Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısına katıldı. Partisinin Gençlik Kollarının katılımıyla gerçekleşen grup toplantısında Dervişoğlu, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Sözlerine Anneler Günü'nü kutlayarak başlayan Dervişoğlu, "Bir ana bir evlat doğurur, bir milletin kaderi değişir. Anneler Günü'nde Zübeyde Hanım’ın kabrindeydik. Türk milletine makus talihini değiştiren bir evladı armağan etti" dedi.
Dervişoğlu, konuşmasında şunları kaydetti:
"HER 4 GENÇTEN 1'İ NE OKUYOR NE DE ÇALIŞIYOR"
"İşte o armağanın istiklal ateşini yaktığı 19 Mayıs tarihine de birkaç gün kaldı. 19 Mayıs sadece takvimde bir yaprak değildir. 19 Mayıs, bir milletin küllerinden doğuşunun ilk adımıdır. 19 Mayıs, imkânsızlıklar içinde dahi rotayı gençliğe çeviren, büyük bir Cumhuriyet vizyonunun adıdır. Ama bugün, bayramını kutlamaya hazırlandığımız o gençliğin omuzlarındaki yükü, kalbindeki endişeyi, zihnindeki belirsizliği görmezden gelemeyiz. Bugünün genci, 'Ben ailemin sahip olduğu olanaklara ulaşabilecek miyim?' diye soruyor. Bu soru yalnızca gençlere has da değildir. Bu soru, annelerin, babaların ve bu ülkenin geleceğini düşünen herkesin yüreğine düşmüş bir endişedir. Çalışma çağındaki genç nüfus, yıl sonu itibariyle 24,1 milyon. Bunun 6,5 milyonu, ne eğitimine devam ediyor ne de çalışıyor. Yani yaklaşık her dört gençten biri, hayatın iki ana kanalının da dışında bırakılmış durumda. Okulda değil, işte değil, üretimde değil, geleceğe hazırlıkta değil; evde bekliyor. 21. yüzyılda askıda yaşayan gençlerimiz var. Nerede 10 yılda 15 milyon genç yaratan genç Cumhuriyet, nerede 25 yılda, 6,5 milyon ev genci yaratan Cumhur koalisyonu? İşte zihniyet farkı budur. İşte resmettikleri tablo bundan ibarettir. Bu kara bulutu dağıtacak olan da cumhuriyetin temel değerlerini ve kurucu ilkelerini kendilerine rehber edinenlerdir. Birinci vazifenin gereğini yerine getirenlerdir.
"GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE BİR KUŞAK KIRILIYOR"
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na yaklaşırken, Türkiye’nin en ağır gerçeklerinden biriyle yüzleşmek zorundayız. 18-34 yaş arası gençlerimizin yaklaşık üçte ikisi, kendi yaşam standardının anne-babasından daha kötü olduğunu söylüyor. Bunu ben söylemiyorum. İşte buradalar, buyurun kendilerine sorun. Yani hayatlarından memnun değiller, mutlu değiller. Nasıl iş bulacaklar, nasıl geçinecekler? Bir gelecek kurabilecekler ki? Emekli olabilecekler mi? Endişeliler ve son derece haklılar… 'Yurt dışına mı gidelim', 'Ne yapalım' diye soruyorlar. O sebeple vize kuyruklarında bekliyorlar. Yabancı ülkelere hayran olup bayıldıkları için değil, kendi vatanlarında bunaldıkları, bunaltıldıkları için. Gözlerimizin önünde, bir kuşak kırılıyor.
"ÜLKENİN İNSAN KAYNAĞI HEBA EDİLİYOR"
Bizzat Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan raporlarda gençlerimizin mezun olduktan sonra ortalama üç yıl işsiz kaldığı, daha sonra da çoğu zaman mezun olduğu bölümle ilgisiz işlerde çalıştığı belirtiliyor. Bu ne demektir? Kamu kaynağı boşa harcanıyor. Gençlerin yılları boşa gidiyor. Ailelerin emeği boşa çıkıyor. Ülkenin insan kaynağı heba ediliyor. Ama gençlerimize yapılan asıl kötülük, Cumhuriyet’in her yurttaşına verdiği 'Emeğinle, bilginle, zekânla, ahlakınla yükselirsin' sözünün iktidar eliyle bozulmasıdır. Kamuya alımlarda mülakat düzeni, gençlerimizin önüne bir liyakat kapısı değil, bir sadakat duvarı örmüştür. Sınava hazırlanan gencimize şunu söylüyorsunuz: Diploman yetmez. Puanın yetmez. Emeğin yetmez. Bilgin yetmez. Bir de tanıdık bulacaksın. Bir de referans arayacaksın. Bir de il, ilçe başkanlığı kapılarında bekleyeceksin. Bir de kendini makbul göstereceksin. Yoksa ya işsizsin ya da asgari ücrete talimsin. Şimdi soruyorum siz de cevaplayın. Böyle bir devlet mi istiyorsunuz? Böyle bir Cumhuriyet mi istiyorsunuz? Böyle bir Türkiye mi istiyorsunuz? Duy bu sesleri Sayın Erdoğan, duy bu sesleri ve bu Türk gençliğinden 19 Mayıs'ta hiç olmazsa utanmayı becer diyorum. Müsterih olun, bu maya tutmuştur. Türk milleti kendisini kurtaracak neslin hangi nesil olduğunu iyi biliyor. Umut sizsiniz.




















