"19 Mart operasyonunun ekonomiye etkisi ABD-İRAN savaşının küresel ekonomiyi uğrattığı zarara eşdeğer"
Bu analiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın raporunda yer aldı.
Merkez Bankası, Türkiye ekonomisini sarsan iki büyük kriz dönemini masaya yatırdı.
"Dışsal şok dönemlerinde döviz talebi" başlıklı analizle, 2025'teki iç siyasi gelişmelerle 2026'daki bölgesel savaşın ekonomik faturalarını karşılaştırıldı.
Analizde, 2025 yılı Mart ve Mayıs ayları arası, "yurt içi gelişmeler ve küresel ticaret risklerinin eş zamanlı yoğunlaştığı çoklu bir şok ortamı" olarak tanımlandı.
Yani, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonla başlayan süreç, ekonomide ilk büyük kırılmayı oluşturdu.
İkinci kırılma ise 2026’nın Şubat ve Nisan ayları arasında yaşandı.
Bölgesel jeopolitik gerginliklerin, yani İran savaşının küresel risk iştahını baskıladığı dönem kayıtlara geçti.
Merkez Bankası'nın teknik analizi, nitelikleri tamamen farklı bu iki krizin döviz talebi üzerindeki yıkıcı etkisinin neredeyse aynı olduğunu ortaya koydu.
Rapora göre, her iki dönemde de döviz talebinin zirvesinde yabancı yatırımcılar vardı.
Siyasi krizde de savaş krizinde de yabancılar aynı hızla hareket etti; TL'den kaçış talebinin yüzde 70'inden fazlası yabancı kurumsal yatırımcılardan geldi.
Ancak yerli yatırımcının refleksi iki krizde farklılaştı.
İmamoğlu dönemindeki iç siyasi şokta, yurt içindeki döviz talebi çok daha geniş bir kurumsal tabana yayıldı.
Merkez Bankası bu durumu, risk kanallarının çeşitlenmesi ve genele yayılan kurumsal döviz talebiyle açıkladı.
Savaş şokunda ise yerli talebin daha çok petrol ve altın fiyatlarındaki hareketlilikle sınırlı kaldığı belirtildi.




















