GÜNCEL
Giriş Tarihi : 18-05-2026 13:03

Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde son aşama

Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ülke liderliği, Sayın Bahçeli’nin kararlı ve tavizsiz yaklaşımları, Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi ve devlet kurumlarının titiz çalışmalarıyla güçlü bir şekilde devam ediyor.

Terörsüz Türkiye'ye geçiş sürecinde son aşama

Geçiş süreci

Türkiye’nin içeride ve bölgede sistematik terör tehdidinden devamlı surette kurtulması, demokratik siyasetin bazı parçaları üzerindeki terör vesayetinin tasfiyesi, terörün dilinin, sosyal, ekonomik ve kültürel etkilerinin tüm mecralarda bitirilmesi hedefiyle devlet, topyekun hamle yapacağı bir geçiş süreci başlattı ve bu çerçevede yeni bir paradigma geliştirdi.

Anayasal olarak devlet başkanı sıfatına sahip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 25-26 Ağustos 2024'te Ahlat ve Malazgirt programlarında, 30 Ağustos 2024'te Zafer Bayramı etkinliğinde ve 1 Ekim 2024'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) yeni yasama yılı konuşmasında bu paradigmayı etraflıca açıkladı. Büyük bir tecrübeye ve bilgeliğe sahip MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bu konuda öncü girişimler yaptı.

Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ülke liderliği, Sayın Bahçeli’nin kararlı ve tavizsiz yaklaşımları, Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi ve devlet kurumlarının titiz çalışmalarıyla güçlü şekilde devam ediyor.

Bir devlet inisiyatifi olarak başlayan ve devlet politikası olarak devam eden Terörsüz Türkiye hedefine yönelik geçiş süreci, bu süre zarfında terörsüz bölge amacıyla birleşerek çok önemli bir aşamaya geldi. Görünür yönüyle 1 Ekim 2024’ten beri devrede olan Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, geçen 20 aylık sürede birçok ilerlemeyle hedefe erişmenin eşiğine ulaştı.

Siyasi dilin önemi ve toplumun tamamına güven vermek

Geçiş sürecinde genel olarak kullanılan dilin, özel olarak siyasi dilin ne kadar önemli olduğu herkesin malumudur. Geçmişte de bu konu gündem olmuştu. Mesela hem siyasi tutsak deyip hem hukuk reformu bir arada konuşulamaz çünkü ideolojik-politik yaklaşımlarla nitelemeler yapılırsa yürürlükteki hukukta yeri olmayan bu nitelemeler üzerinden pozitif hukukun değişim ihtiyacına ilişkin söz söylemek mümkün olmaz. Dil konusunda elbette herkesin üzerine düşen bir sorumluluk vardır. Ancak geçiş sürecinde devletin diyalog yürüttüğü muhatapların daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği de açıktır.

Bu kapsamda bu muhataplar bakımından toplumun tüm kesimlerine güven vermek ve endişeleri gidermek tartışmasız bir ihtiyaçtır. Bunun için Öcalan’ın bu konudaki kesin iradesi de dikkate alınarak bağlantılı unsurlar ve legal yapıların özellikle terör ve şiddet siyasetinin gayrimeşru olduğunu ifade etmeleri, açık ya da örtük hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın silaha dönüş dilinin tamamen terk edilmesi gerektiğini vurgulamaları çok etkili ve doğru olur. Toplumun beklediği de budur.

Yine Öcalan’ın devletle ve toplumla bütünleşme perspektifine bağlı olarak etnik siyaset tarzının Türkiye siyasetinin önüne çıkartılmasından ve geçiş sürecinin koşuluna dönüştürülme çabasından vazgeçilmesinin çok önemli olduğu tartışmasızdır. Örneğin geçmişte coğrafi bir bölgenin adı olarak "Kürdistan" ifadesinin kullanılmasıyla bugün etnik siyaset için "Kürdistan" isminin kullanılması arasında niteliksel fark olduğunu görmek gerekir. Geçmişteki kullanımı referans göstererek bugünkü etnik siyaset kullanımına meşruiyet kazandırma yaklaşımı doğru değildir. Bugün etnik siyaset aracı olarak kullanılan "Kürdistan" ismini bu kullanımın sorunları üzerinden değerlendirmek gerekir. Konu kimin yanlış yapıp yapmadığı meselesi değil, etnik siyasetin Türkiye’nin bütünlüğünün önüne çıkarılmasıdır. Türk milletinin Türkiye’nin bütünlüğü ve bütünlüğün temel unsurları konusundaki değişmez kabullerini ve hassasiyetini dikkate alarak dil kurmanın geçiş sürecine katkı yapacağı unutulmamalıdır.

Devletin geçiş sürecinin muhataplarıyla yürüttüğü diyalog terörün kesin ve devamlı surette her mecradan tasfiyesi için yürütülen temastır. Diyaloğun amacı Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinin en sorunsuz şekilde tamamlanmasını sağlamaktır. Diyaloğa farklı manalar yüklemek ana mecrasıyla doğrudan ilgili olmayan alanlara taşımak geçiş sürecine zaman kaybettirmekten başka bir şeye yaramaz. Diyaloğun amacına uygun yürütülmesinin geçiş sürecinin en az sorunla tamamlanması bakımından çok önemli olduğu herkesin kabul edeceği bir durumdur.

AdminAdmin