıyayız. 19 Mart’ı bir yargı darbesi olarak tanımlamamızın üzerinden yaklaşık sekiz ay geçti. Bu süreçte her gün yaşadığımız hukuksuzluklar bunun kanıtıydı ama 237’nci günde ortaya çıkan iddianame, bunun en somut kanıtı oldu. Bu belgenin adı iddianame ama aslında bu belge, demokratik hayata kasteden kötücül bir siyaset anlayışının vücuda getirdiği bir yargı muhtırası. Bu belgenin adı iddianame ama aslında iftiraname. Sayfa sayısının çok olmasının iddiaları kuvvetlendirdiğini sanıyorlar. Tam da bu nedenle iddianame ortaya çıkmadan önce yandaş basında, ‘tuğla gibi iddianame’ ya da ‘binlerce sayfalık iddianame’ yazılarını gördük, benzetmelerini okuduk. Oysa biz bu filmi, Ergenekon- Balyoz sürecindeki binlerce sayfalık iddianamelerde de görmüştük Amaç suçlu algısı yaratmak ve iddianameleri okunamaz hale getirmekti. Ama Ergenekon da çöktü Balyoz da. Hiç şüphesiz bu iddianame de çökecek.

İddianame hazırlandığına göre yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır”

Ama öncelikle tutuksuz yargılama esas, tutuklu yargılama istisnadır kuralının gereği yerine getirilmelidir. İddianame hazırlandığına göre, deliller toplanmıştır. Dolayısıyla delillere etki edilmesi, delillerin karartılması şüphesi söz konusu değildir. Bu nedenle yol arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı ve yargılama tutuksuz olarak sürdürülmelidir. ‘Sadece tanık beyanına dayalı hiçbir tutuklu yok’ diyenlerin, Kadriye Kasapoğlu’nun, Zeydan Karalar’ın ve onlar gibi nicelerinin neden hala tutuklu olduğunu açıklaması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, şüphelinin lehine olan delilleri de toplaması ve şüphelinin haklarını da koruması gereken ama iddianamede 775 ayrı yerde, ‘İmamoğlu suç örgütü’ ifadesini kullanan savcılık makamının masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının bu iddianamenin neresinde olduğunu göstermesi gerekmektedir.

İddianamede şüphelilere yöneltilen hemen hemen her iddiada, suç örgütü olarak tanımlanan yapıyla CHP’nin bağını kurma çabası net bir şekilde görülüyor. Savcılık bir basın açıklaması yapıyor, maşallah sanırsınız ki şüphelileri hem suçlamış hem yargılamış hem mahkûm etmiş hem de cezayı infaz ediyor. Halbuki HSK’nın bu konuda bir genelgesi var. Genelgeye göre, savcılığın yapacağı basın açıklamaları kamuoyunu etkilemeye yönelik olamaz, kişilerin suçlu olduğuna ilişkin kanaat uyandıramaz, masumiyet karinesini ihlal edemez, hâkimin ya da mahkemelerin olayları değerlendirmesinde ön yargılı davranmasına neden olacak mahiyette olamaz. Tabii İstanbul Başsavcılığı bunları unutmuşa benziyor, HSK ise ne yazık ki gözünü, kulağını kapatıyor.

İktidarlarının devamlılığını bu ülkenin birinci partisini kapatılmasında buluyorlar

Bu iddianamenin amacı da hedefi de bellidir. Hani büyük şair Nazım Hikmet, ‘Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu’ demiş ya AKP’nin, CHP korkusu da hiçbir korkuya benzemiyor. Öyle korkuyorlar ki sözde bir yolsuzluk iddianamesine parti kapatma talebi ekliyorlar. İktidarlarının devamlılığını, bu ülkenin birinci partisini kapatılmasında buluyorlar. Eski bir siyasi, AKP yargı kolları başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, CHP’yi kapatmak konusunda göreve davet ediyor. Sadece bu bile iddianamenin dayanağının hukuki değil, siyasi olduğunun göstergesidir. Sonuca giden her yolu mübah sayan AKP’nin yargısı, bu büyük hukuksuzluğu bu ülkenin kurucu partisi olan CHP’yi kapattırmak ve cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu da Silivri zindanında tutmak için yapmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye'de çok partili yaşamın yolunu açan CHP'yi kimse kapatamaz. Kimse buna cüret edemez. Çünkü CHP, milletin partisidir. Gücünü ve meşruiyetini milletimizden alır.

AdminAdmin